There is evidence that, for people with diabetes, the impact of sexual dysfunction on quality of life equals or exceeds that of neuropathy, nephropathy, or retinopathy.

A Multifactorial Problem

Treatments have been difficult to develop in part because of the multifactorial nature of sexual function. For men, most of the emphasis has been placed on erectile dysfunction, but problems may also take the form of diminished libido or ejaculatory or orgasmic dysfunction. Women similarly may experience low desire, impaired arousal, or difficulty with orgasm.That is why, we start asking about sexual function when diabetes patients are still in their 40s and intervene as soon as the first symptoms occur. This is because research indicates that sexual dysfunction can occur in those with diabetes years earlier than it affects those in the general population. 

Accelerated Aging: Sexual Dysfunction Manifests Early in Diabetes

For example, erectile dysfunction will affect 50% of men with diabetes by the time they are 50 years of age, with a mean age of onset of 45 years.  Among men in the general population, the rate of erectile dysfunction does not reach 50% until they are in their 70s, so "this represents a 20-year acceleration of the aging process" for diabetic men. 

Extracorporeal Shockwave Therapy (ESWT) for ED Treatment is Able to Shift PDE5i Nonresponders to Responders!

Hattat, H; Hattat,E; Hattat, I
Hattat Clinic, Istanbul, Turkey
15th Congress of the European Society for Sexual Medicine
Amsterdam 

Clinical trials show that ESWT show promising results for both Peyronie and vasculogenic related ED. ESWT has the potential to improve erectile function in vasculogenic ED patients. Post-treatment erectile, general satisfaction and intercourse satisfaction scores are higher in younger cohorts. Treatment satisfaction rates are high for both the patients and the partners. 

Erectile dysfunction (ED) is a marker of undiagnosed cardiovascular disease and diabetes! The findings of a recent study suggest ED should be a trigger to begin diabetes screening, especially in middle-aged men. Over the past decade, evidence has suggested that [ED] is an early indicator for cardiovascular disease.

Using data from male participants aged 20 years and older in the National Health and Nutrition Exam. Survey from 2001 to 2004, it was analyzed whether ED was associated with undiagnosed cardiometabolic risk factors.

The likelihood of undiagnosed diabetes was more than double in men with ED than in men without ED, the predicted probability of having undiagnosed diabetes at age 40 to 59 years was 1 in 10 for men with ED compared with to 1 in 50 for men without ED. Men with ED, should be made aware of their potential for having underlying diabetes and be encouraged to obtain screening !

29 Ocak’ta Journal PLOS Medicine dergisinde yayınlanan ve 95,000 erkeği inceleyen son araştırma sertleşme sorunu ve kalp hastalıklarının ilişkisine ışık tutuyor.
 
2 yıl takip sonrasında sonuçları açıklanan bu araştırmaya göre sertleşme sorununa sahip erkekler ,%30 civarında daha yüksek bir oranda kalp hastalıkları nedeni ile hastaneye yatıyor. Son yıllarda cinsel sağlık ile özellikle kalp damar hastalıkları arasındaki ilişki çok araştırılmaya başlandı. Bunun sebebi, cinselliğin kaliteli bir yaşamın önemli bir parçası olması. Cinsel sorun yaşayan kişilerde hayat kalitesinin düştüğü biliniyor. Üstelik bu durum partnerleri de etkiliyor. Buna ek olarak cinsel sağlığın genel sağlığın önemli bir barometresi olduğu pek çok çalışma ile gösterildi. Cinselliği etkileyen her şey kalbi, beyni ve tüm diğer sistemleri de etkiliyor. Hatta cinsel bölgeyi destekleyen damar, hormon ve sinir sistemi, vücudun en hassas mekanizmalarından olduğu için, genel sağlıkla ilgili ilk belirtiler sertleşme sorunu, erken boşalma gibi cinsel problemlerle kendini belli edebiliyor.
Bu araştırma sonuçlarına dönersek, cinsel bölgeyi besleyen damarlar koroner damarların neredeyse yarısı çapındadır. Damar tıkanıklığı yaratacak durumlar bu nedenle ilk başta penis damarını etkiliyor. Sertleşme sorunu da kalp hastalıkları gibi tıkalı damarlar sonucu oluşuyor. Bu nedenle 2006’da yayınlanan Princeton II Guideline’a göre sertleşme sorunu yaşayan ancak hiç kalp problemi olmayan erkekleri kalp hastası gibi değerlendirmek gerekiyor. Örneğin, LDL (kötü) kolesterol düzeyi yüksek olan erkeklerin dörtte biri ereksiyon bozukluğu yaşamaktadır. Penisinize yapabileceğiniz en iyi şey kalbinize iyi davranmaktır. Kan ne kadar iyi pompalanırsa, vücudunuzun geri kalan kısımları da o kadar iyi olacaktır. Aktif bir cinsel yaşam sürdürmek, sağlıklı kalmanın en önemli koşullarından biridir çünkü seks stresten uzaklaştırır, kalp krizi ve felç riskinizi azaltır.
 
Bu nedenle cinsel sağlığa olumsuz etki edecek risklerin ortaya çıkarılıp, varsa cinsel sorunların tedavi edilmesi genel sağlığı da olumlu etkiliyor. Sigara- alkol tüketimi, beslenme yanlışları, aktivitesi düşük bir yaşam, aşırı ve yönetilemeyen stres, depresyon ve uyku sorunları cinsellik için risk faktörleridir. Bel çevresi, vücut kitle endeksi ve vücut yağ yüzdelerinin ölçümleri de bizim için önemli bulgulardır. Bel çevresi kalınlığı, kilo fazlalığı ve obezitede özellikle cinsellik hormonları etkilendiğinden cinsel performans düşer. Kan şekerinde dengesizlik, kalp damar sorunları, yüksek tansiyon, Metabolik sendrom, kolesterol yüksekliği durumlarında da cinsel performans olumsuz yönde etkileniyor.   Bunları bir bütün olarak değerlendirmek gerekiyor. 
 
Yaşam Tarzınızı Kontrol Edebilirsiniz!
Yaşam kaliteniz ve sürenizin yüzde 70’inden fazlasını kontrol edebilirsiniz. 50 yaşına geldiğinizde  yaşam tarzınız yaşlanmanızın yüzde 80’ini yönetiyor; geri kalanı da kalıtımsal genleriniz tarafından kontrol ediliyor. Tıpkı bir araba gibi bedeniniz de düzenli bakım görürse daha fazla yol kat edebiliyor. Stresin üzerinizdeki etkilerini azaltabilirseniz, yaşla ilgili sorunlar yaşama olasılığınızda azalmış oluyor. Size verilmiş genlerle yaşamaya mecbursunuz ancak genlerinizin işlevlerini değiştirebilirsiniz. Hayatınızda sadece 5 şeyi düzelterek, hem kaliteli hem de uzun bir cinsel yaşama sahip olabilirsiniz. Bunlar: tansiyonu kontrol etmek, sigarayı bırakmak, günde 30 dakika egzersiz yapmak, stresi kontrol atına almak ve yemekten zevk aldığınız sağlıklı gıdalarla beslenmektir. Aslında bu kadar basit.  Daha hareketli, sigaradan uzak, rahatlamayı öğrenmiş ve beslenme alışkanlıklarımızda değişiklik yaparak, hayatlarımızı daha iyi hale getirebilir, daha canlı ve uzun bir yaşam sürdürebiliriz. Bu önlemlerle sadece cinsel sağlığınızı optimum hale getirmekle kalmıyorsunuz. İlk olarak kalbin ve damarların yaşlanmasını engelleyebilirsiniz. Yoksa önemli organlara yeterli kan pompalanması kesilince kalp krizleri, felç, hafızda kaybı gibi problemler birbirini izliyor. İkinci olarak bağışıklık sisteminin yaşlanmasını frenleyebiliriz. Bu da bağışıklık sistemine bağlı hastalıkları, enfeksiyon ve kanser riskini azaltıyor. Son olarak çevresel ve sosyal sorunların neden olduğu yaşlanmayı en aza çekersiniz. Çünkü stres yaşlanmayı hızlandırıyor.
 
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar çağımızın önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Günümüzde özellikle gençlerde birden fazla cinsel partnerin bulunması ve korunmasız cinsel ilişki yaşanmasına oldukça sık rastlanıyor. Orta ve ileri yaştaki kişiler de cinsel yolla bulaşan hastalıkları gençlik dönemine özgü sayıyor ve korunmalı cinsel ilişkiye gereken önemi vermiyor. Oysa cinsel yolla bulaşan hastalıklar birden çok cinsel partneri bulunan genç jenerasyonda fazla olsa da çok daha ileri yaşlarda da ortaya çıkabiliyor. 
 
Cinsel yolla bulaşan hastalıkların bu kadar önemli olmasının sebebi bu hastalıkların sadece genital bölgelerle sınırlı kalmaması, kısırlık, dış gebelik, kanser veya düşük gibi başka sağlık problemlerine de yol açması hatta anneden bebeklere de geçiş göstermesidir. Bu nedenle cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak, şikayetler ortaya çıktığında acilen tedavi olmak çok önemlidir. Peki cinsel yolla bulaşan hastalığınız olduğunu nasıl anlarsınız ve hangi adımları izleyerek tedavi planına ulaşırsınız?
 
Ne kadar çok cinsel partneriniz olursa o kadar fazla risk altındasınız.
Cinsel yolla bulaşan hastalıkların en önemli nedeni korunmasız cinsel ilişkidir. Korunmanın buradaki anlamı doğum kontrol yöntemleri değildir. Basitçe prezervatif kullanarak cinsel ilişkiye girilmesidir. Ne kadar çok cinsel partneriniz olursa o kadar fazla risk altındasınız.
 Ayrıca tek partneriniz bile olsa bazı enfeksiyonlar vücutta belirti vermeden uzun süre kaldığından bu enfeksiyonlara yakalanabilirsiniz. Cinsel yolla bulaşan hastalıklarda belirtiler ortaya çıkması için bir kuluçka süresi gerekir. Bu süre hastalıktan hastalığa farklılık gösterir. Bazı hastalıklarda hiçbir belirti de çıkmayabilir. Bu durum özellikle tehlikelidir. Çünkü hastalığı olduğunu fark etmeyen kişi korunmasız cinsel ilişki yaşayarak hastalığını diğer partnerlerine de bulaştırabilir. 

Şu belirtilere Dikkat:
·         İdrar yaparken yanma, acıma, sık sık idrara gitme
·         Peniste, vajinada, makatta veya ağızda yaralar, siğiller ve içi su dolu kabarcıklar oluşması
·         Penis, vajina veya makattan akıntı olması.( Bu akıntı su gibi, süt gibi, beyaz, sarımtırak veya yeşil olabilir ve kokusu normal vajina akıntısından farklıdır.)
·         Kasık kıllarında, makatta veya vajina etrafında kalıntı
·         Kasıklarda şişkinlikler ve bezeler
·         Yumurtalıkların birinde veya her ikisinde ağrı
·         Cilt döküntüleri
·         Karnın alt bölümünde ağrı
·         Cinsel ilişki sırasında ağrı
·         Cinsel ilişkiden sonra kanama
 
Cinsel yolla bulaşan hastalıklarda bu belirtilerden biri ya da birkaçı beraberce görülebilir, ancak bunlar başka hastalılara da bağlı olabilirler. Tanı konması ve tedavi için cinsel yolla bulaşan bir hastalıktan şüphelendiğinizi söyleyerek doktora gitmelisiniz.

Şüpheniz Varsa Derhal Doktora Başvurun
Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak için yapabileceğiniz en doğru önleme stratejisi güvenli seksi tercih etmektir. Burada en önemli noktalardan biri cinsel yolla bulaşan hastalığınız olduğundan şüphelendiğinizde hemen doktora başvurmanızdır. Doktorunuz cinsel yolla bulaşan bir hastalığınız olup olmadığını anlamak için sizi muayene edecek, penis veya vajina akıntılarından örnekler alacak, özel laboratuar testleriyle tanınızı kesinleştirecektir. 
Cinsel ilişkide bulunan herkeste cinsel yolla bulaşan hastalıklar görülebilir. Bu hastalıklar, cinsel eşlerden sadece birinin sağlık sorunu değildir. Cinsel yolla bulaşan bir hastalığınız varsa bunu eşinize bulaştırmanız an meselesidir. Siz ve eşiniz birbirinize sadık olsanız bile bu tür bir enfeksiyonla karşılaşabilirsiniz çünkü bazı enfeksiyonlar vücutta belirti vermeden kalabilirler. Ancak ne kadar çok cinsel eşiniz olursa o kadar fazla enfeksiyon alma riskiniz olur. 
En önemli cinsel istek düşmanlarını şöyle özetleyebiliriz:
 
·         Androjen hormonlarının yetersizliği
·         Prolaktin hormonu fazlalığı
·         Antidepresanlar
·         Kalp damar hastalığı ve kalp yetmezliği
·         İnme-felç
·         Epilepsi
·         Böbrek yetmezliği
·         Öfke ve endişe sorunları
·         Depresyon
·         Stres
·         İlişki sorunları
·         Cinsel yolla bulaşan hastalık kapma endişesi
·         Yaşlanma süreci
NE KADAR AZ AZDIR?
 Cinsel istek azlığının tanısında ne kadar azın az olduğunu merak ediyor olabilirsiniz. Maalesef bu konuda kesin kriterler yoktur. Yapılan çalışmalar genel nüfusta cinsel istek sıklığının haftada 1-4 kez ile ayda 2 kez civarında olduğunu gösteriyor. Bu durumda bu sıklıktan az cinsel istek duyanlar cinsel istek azlığı yaşıyor denebilir. Ancak burada önemli olan sizin kendi değerlendirmenizdir. Cinsel isteğinizin azaldığını düşünüyorsanız nedenini bulmak için bir an önce Hattat Klinik’e  başvurmalısınız.
ERKEKLERDE CİNSEL İSTEKSİZLİK ALARMI
Son yıllarda erkeklerde cinsel isteksizlik bir salgın gibi yayılıyor. Cinsel ilişki için daha az arzu duyan, cinsellikle ilgili düşüncelerinde azalma yaşayan pek çok erkek var. Cinsel istek biyolojik, psikolojik, duygusal pek çok faktörden etkileniyor. Erkeklik hormonu olarak bilinen testosteron ise cinsel istek üzerinde önemli bir etkiye sahip. Testosteron size erkeklik özelliklerinizi verirken sağlıklı bir fiziksel-duygusal-zihinsel yapı da sağlıyor. Cinsel iktidarı, fiziksel ve zihinsel performansı, kısacası dinamik, aktif ve güçlü bir erkekten beklenen her şeyi kontrol ediyor ve düzenliyor. 
İKTİDAR HORMONU TESTOSTERON
Testosteron erkek özelliklerinin gelişimi ve fonksiyonu için gerekli. Testosteron etkisini daha anne karnında göstermeye başlıyor. Ergenlikte cinsiyet özelliklerinin oluşumunu, erişkinlikte ise cinsel isteği ve cinsel performansı etkiliyor. Bu hormonun genel sağlığınız üzerinde de önemli etkilerde bulunuyor. Kemik yoğunluğunu, kas gücünü, kan yapısını etkiliyor. Zihinsel performans, hafıza, duygusal durum ve motivasyonu iyileştiriyor. Üreme fonksiyonlarını da destekliyor. 
NEDEN DÜŞER?
Cinsel bölgeyi ilgilendiren travmalar, kabakulak gibi enfeksiyonlar, kanda demir fazlalığı, böbrek-karaciğer sorunları, şeker hastalığı, tiroit problemleri testosteron üretimini düşürebiliyor. Testosteron üretimini destekleyen beyin bölgelerinde oluşan problemler veya bazı ilaçlar da testosteron üretimini azaltabiliyor. Ayrıca kilo fazlalığı, hareketsiz bir yaşam ve aşırı stres de testosteronu baskılıyor. Testosteronun yaşla birlikte de azaldığını da bilmelisiniz. 30'lu yaşlardan itibaren başlayan bu düşüş 40-50'lı yaşlarda kendini belli edebiliyor. Testosteronunun ne hızda düşeceği erkekten erkeğe değişse de 65 yaş üzerindeki erkeklerin yaklaşık %30'unda testosteron seviyeleri normalin altında bulunuyor.
CİNSEL İSTEKSİZLİĞİN TEK SEBEBİ HORMONLAR MI?
Cinsel istek sadece hormonlara bağlı değil. Duygusal durumunuz, yorgunluk seviyeniz, eşinizle olan ilişki kaliteniz, stresli- öfkeli bir ruh hali, vakitsizlik, eşinizle birbirinize yeterince vakit ayıramamak, iş-aile sorunları ve daha pek çok faktör cinsel isteği azaltabiliyor. Bu nedenle cinsel isteksizliğin altında yatan nedenleri dikkatle incelemek ve çifte özel bir tedavi planı oluşturmak gerekiyor.
TESTOSTERON NASIL ÖLÇÜLÜR?
Testosteron seviyeleri gün için doğal olarak artıp azalıyor. Bu nedenle sabah aç karnına 8-11 arasında kan vermeniz gerekiyor. Total testosteronun yanı sıra şikayet ve muayane sonuçlarına göre hekiminiz serbest testosteron, seks hormon bağlayıcı globulin, prolaktin gibi başka hormon tetkikleri de isteyebilir. Hormon seviyelerinize göre hekiminiz gerektiğinde hormon yerine koyma takviyelerini önerebilir. 
 
BİR ŞEHİR EFSANESİ : ERKEK HER ZAMAN CİNSEL İSTEK DUYAR
Erkekler her zaman ve sürekli cinsel istek duymazlar. Hormonlar, hastalıklar, ilaçlar, duygular, düşünceler, ilişkiye dair nedenler, sigara-alkol kullanımı ve stres gibi birçok faktör cinsel isteği azaltabiliyor. Bir erkeğin cinsel isteksizlik yaşaması her zaman eşinden soğuduğu anlamı da taşımıyor. Ancak her erkek hayatın getirdiği sorunlardan dolayı veya geçici sebeplerle dönem dönem cinsel isteksizlik yaşayabiliyor. Bu durum ısrarlı bir şekilde devam ediyorsa isteksizliğe neyin yol açtığını anlaması için doktora başvurulması gerekiyor. 
 
TESTOSTERON EKSİLİĞİ BİR UYARI İŞARETİDİR
Son dönemde yapılan araştırmalar, erkeklerde testosteron seviyelerinin erkek sağlığının en önemli göstergelerinden biri olduğunu ortaya koydu. Cinsel isteksizlik çeken erkeklerde beş yıl içerisinde diyabet ve kalp hastalıklarına yakalanma riski çok yüksek!
 
 
 
CİNSEL İSTEK DÜŞMANLARI
·        Erkeklik hormonlarının yetersizliği
·        Diğer hormon sorunları
·        İlaçlar (örneğin anti-depresanlar)
·        Kalp-damar hastalıkları ve kalp yetmezliği
·        Diğer hastalıklar (diyabet, tiroit sorunları, böbrek-karaciğer sorunları, ağrı)
·        Öfkeli, endişeli veya depresif bir ruh hali
·        Aşırı stres
·        İlişki sorunları
·        Cinsel yolla bulaşan hastalık kapma veya hamilelik korkusu
·        Yaşlanma süreci
·        Yetersiz zaman
 
NE KADAR AZ, AZDIR?
Cinsel istek azlığının tanısında ne kadar azın az olduğunu merak ediyor olabilirsiniz. Maalesef bu konuda kesin kriterler yok. Yapılan çalışmalar genel nüfusta cinsel istek sıklığının haftada 1-4 kez ile ayda 2 kez civarında olduğunu gösteriyor. Bu durumda bu sıklıktan az cinsel istek duyanlar cinsel istek azlığı yaşıyor denebilir. Ancak burada önemli olan sizin kendi değerlendirmenizdir. Cinsel isteğinizin azaldığını düşünüyorsanız nedenini bulmak için hekiminize başvurmalısınız.
 
CİNSEL İSTEKSİZLİĞİNİZİN NEDENİ İLİŞKİNİZ Mİ?
Aşağıdaki sorulara vereceğiniz yanıtlar ilişkinize daha ayrıntılı gözden geçirmenize yardımcı olacaktır. Bu sorulara verdiğiniz yanıtları doktorunuzla paylaşabilir, cinsel isteksizliğinizin ilişkinizden mi kaynaklandığını daha derinlemesine inceleyebilirsiniz. 
·       Duygusallığınızı göstermede partnerinizle anlaşabiliyor musunuz?
·       Süregelen ilişkinizi bitirmeyi, boşanmayı veya ayrı yaşamayı düşünüyor musunuz?
·       Genel olarak partnerinizle ilişkinizin iyi olduğunu söyleyebilir misiniz?
·       Partnerinize güveniyor musunuz?
·       Evlendiğiniz veya birlikte yaşadığınız için pişman mısınız?
·       Partnerinizle herhangi bir konuda kaç kere sakin bir şekilde tartışabiliyorsunuz?
·       Partnerinizle herhangi bir konu üzerinde kaç kere birlikte çalışabiliyorsunuz?
 
Quebec 2000 Abbreviated Dyadic Adjustmen Scale
 

Sevgililer Günü gibi bir özel günde en “iyi” performansı sergilemek baskısı erkekleri strese sokuyor. Bu nedenle bir çok erkek performans ilaçlarına, bitkisel desteklere sarılıyor. Aslında önemli olan, o gece kaç sefer sertleşme yaşadığınız değil, mutlu bir cinsel birliktelik yaşamanızdır.

Sertleşmeyi sağlamaya yardımcı olan performans ilaçları ile ilgili pek çok şehir efsanesinin en başında bu tip ilaçların cinsel istek üzerine olan etkileri geliyor. Birçok erkek bu ilaçların cinsel isteği arttırdığını veya cinsel istek olmadan da işe yarayacağını düşünüyor. Oysa bu ilaçlar cinsel isteği arttırmıyor. Ayrıca ilacın etki edebilmesi için erkeğin cinsel istek duyması ve cinsel olarak uyarılmış olması gerekiyor. Özellikle genç erkeklerin bu ilaçlardan performans arttırıcı bir etki beklemeleri de tamamen yanlıştır. Bu ilaçlar afrodizyak değildir. Bu ilaçlar erkeğin ilişkisinde yatan diğer sorunları da çözmez. Bu ilaçların hemen ve her zaman sonuç verdiği de bir başka şehir efsanesidir. Beklenilen etki görülmediğinde sertleşme sorununa yol açan diğer faktörlerin tekrar gözden geçirilmesi ve daha uygun bir tedavi veya doz belirlenmesi gerekebilir. Gençlerin bu ilaçlardan performans arttırıcı bir etki beklentileri tamamen yanlıştır. Bu ilaçlar afrodizyak değildir. Zira, bu ilacı alıp ta performansında hiçbir değişiklik olmayan, ilişkisinde gelişen bir durum olmayan genç daha da büyük bir bunalıma düşer ve bu psikolojik etkilenme cinsel fonksiyonu çok daha olumsuz yönde etkiler. Partnerler de bu tercihlerden etkileniyor. Yapılan araştırmalar, sertleşme Sorunu yaşayan erkeklerin partnerlerinin de özgüveninin azaldığını, cazibe ve çekiciliklerini yitirmiş hissettiklerini gösteriyor. Bununla birlikte pek çok partner performans ilaçlarının mekanik bir cinsel istek ve zoraki bir performans sağladığına inanıyor. Oysa bu ilaçlar sadece hastalar cinsel istek duyduğunda işe yarıyor. Bu nedenle hasta ve partnerinin mutlaka cinsel sorunları hakkında konuşmaları, istek ve düşüncelerini paylaşmaları ve hekime endişelerini ortaklaşa belirtmeleri gerekiyor. Sertleşme sorununda hastaların kadın partnerleri destekleyici olursa tedavi başarı oranı artıyor. Kadın partnerleri tarafından doktora yönlendirilen erkeklerde başarı şansı yükseliyor. Ayrıca erkeğin tedavisi kadında tatmini arttırıyor. Bu nedenle cinsel sorunları çiftin ortak sorunu olarak görmek gerekiyor.
 

Bu İlaçlar Ne Zaman İşe Yaramaz?
 
Sertleşme sorunu tedavisinde ilaçlardan, terapiye, enjeksiyondan ameliyata kadar pek çok alternatif mevcut. Önemli olan sorunun psikolojik yada fizyolojik, nereden kaynaklandığının bulunması ve buna göre doğru tedavinin uygulanmasıdır. Eğer sertleşmede sorun yaşadığınızı düşünüyorsanız, bir doktora danışmanızı öneriyoruz. Cinsel sağlığınızı iyileştirmek ve sertleşme sorununuzu tedavi etmek kendinize olan güveninizi yeniden kazanmanızı sağlar. Ağızdan ilaç tedavisinden kastimiz, sertleşme sağlayabilmeniz için, ağız yoluyla ilaç (haplar) alınmasıdır. İlaç alımı güvenilir ve kolay bir tedavi yöntemidir. PDE-5 inhibitörleri şu anda piyasada bulunan ilaçlardır. Şu anda piyasada satılan ilaçlarda fark eden özellikler: etki başlangıcı ve süresidir. Bu ilaçların işe yaramadığı durumlar var tabii.
 
•Öncelikle, her şeyden önemlisi ilaçla tedaviler doğrudan cinsel isteği artırmaz. Ağız yoluyla ilaç alımı, kanın, penise akmasını kolaylaştırmak suretiyle etki eder.
İlacın etki edebilmesi için erkeğin cinsel olarak uyarılmış olması gerekmektedir.
Siz ve doktorunuzun tedavi seçimi hemen ve her zaman sonuç vermeyebilir. Eğer beklediğiniz sonuçları alamazsanız doktorunuzu arayınız. Onunla birlikte sizin için en uygun tedaviyi ve dozunu belirleyebilirsiniz.
Tedavi, ilişkinizin temelinde yatan diğer sorunları çözmez. Eşiniz ve doktorunuzla iletişim yollarını açık tutmanız, tedavinin etkisinin kalıcı olmasına yardımcı olur.
Nitrat içeren ilaç (göğüs ağrıları için nitrogliserin gibi) kullanıyor iseniz, oldukça seyrek aralıklarla da alsanız sertleşme sorununa karşı herhangi bir ilaç kullanmayınız.
Başka herhangi bir ilaç almanın güvenliği konusunda mutlaka doktorunuza danışınız.
 
Sertleşme problemi yaşayanlar hekime danışmadan. arkadaş tavsiyesi ya da kulaktan dolma bilgilerle ilaç aldığında sertleşme sorununun altında yatan faktörleri göz ardı ediyorlar. Dahası bu gibi durumlarda, örneğin hormonsal bir eksiklik söz konusu olduğunda, ilaç etkili olmazsa “Bu bile işe yaramadı” fikriyle depresyon gibi psikolojik problemlerle de karşı karşıya kalıyor. Bu ilaçlar, doktor tavsiyesinde ve onun önerdiği şekilde kullanıldığında yararlı olan ilaçlardır. Bu nedenle mutlaka doktora başvurulmalı ve sertleşme sorununa yol açan sebebe yönelik bir tedavi uygulanmalıdır.

YAZA MERHABA

 

Önümüz yaz! Bütün sene beklediğimiz tatil zamanı en sonunda kapımızda! Ancak sıcak havalarla birlikte bazı sağlık tehlikelerinin de erkekleri beklediğini unutmayalım. Birçok kişi yaz aylarına girerken hem kendisi hem de eşi için ince, selülitsiz veya kaslı olmak istiyor. Kendinize ve eşinize güzel gözükmeye çabalarken, cinsel yaşamınızı da göz ardı etmeyin. İşte sağlıklı bir yaz, sağlıklı bir cinsellik için önerilerimiz:

 

Cinsel sağlıkla ilgili hormonlarınızı kontrol ettirin: Erkeklerde testosteron hormonunun eksikliği sertleşme problemine yol açıyor. Testosteron düşüklüğü yaşayan erkeklerde cinsel istek ve ilgi azlığının yanı sıra sertleşme kalitesinde ve süresinde de azalma meydana geliyor. Yaz aylarına girerken, cinsel isteğinizde, performansınızda, zevkinizde bir düşüş yaşamamanız için mutlaka hormon seviyelerinizi kontrol ettirin.  Eğer bir eksiklik varsa hormon yerine koyma tedavileri hakkında hekiminizden fikir alın.  Ancak unutmayın, sadece total testosteron değil, serbest testosteron, seks hormon bağlayıcı globulin gibi diğer tetkikleri de yaptırmanız gerekebilir!

 

Yaz başlamadan kilo verin :  Cinsel güçsüzlük ile ilgili pek çok hastalıkta, özellikle şeker hastalığında, hipertansiyon ve damar sertliğinde kilo fazlalığı ve şişmanlık en önemli faktör. 2001-2007 yılları arasında 2435 erkeği takip eden bir çalışmaya göre kilo fazlalığı yaşayan erkeklerde testosteron seviyeleri düşüyor. Bu erkekler hem cinsel isteksizlik hem sertleşme sorunundan yakınıyor. Obesitenin bir etkisi de erkeğin kendine olan güvenini azaltması ve performans endişesi gibi psikolojik durumlara yol açarak sertleşme sorununu hızlandırmasıdır. Anlayacağınız, henüz yaz başlamadan uygulanan düzenli bir kilo verme programı sadece estetik açıdan sizi mutlu etmez, damarlardaki kan akımını iyileştirip, cinsel yaşamınıza olumlu katkılar sağlar.

 

Sağlık sorunlarınızı geciktirmeyin:  Sıcaklarla birlikte etkileri daha fazla fark edilen şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları,  yüksek kolesterol, kanser, hormonsal dengesizlikler ve depresyon gibi sağlık sorunları erkeklerde sertleşme problemi, kadınlarda orgazm ve uyarılma sorunları başta olmak üzere çeşitli cinsel sorunlara yol açabiliyor.  Bu açıdan, yaz ayları başlamadan düzenli sağlık kontrolleri yaptırmanız sağlıklı bir cinselliğin anahtarı olacaktır. 

 

Yaz tatilinde hedeflediğiniz hayali performanslar için kalıcı cinsel sorunlar yaratmayın! Araştırmalar üstün bir cinsel performansı hedefleyerek ilaç kullanan genç erkeklerde  sertleşme sağlama ve sürdürme konusunda özgüvenin azaldığı ve cinsel ilişkiden alınan tatminde büyük bir düşüş yaşandığını ortaya koyuyor. Öyle ki bu sorunlar bir süre sonra kalıcı sertleşme problemine dönüşebiliyor. Özellikle yaz tatillerinde cinsel performanslarından endişe yaşayan pek çok erkek hiçbir hekim tavsiyesi olmadan performans ilaçlarını kullanarak bu duruma çözüm getirmeye çalışıyor. Ancak bu ilaçlar yoğun cinsel endişe durumunda işe yaramayabiliyor.  Bu durumda erkek "Bu bile işe yaramadı" diyerek daha büyük bir bunalım yaşıyor.  Bazen biz de gerekli incelemeleri yaptıktan sonra bu tip ilaçları özel doz ve kullanım şekilleriyle performans endişesinde çok kısa bir süre tavsiye edebiliyoruz.  Ancak hekim önerisi olmadan, size özel doz ve kullanımı öğrenmeden kullanacağınız ilaçların şikayetlerinizi azaltmak yerine kalıcı cinsel sorulara yol açabildiğini bilmelisiniz. Yaz tatiliniz için kendinize  fiziksel ve psikolojik olarak yıpratıcı hedefler koymayın ve bir uzmana danışmadan ilaç kullanmayın.

 

Açık havada düzenli egzersiz yapın: Düzenli egzersiz alışkanlığı sizi cinsel performans  azalmasının en önemli faktörleri olan yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kalp hastalıkları ve damar sertliğinden koruyacak, damarlarınızı hep genç tutacaktır. Yaz aylarında cinsel wellness için  aktif  kalın ve özellikle bol oksijenli outdoor aktivitelere vakit ayırın. Ancak unutmayın, tatilde yapılan sportif eğlenceleri de abartmamak gerekiyor.   Bütün bir kış hareket etmeyen antrenmansız ve kondisyonsuz biriyseniz egzersiz yoğunluğunuzu yavaş yavaş artırmanız gerekiyor. Cinsel performans adına egzersize başlamayı yaz tatillerine erteleyenlerin sıcak havalarda yapılan ağır egzersizler kaçınmalarında fayda var. 

 

Fazla alkol cinsel mutluluğun düşmanıdır: Alkol ve sigara damar yapısına zarar verip cinsel organlara giden kan akımını azaltıyor.  Bir kadeh kırmızı şarap rahatlamanızı ve kaslarınızın gevşemesini sağlarken, fazla miktarda tüketilen alkol ters etki yaratıyor. Özellikle öğlenleri sıcak havada içilen alkol damar sistemimizde ciddi sorunlar yaratıyor.  Akşamları fazla miktarda alkol tüketen erkeklerde de kan basıncı yükselmeleri ve kalp krizleri çoğalıyor.  

Uzun yaz akşamlarında alınan aşırı dozda alkol damar yapısına olan etkileri ile beraber sıvı kaybını artırıyor ve uyku kalitesini bozuyor ve  cinsel performansınızda düşüşü beraberinde getirebiliyor. Bu nedenle alkol tüketirken almanız gereken optimal miktarın, erkekler için günde 2, kadınlar için se günde 1 kadeh olduğunu hatırlatalım.

 

Yaz meyvelerinden faydalanın: Özellikle ereksiyon problemleri yaşayanlar için en uygun seçimler böğürtlen ve ahududu gibi meyvelerdir. Bu meyveler bol miktarda çözünebilen posa içerir. Böylece kolesterol, kan damarlarınıza zarar vermeden çözünebilen bu posaya bağlanır. Ayrıca bu meyveler kan dolaşımınızın rahatlamasını sağlayan ve damarlarınızı koruyan çeşitli bileşiklerle (proantosiyanidinler) dolaşımınızı düzenler. Daha düşük bir kolesterol seviyesi ve daha iyi bir kan akımının cinsel yararları ise tartışma götürmez. Yaşlandıkça daha güçlü ve daha uzun, daha iyi bir etki için bu meyveleri haftada en azından 3-4 kez bir-iki porsiyon tüketmeniz gerekir. Son dönemde yapılan bazı araştırmalar karpuzun içindeki bazı maddelerin cinsel problemlere yardımcı olabileceğini gösterdi.  Karpuzun içindeki “citrulline” denilen bir madde vücutta “arginin” denilen başka bir maddeye dönüştürülüyor.  Arginin de damar genişlemesine yardımcı olan “nitrik oksit” denilen bir maddenin üretiminde kullanılıyor.  Nitrik oksit özellikle sertleşme problemleri olanlara yardımcı oluyor.  Uzmanlar yine de karpuzun sertleşme sorununun çözümü gibi algılanmaması konusunda uyarıyorlar.  Sertleşme problemi gibi bir cinsel sorun yaşıyorsanız mutlaka ve sadece doktorunuza başvurmanız gerektiğini hatırlatalım.  Doktorunuz cinsel probleminize yol açan fiziksel ve psikolojik faktörleri inceleyecek ve size uygun bir tedavi önerecektir.  Eş-dost-komşu tavsiyesiyle kullanacağınız ilaç ve diğer maddelerin size faydadan çok zarar getireceğini, çoğu zaman probleminizi çözmeyeceğini de hatırlatalım. 

 

Bu yaz sigarayı bırakın: Bu yaz kaliteli bir cinsellik yaşamak istiyorsanız sigarayı mutlaka bırakın.  Sigara birçok hastalık riskinizi arttırmasının yanı sıra cinsel performansınızı da olumsuz etkiler. Sigaranın sertleşme sorunu riskini önemli ölçüde arttırdığı pek çok çalışmayla gösterildi. Avustralya’da 16-59 yaşları arasında 8300 erkek üzerinde yapılan bir araştırmaya göre sertleşme problemi sigara kullanan erkeklerde daha fazla görülüyor. Günde 1 paket ve daha az sigara içenlerde sertleşme problemi riski içmeyenlere oranla yüzde 24 artıyor. Bu risk günde yirmi taneden fazla sigara tüketilmesi durumunda yüzde 40’ın üzerine çıkıyor. Sigara içmek, kan damarlarınızı daraltır ve dolaşımı bozuyor. Kan akımını yavaşlatarak, cinselliğinizi olumsuz yönde etkiliyor. Bu yaz önemli bir adım atın, daha mutlu bir cinsel yaşam için sigarayı bırakın.

 

Ağır yemeklerle metabolizmanızı yormayın : Yazın cinsel sağlığınız için en önemli besin önerimiz sıcaklarda tükettiğiniz besinlerdeki kolesterol ve doymuş yağ miktarını azaltmanızdır.  Sertleşme ve hormon fonksiyonlarını olumlu yönde etkileyecek yiyecek seçimleri yapın; daha az kalori tüketin, Omega-3, sebze ve meyve kullanımınızı arttırın. Akdeniz mutfağına ağırlık verin.

 

İlişkinizi monotonluktan çıkarın: Yaz döneminde kısa bir tatil size ve partnerinize iyi gelecektir. Çift olarak günlük hayatın stresinden uzaklaşacağınız ve tekrar birlikte eğlenmeyi keşfedeceğiniz kaçışlar ilişkinizi kuvvetlendirecek ve iletişim yeteneğinizi geliştirecektir.

 

Yeterince uyumaya dikkat edin: Özellikle uzun yaz gecelerinde uykusuzluk ve yorgunluk düzenli seks yaşamının en önemli toksinleridir. Tatil eğlencelerinin abartılması ve uyku ihtiyacının dikkate alınmaması çok önemli bir faktördür.   Unutmayın, bol alkollü ağır bir akşam yemeğini takip eden ciddi uykusuzluklar cinsel performansınızı düşürür.

 

Stresinizi yönetin: Yaz tatillerinde yolculuk sırasında ortaya çıkan  trafik sorunları,  stresler,  sürücü hataları,  sıcak,  yeterince verilmeyen dinlenme araları ve daha pek çok şey kalbimiz ve genel sağlığımızla birlikte cinsel sağlığımızı da daha işin başında zorlamaya başlıyor. Ayrıca depresyonun ve depresyon tedavisinde kullanılan pek çok ilacın cinsel yaşamı baskıladığı biliniyor. Unutmayın,  gerilimli, stres düzeyi yüksek, sinirli erkeklerde cinsel güç kaybı daha erken yaşlarda ortaya çıkmakta ve daha yoğun seyrediyor.

 

 

Islak mayoya dikkat!  Denizden ya da havuzdan çıktıktan sonra mayoların değiştirilmemesi birçok hastalığın oluşumuna zemin hazırlıyor. Erkeklerde uzun süre ıslak mayo ile oturmak, idrar yolları enfeksiyonu ve prostat hastalıklarına neden olabiliyor. Bazı suni materyalden yapılan mayolar testislerin hava almasını engelleyebiliyor. Ayrıca genital bölgenin uzun süre ıslak kalması, birtakım hastalıklara zemin hazırlıyor. Bu nedenle havuz ya da denizden çıkıldığı zaman ıslak mayoların çıkarılıp kuru mayoların giyilmesi büyük önem taşıyor.

 

Korunmasız ilişkiler cinsel yolla bulaşan hastalıklarda birinci sebep:  Özellikle gençlerde birden fazla cinsel partnerin bulunmasına ve korunmasız cinsel ilişki yaşanmasına sık rastlanıyor. Orta ve ileriki yaştaki kişiler de cinsel yolla bulaşan hastalıkları gençlik dönemine özgü sayıyor ve korunmalı cinsel ilişkiye gereken önemi vermiyor. Oysa cinsel yolla bulaşan hastalıkların bu kadar önemli olmasının sebebi sadece cinsel bölgelerle sınırlı kalmaması, kısırlık, dış gebelik , kanser veya düşük gibi başka sağlık problemlerine de yol açması , hatta anneden bebeklere geçiş göstermesidir. Bu nedenle cinsel ilişkilerde korunmaya özen gösterin. Buna rağmen sorununuz olduğunda vakit kaybetmeden tedavi olun. 

 

Enfeksiyonlardan Korunabilirsiniz: Cinsel hastalıklarla birlikte unutulmaması gereken diğer bir konu da özellikle tatil yörelerinde yoğun olarak ortaya çıkan ve kronik hale gelebilen deri hastalıkları (mantar, egzama, deri döküntüsü). Eli sabunla çok yıkadığımızda dokusu bozulur. Normal bakteri dokusunu sabun yok eder. Doku bozulunca da mantar ortaya çıkar, genital bölgeler için de bu böyledir.  Havuza atılan klor dokuyu bozar. Unutmayın, arıtma sistemi olmayan yerlerde havuza girmek sağlıksız olur.

 

Kullandığınız ilaçları gözden geçirin: Bazı ilaçlar; özellikle yüksek tansiyon, kalp hastalıkları ve depresyon tedavisinde kullanılanlardan bazıları cinselliğinizi etkileyebilir. Yeni başladığınız bir ilaçtan sonra cinsel performans ve istek sorunları oluştuysa doktorunuzla görüşmelisiniz. Doktorunuz gerektiğinde ilaç değişikliğine gidecektir.

 

 

Paniğe kapılmayın: Herkes, zaman zaman cinsel performans sorunu yaşayabilir. Asla hemen paniğe kapılmayın. Daha tatile girmeden cinsel sorununuzu doktorunuza bildirmekten çekinmeyin. Bu sorun bazen çok basit bir hatadan kaynaklanabilir. Seyrek de olsa önemli bir sağlık sorununun ilk belirtisi olabilir. Sebebin belirlenmesinde ve en uygun çözümün bulunmasında doktorunuzdan yardım istemenizde yarar vardır.

 

 

Güneş altında dehidrate olmayın: Yetişkin bir insan günde ortalama olarak 2-2,5 litre kadar su kaybediyor. Böbrekleriniz, sindirim ve solunum sisteminiz, terlemeniz su kaybınızın olduğu yerleriniz. Aşırı sıcak su ve tuz kaybına yol açıyor.   Sıvı kaybı kalbin daha fazla çalışmasına aşırı enerji harcamak zorunda kalmasına neden oluyor.   Eğer yorgun ve sorunlu bir kalbiniz varsa bu durum kalbi krize kadar giden sorunlar kümesinin içine sokabilir.   Sıcağa bağlı tuz kaybı ise kan basıncı düşmelerine, kalp ritmi ve hızında değişmelere yol açıyor. Özellikle güneş altında geçirdiğiniz uzun saatler boyunca veya terlemenizin arttığı durumlarda bedeninizin sıvı dengesini korumak, hücrelerinizi susuz bırakmamak için kaybettiğiniz kadar suyu gün boyunca, düzenli olarak yerine koymalısınız. Su sadece böbrek sağlığınızın değil, cinsel sağlığınızın da çok önemli bir sağlığınızın garantisidir.

 

 

 

 

Balayı Çiftlerine Cinsellik Rehberi

  1. Duygusallığa odaklanın: Güzel bir söz, bir öpücük, bir kucaklama eşinize iyi duygular beslediğinizi göstermenin güzel yollarıdır. Ufak dokunuşların her zaman cinsel beraberlikle sonuçlanması gerekmez. Pek çok çift cinsel sorunlarının duygusal yaşamlarını da olumsuz etkilediğini fark eder. Bu nedenle eşinizle duygusallığınızı yaşamaya odaklanın.
  2. Kendinize özen gösterin: Özellikle birlikteliğin ilk başladığı günlerde kendinize, giysilerinize, kişisel hijyen ve güzelliğinize özen göstermeniz, hem kendinize olan güveninizi artıracak hem de partnerinizin hoşuna gidecektir.
  3. Ön sevişmeyi geçiştirmeyin: Cinsel uyarılma, orgazm süreçlerinde özellikle kadınlar için gerekli bir süre olduğunu unutmayın.
  4. Kendinize zaman tanıyın: İlk gece yaşadığınız cinsel sorunlarınızın hemen iyileşmesini beklemeyin. Sizi hem fiziksel hem de psikolojik ve duygusal olarak etkileyen cinsel problemlerinizin olumsuz etkilerinden kurtulmak için kendinize zaman tanıyın. Duygusallık, sabır ve anlayışla hem partneriniz hem de siz bir süre sonra cinselliğinizin ve ilişkinizin heyecanına kavuştuğunu fark edeceksiniz.
  5. Birlikte eğlenin: Çift olarak eğlenebileceğiniz aktiviteleri ve hobileri araştırın. Dans etmek, yüzmek, tenis oynamak, fotoğraf çekmek, tiyatro sinemaya gitmek veya hoşlandığınız başka bir aktiviteyi birlikte yapmak ilişkinizi kuvvetlendirecek ve iletişim yeteneğinizi geliştirecektir.
  6. Yatak odanızı keyifli hale getirin: Yumuşak bir ışık, rahat bir yatak, sevdiğiniz bir müzik, mumlar, taze çiçekler... Bu gibi dokunuşlarla yatak odanızı sevdiğiniz, kendinizi rahat hissettiğiniz ve cinsel isteğinizi uyandıracak bir mekâna dönüştürmeniz cinselliğinizi olumlu etkileyecektir.
  7. Onu sevindirin: Bir demet çiçek, bir dergi veya küçük bir not ile partnerinizi sevindirmeye, ona küçük sürprizler hazırlamaya vakit ayırın.
  8. Neyi sevdiğinizi keşfedin: Cinsellikte nelerden hoşlandığınızı, partnerinizden beklentinizi, size eğlenceli ve keyifli gelen hareketleri, fantezileri, ortamları gözden geçirin. Önce kendi cinselliğinizi keşfedin, sonra bunları partnerinizle paylaşın.
  9. Partnerinize kulak verin: Cinsel problemleriniz sizi etkilediği kadar partnerinizi de etkiler. Ondan gelen cinsel talepleri reddettiğinizde, karşılayamadığınızda, kendi problemleriniz nedeniyle stresli, öfkeli, endişeli olduğunuz zamanlarda onun da kırılabileceğini, üzülüp sinirlenebileceğini bilmelisiniz. Bu nedenle konuşulması gereken olumsuz hisleri açığa çıkarmasında ona yardım olmalısınız. İletişim cinsel sorunların aşılmasında en önemli noktadır. Ona kendini anlatması için bir fırsat vermelisiniz.
  10. Cinsel sorunları alınyazısı kabul etmeyin: Her türlü cinsel sorununuzun bir tedavisi olduğunu unutmayın. Önemli olan zamanında doktorunuza başvurmanızdır.
CİNSEL PERFORMANSI GÜNCELLEMEK ŞART!
Cinsel performansı etkileyen onlarca organik ve psikolojik etken var.  Kan şekeri yüksekliğinden günlük strese, tansiyon ilaçlarından iş sıkıntısına, testosteron eksikliğinden ilişki sorunlarına, penis damarlarında tıkanıklıktan performans endişesine kadar sayısız faktör cinsel isteği ve sertleşme kalitesini düşürebiliyor.  Bu nedenle cinsel performansı güncellemek cinsel fonksiyonları desteklemek ve cinsel gücü arttırmak için şart!
YARI YOL MUAYENESİ
Erkeklerin mutlaka cinsel check up yaptırmaları taraftarıyım.  Böyle bir kontrol hem var olan cinsel sorunların nedenlerini ortaya koyuyor, hem de fark edilmeyen fonksiyon düşüşlerini ortaya çıkarıyor.  Cinsel bölge erkek vücudunun bir barometresidir.  Cinsel sorunlar genel vücut sağlığı ile ilgili fikir verir.  Penis damarlarınızda sorun varsa veya testosteron hormonunuz düşükse 5 yıl içinde bir kalp damar sorunu yaşamanız çok olasıdır.  Bu nedenle bana danışarak cinsel bölge sağlığınızı kontrol ettirin.  Böyle bir kontrolde;
  • Erkeklik hormonlarınız (total-serbest-bioavailable testosteron, TSH vs gibi kan tahlilleriyle)
  • Penis damarlarınız (görüntüleme yöntemleriyle)
  • Penis sinirleriniz (özel tetkiklerle)
  • Performans endişeniz (psikolojik testler ile)
  • Prostat sağlığınız 
  • Pelvik kas tonusu (özel tetkiklerle)
  • Cinsellik için risk teşkil eden metabolik parametreler değerlendirilebiliyor.
 
SEKS GÜCÜNÜ ARTTIRAN GÜNCELLEMELER
  • Özellikle aşırı stresli, yağlı yiyecekler tüketen, sigara-yoğun alkol kullanan ve spor yapmayan bir erkekseniz cinsel istek düşüklüğü durumda kanda sabah 9-11 arası testosteron eksikliğinizi kontrol ediyoruz.  Düşüklük varsa hangi yaşam tarzı değişimleri veya hormon tedavileriyle testosteronunuzu yükseltiyoruz.
  • Sertleşmeyi sağlarken veya sürdürürken zorluk yaşıyorsanız penis ütüsü gibi penis damarlarını yenileyen, hasarları onaran, penis damar-sinir ve cilt dokusunu geliştiren tedavileri kür olarak uyguluyoruz.
  • Cinsel bölgeyi ağ gibi saran pelvik kasları eğiterek sertleşmede daha dik ve hacimli duran bir penise sahip olabilir, boşalma sorunları ve cinsel ağrıyı hafifletiyoruz.
  • Özellikle vücut yağ fazlalığı, sigara-yoğun alkol tüketiminde cinsel bölgedeki lenf sistemi metabolizma artıklarını ve patojenleri filtre edemez.  Bu sistemi ödem, toksinler ve atık maddelerden temizleyen sistemlerden faydalandırıyoruz.
  • Diyabet, damar sorunları, enfeksiyonlar, aşırı stres gibi nedenlerle cinsel sorun yaşayan hastalarda ozon ve oksijen tedavileri ile cinsel bölgenin kanlanmasını sağlıyoruz.
  • Penisteki hacim ve şekil bozukluklarında medikal tedaviler ve ameliyat seçenekleriyle daha uzun-kalın-düzgün şekilli penis yaratıyoruz.
  • Erken boşalmada hem lokal ve sistemik ilaç seçenekleri verilebiliyor, hem de kendi kendinize boşalma kontrolünü sağlamanıza yardımcı olan teknikleri öğretiyoruz.
  • Sertleşme sorununda ilaçlardan enjeksiyonlara, hormon takviyelerinden ameliyata kadar bir çok tedavi seçeneği bulunuyor. 

PROF. HALİM HATTAT'TAN 10 İYİ YAŞAM VE KALİTELİ CİNSELLİK ÖNERİSİ

1. Sağlığınıza iyi bakın: Yüksek kan şeker, damar sertliği, nörolojik ve hormonsal sağlık sorunları, uyku sorunları, bel ağrısı gibi pek çok hastalık, bazı ilaçlar ve ameliyatlar cinsel isteği, sertleşme kalitesini, boşalma süresini düşürebilir.

2. Kilonuzu ve bel çevrenizi takip edin. Vücut kitle endeksinizi (kg/m²) 25'in, bel çevrenizi 94 cm'in (kadınlarlar 80 cm'in) altında tutun.

3. Sağlıklı beslenin: Mümkün olduğunca doğal, organik, katkısız yiyecekler seçin. Omega-3, sebze-meyve, tam tahıl, zeytinyağı içeren Akdeniz tipi bir beslenmenin cinsel gücü arttırdığı gösterildi.

4. Spor yapın: Masa başından kalkın, yürüyün, yürüyün. Güç, denge, esneklik, kardiyo anlamında dengeli bir hareket programı uygulayarak cinsel performansı yükseltin.

5. Stresi yönetin: Hayatınızdaki stres kaynaklarınızı, önceliklerinizi, enerjinizi emen noktaları belirleyin. Gevşeme çalışmaları, terapi, spor rahatlatıcı olabilir. Performans endişesinde yardım alın.

6. Beyin gıdalarınızı iyi seçin: Neyi çok yapar, çok düşünürseniz, vücudunuzdaki o sinir yolları kuvvetleniyor. Mutlu, rahat, keyifli olmak için bunları hayatınıza daha çok katmanız gerek. Cinsellik için de bu geçerli.

7. Kendinizi yenileyin: İnsan hayatının her döneminde kendini yenileyebilir. Güncel kalın, hayatınızda güncellemeler yapın. Cinsel sorunlarınızdan utanmayın, yardım alın.

8. Amaçlarınız olsun: Hayat amaçları insanı canlandırır. Cinselliği de renklendirecek, keyiflendirecek, heyecanlandıracak planlarınız, amaçlarınız olsun.

9. İlişkinizi tazeleyin: Dönem dönem ilişkinize bir oksijen maskesi takın, eşinizle iletişimizi, duygusal ve fiziksel temasınızı arttırın.

10. Yavaşlayın: Koşturmacanın sonu yok. Bir nefes alın ve molalar verin. Cinsellikte de zevke odaklı bir anlayış benimseyin.  

Performans İlaçları ile İlgili Hangi Şehir Efsaneleri Yaygın?
Sertleşmeyi sağlamaya yardımcı olan performans ilaçları ile ilgili pek çok şehir efsanesi mevcut. Bunların başında bu tip ilaçların cinsel istek üzerine olan etkileri geliyor. Birçok erkek bu ilaçların cinsel isteği arttırdığını veya cinsel istek olmadan da işe yarayacağını düşünüyor. Oysa bu ilaçlar cinsel isteği arttırmıyor. Ayrıca ilacın etki edebilmesi için erkeğin cinsel istek duyması ve cinsel olarak uyarılmış olması gerekiyor. Özellikle genç erkeklerin bu ilaçlardan performans arttırıcı bir etki beklemeleri de tamamen yanlıştır. Bu ilaçlar afrodizyak değildir. Bu ilaçlar erkeğin ilişkisinde yatan diğer sorunları da çözmez. Bu ilaçların hemen ve her zaman sonuç verdiği de bir başka şehir efsanesidir. Beklenilen etki görülmediğinde sertleşme sorununa yol açan diğer faktörlerin tekrar gözden geçirilmesi ve daha uygun bir tedavi veya doz belirlenmesi gerekebilir. 
 
Performans İlaçları Hakkında Partnerlerin Yanlış İnanışları Var Mı?
Yapılan araştırmalar, sertleşme Sorunu yaşayan erkeklerin partnerlerinin de özgüveninin azaldığını, cazibe ve çekiciliklerini yitirmiş hissettiklerini gösteriyor. Bununla birlikte pek çok partner performans ilaçlarının mekanik bir cinsel istek ve zoraki bir performans sağladığına inanıyor. Oysa bu ilaçlar sadece hastalar cinsel istek duyduğunda işe yarıyor. Bu nedenle hasta ve partnerinin mutlaka cinsel sorunları hakkında konuşmaları, istek ve düşüncelerini paylaşmaları ve hekime endişelerini ortaklaşa belirtmeleri gerekiyor. Sertleşme sorununda hastaların kadın partnerleri destekleyici olursa tedavi başarı oranı artıyor. Kadın partnerleri tarafından doktora yönlendirilen erkeklerde başarı şansı yükseliyor. Ayrıca erkeğin tedavisi kadında tatmini arttırıyor. Bu nedenle cinsel sorunları çiftin ortak sorunu olarak görmek gerekiyor.
 
Bu İlaçlar Ne Zaman İşe Yaramaz?
Sertleşme sorunu tedavisinde ilaçlardan, terapiye, enjeksiyondan ameliyata kadar pek çok alternatif mevcut. Önemli olan sorunun psikolojik yada fizyolojik, nereden kaynaklandığının bulunması ve buna göre doğru tedavinin uygulanmasıdır. Eğer sertleşmede sorun yaşadığınızı düşünüyorsanız, bir doktora danışmanızı öneriyoruz. Cinsel sağlığınızı iyileştirmek ve sertleşme sorununuzu tedavi etmek kendinize olan güveninizi yeniden kazanmanızı sağlar.
Ağızdan ilaç tedavisinden kastimiz, sertleşme sağlayabilmeniz için, ağız yoluyla ilaç (haplar) alınmasıdır. İlaç alımı güvenilir ve kolay bir tedavi yöntemidir. PDE-5 inhibitörleri sildenafil, vardenafil, tadalafil şu anda piyasada bulunan ilaçlardır. Şu anda piyasada satılan 3 ilaçta fark eden özellikler: etki başlangıcı ve süresidir.  Bu ilaçların işe yaramadığı durumlar var tabii.
Öncelikle, her şeyden önemlisi ilaçla tedaviler doğrudan cinsel isteği artırmaz. Ağız yoluyla ilaç alımı, kanın, penise akmasını kolaylaştırmak suretiyle etki eder. İlacın etki edebilmesi için erkeğin cinsel olarak uyarılmış olması gerekmektedir. Siz ve doktorunuzun tedavi seçimi hemen ve her zaman sonuç vermeyebilir. Eğer beklediğiniz sonuçları alamazsanız doktorunuzu arayınız. Onunla birlikte sizin için en uygun tedaviyi ve dozunu belirleyebilirsiniz.  Tedavi, ilişkinizin temelinde yatan diğer sorunları çözmez. Eşiniz ve doktorunuzla iletişim yollarını açık tutmanız, tedavinin etkisinin kalıcı olmasına yardımcı olur.  Nitrat içeren ilaç (göğüs ağrıları için nitrogliserin gibi) kullanıyor iseniz, oldukça seyrek aralıklarla da alsanız sertleşme sorununa karşı herhangi bir ilaç kullanmayınız. Başka herhangi bir ilaç almanın güvenliği konusunda mutlaka doktorunuza danışınız.
Gençlerin bu ilaçlardan performans arttırıcı bir etki beklentileri tamamen yanlıştır. Bu ilaçlar afrodizyak değildir. Zira, bu ilacı alıp ta performansında hiçbir değişiklik olmayan, ilişkisinde gelişen bir durum olmayan genç daha da büyük bir bunalıma düşer ve bu psikolojik etkilenme cinsel fonksiyonu çok daha olumsuz yönde etkiler. İlaçları Kullanmadan önce; Sertleşme Sorunu tedavisine ilaç ya da başka yöntemlerle başlamadan önce doktorunuz yaşam tarzınızda değişiklikler yapmanız konusunda önerilerde bulunabilir. Bunlar: Egzersiz,  Kan yağlarını düşürücü diyet, Sigaranın bırakılması, Alkol kullanımının azaltılması, Stres ve yorgunluğun azaltılması olabilir.
Yan etki olarak Sertleşme Sorunu yaratan ilaçlarla ilgili konuları doktorunuza danışmanız gerekir.  Diğer sağlık sorunlarınız için aldığınız bazı ilaçlar yan etki olarak sertleşme sorununa neden olabilir. Bunlar yüksek kan basıncı, kalp hastalığı, alerjiler, depresyon, endişe ve ülser gibi hastalıkları tedavi etmek için kullanılan bazı ilaçları içermektedir.
Sertleşme Sorununun tedavi seçimi sizin ve cinselliği paylaştığınız kişinin tercihlerine dayanan bir karardır. Her tedavi seçeneği hakkında mümkün olduğunca bilgi toplamak çok önemlidir.
ERKEN BOŞALMA TESTİ
Genç erkeklerde en sık görülen cinsel sorunların başında erken boşalma geliyor.  İlerleyen yaşla birlikte sertleşme sorununa eşlik eden erken boşalma problemleri de sık görülüyor.  Erken boşalma  hem hastaların hem de partnerlerin cinsel tatmin ve mutluluğunu düşürüyor.  Erken boşalma hastaların %62’sinde özgüven kaybına, %21’inde ilişki problemlerine yol açıyor. Oysa cinsel problemi olan her 10 kişiden yalnızca biri hekime başvuruyor.  Hattat Klinik Üro-Androloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat tarafından hazırlanmış olan, “Erken Boşalma” riskinizi kolaylıkla test edebileceğiniz bir test:
EVET HAYIR
  1. Boşalmayı geciktirmekte zorlanıyor musunuz?
   
  1. Boşalmanız sizin arzu ettiğinizden önce mi gerçekleşiyor?
   
  1. Çok az bir uyarı ile kısa sürede boşalıyor musunuz?
   
  1. Cinsel birleşme öncesinde veya cinsel birleşmeden çok kısa bir süre sonra boşalır mısınız?
   
  1. Ereksiyonu sağlarken veya sürdürürken zorlanıyor musunuz?
   
  1. Ereksiyon kalitenizde düşüş var mı?
   
7.  Aşağıdaki hastalıklardan biri veya bir kaçına sahip misiniz?
  • Ürolojik sorunlar (prostat enfeksiyonu, idrar yolu enfeksiyonu, prostatın iyi huylu büyümesi gibi)
  • Hormonsal nedenler (anormal hormon seviyeleri, tiroit sorunları gibi)
  • Nörolojik problemler (beyin-damar hastalıkları, geçici iskemik atak, karın bölgesi ameliyatları sonrasında sempatik sinir sistemi hasarı, şeker hastalığına bağlı sinir hasarı gibi)
  • İlaç kullanımı gerektiren psikiyatrik sorun
   
8. Boşalma probleminiz sizde hayal kırıklığı, endişe ve stres yaratıyor mu?    
9. Boşalma probleminiz nedeniyle eşinizin tatmin olmadığını düşünüyor musunuz?    
10. Boşalma probleminiz nedeniyle cinsellikten kaçındığınız oluyor mu?    
11. Stres, depresyon veya anksiyete içinde misiniz?    
12. Cinsel hayatınız düzensiz mi?    
13. Yaşadığınız cinsel sorunlar eşinizle aranızda ilişki problemlerine neden olmaya başladı mı?    
14. Eşinizle aranızda duygusal sorunlar var mı?    
15. Eşinizde vajinismus, cinsel isteksizlik veya ağrı problemi gibi bir cinsel sorun var mı?    
 
Yukarıda sorulardan dört veya daha fazlasına EVET cevabını veriyorsanız mutlaka bir uzmana başvurmalısınız.
 
Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanserdir. Amerika’da her yıl ortalama 160 bin yeni prostat kanseri vakası tespit ediliyor. Yaklaşık her 6 erkekten biri prostat kanserine yakalanıyor. Yapılan çalışmalar prostat kanserinin en fazla 55 yaş üzerinde görüldüğünü gösteriyor. Genetik faktörler, ırk ve beslenme başlıca risk faktörleri. Bu kanserin en kötü yanı oldukça sinsi ilerlemesidir. Özellikle erken dönemde hiçbir belirti bulunmayabilir. Gece sık idrara çıkma, idrar yapmada güçlük, zayıf-kesik kesik idrar yapma, idrar sonrasında ağrı ve yanma gibi belirtiler sadece bazı hastalarda görülür. Eğer kanser ilerlemişse sırt, kalça veya bacak ağrılarıyla kendini gösterebilir.

Unutmayın, Prostat kanserinde en iyi tedavi erken teşhistir. Bu nedenle özellikle ailesinde prostat kanseri olan kişilerin ve 40 yaşını aşan her erkeğin yılda bir kez prostat kontrolünden geçmesini tavsiye ediyorum


Bu kontrollerde hekim parmakla makat muayenesi yapar ve PSA (prostat spesifik antijen) seviyelerini kontrol eder. Şüpheli durumlarda ultrason, iğne biyopsisi ile tanısını kesinleştirir. Prostat kanseri varsa hastanın ihtiyacına, yaşına, genel sağlık durumuna, beklenen yaşam süresine, hastalığının evresine, yaygınlığına, tümör hücrelerinin derecesine göre bir tedavi planı oluşturulur. Prostat kanserinin erken dönemlerinde radikal prostatektomi’ye yani prostatın kapsülü ile birlikte cerrahi olarak çıkarılmasına sıkça başvuruluyor. Erken dönemde kullandığımız bir başka yöntem olan brakiterapi’de yaklaşık bir yıl boyunca prostat dokusunun içine yerleştirilen ve düşük dozda ışın veren radyoaktif çekirdekler ile kanserli doku yavaşça yok ediliyor. Hormon tedavisi tümörün prostat kapsülü dışına çıkarak vücuda yayıldığı durumlarda, erkeklik hormonu testosteronu baskılayarak tümörün gelişmesini engellemek için uygulanabiliyor. İleri dönemdeki hastalarda radyoterapi ve kemoterapi de uygulanır. Ciddi sağlık problemleri veya kanseri tekrarlamış prostat kanseri hastalarına yeni bir yöntem olan HIFU (yüksek yoğunluklu ve odaklanabilen ultrason enerjisi) sistemi de kullanılır.

Prostat kanserinden korunmak istiyorsanız düşük yağ ve kalori içeren, zeytinyağı gibi doymamış yağ asitleri ve Omega 3 ile taze sebze ve meyveden zengin, selenyum ve E vitamini içeren bir beslenme planı tavsiye ediliyor. Aşırı alkol ve sigaradan da uzak durmalısınız. Prostat kanseri teşhisi konmuş hastaların hekimi ile ilişkisini kesmemesi ve sürekli bir diyalog içinde bulunması yaşam süresi ve kalitesinin koruması açısından son derece önemlidir.
Bugünlerde hastalarımın çok sık sordukları sorulardan biri HİFU tedavisi ve hangi hasta tipi için  uygun olduğu. Bu nedenle bu tedaviyi ve prostat kanserini anlatmak istedim:
HIFU (Transrectal High Intensity Focused Ultrasound -Ablatherm) prostat kanseri tedavisinde non invaziv metodların getirdiği avantajları içeren yeni ve etkili bir seçenek oluşturuyor. Bir oturumda etkin tedavi, gerektiğinde tekrarlanabiliyor, çok kısa hastanede yatma süresi ve düşük komplikasyon riski ile tercih ediliyor.

Dünyada 119 merkezde 10900 den fazla hastada uygulanan bu tedavi, lokalize prostat kanseri hastalarından özellikle erken (evre T1-T2) de bulunan ve yaşları, genel durumları ve taşıdıkları rahatsızlıkları nedeniyle prostatektomi için uygun olmayan hastalara veya cerrahi girişime alternatif arayan hastalara öneriliyor. Ek olarak bu tedavi yöntemi radyoterapi sonrası kanseri tekrar eden hastalarda da etkin olarak kullanılıyor.

HIFU ile Robotik Prostat Kanseri Tedavisinin Avantajları :

    Etraftaki organlara hasar vermeden kanser dokusuna müdahele edilebilmesi.
    Radyasyonun zararlı etkilerine maruz kalmama.
    Hastanede kalma süresinin kısa olması.
    Tedavi spinal anestezi altında bir oturumda sonuçlandırılması ve gerektiğinde tekrar edilebilmesi. Eksternal radyoterapi sonrası lokal nükslerin tedavisine olanak tanıması.
    Tedavi herhangi bir nedenle tamamlanamazsa diğer alternatif tedavi yöntemlerine geçişe olanak tanıması.

Tedavi genellikle spinal anestezi altında transrektal olarak uygulanmaktadır. Rektuma özel bir prob yerleştirilir. Bu prob bilgisayar kontrollü belli noktalara odaklanabilen yüksek güçlü ultrason dalgaları yaymaktadır. Ultrason dalgalarının odaklandığı noktada (focal point) dalgaların ani ve güçlü emilimi sonucu bölgede anlık bir ısı artışı olur (85 ila 100°C) bu şekilde hedef bölgedeki hücreler tahrip olurlar. Hedef bölgeye yapılan her atışla oval şekilli 22 mm uzunluğunda ve 2 mm. çapında bir alanda tahribat yapılır. Atışların tekrarlanması ve odak noktasının her atış arasında değişitirlmesi sonucu tüm tümörü içeren bölgenin tahribi mümkün olmaktadır.

HIFU prostat kanseri tedavisinde günümüzde tedavi sonrası yaşam kalitesini en az etkileyen yöntemlerden biridir . Düşük komplikasyon oranı ve riski ayrıca çok kısa iyileşme süreci birçok vakada tedaviden çok kısa süre sonra (genellikle 2 veya 3 gün) normal aktivitelere dönme olanağı tanır. Tedaviden sonra bir süre sonda taşımanız gerekecektir. Buna ek olarak doktorunuz tarafından size anlatılan tüm normal aktivitelerinizi sürdürebilirsiniz .

Prostat hastalıkları orta yaş ve üzeri erkeklerin en sık karşılaştığı sağlık problemlerindendir. İyi huylu prostat büyümesi, prostat kanseri ya da prostat iltihaplanmaları; idrar problemlerine yol açarak sadece fiziksel yakınmalara neden olmaz, erkekleri psikolojik ve sosyal yönden de etkiler. “Prostat kanseri”nde, prostat dokuları anormal ve kontrolsüz bir şekilde büyür. Bu kanser özellikle erken dönemlerinde çok sinsi bir hastalıktır, kişide kanserle birlikte prostat büyümesi ve buna bağlı şikayetler mevcut değilse kanserin kendisine özgü hiç bir belirtisi bulunmayabilir.

Unutmayın! Hastalığa ait semptomlar erken teşhis edildiği takdirde , hemen müdahele edilerek kesin tedavi olanağı sağlamak  ve yaşam kalitesini artırmak mümkündür. Bu nedenle 45 yaşın üzerinde yıllık prostat check-up larının önemi çok büyüktür! Teşhis edildikten sonra ise, önemli olan uygun tedavi seçeneğinin hasta ve doktoru tarafından beraberce değerlendirilip hastanın durumuna göre karar verilmesidir.
Testosteron yoksunluğu hayati bir öneme sahip olmasa da bu hormonun varlığı erkek özelliklerinin gelişimi ve fonksiyonu için şarttır. Testosteron etkinliğini daha anne karnında göstermeye başlar. Anne karnında erkek özelliklerinin oluşmasına katkıda bulunur. Sonra ergenlik döneminde de ikincil seks özelliklerinin gelişimini sağlar. Androjenler vücutta kıllanmayı, ses kalınlaşmasını, sebum üretimini, kas kütlesinde artışı ve kan yapımını tetikler. Testosteron genel sağlığı, fiziksel ve zihinsel performansı etkiler. Aynı zamanda bu hormon duygusal durum ve motivasyon için de önemlidir. Testosteron eksikliği görülen erkeklerde depresyon ve motivasyon güçlüğüne sık rastlanıyor. Testosteronun cinsel davranış ve aktivite üzerinde önemli etkileri var. Cinsel istek, fanteziler, gece ereksiyonları, cinsel aktivite kadar orgazm ve ejakülasyonun sıklığı da androjenler tarafından yönetiliyor.

Testosteron eksikliği neden olur?
Testiste testosteron üretimi azalabilir veya testis dışı nedenlerle azalabilir. Testislerde testosteron üretimindeki azalmayı inmemiş testis vakalarında, testis travmalarında hatta komplike olmuş kabakulak vakalarında görüyoruz. Kısaca testis dokusunu azaltacak tüm durumlarda testosteron üretimi azalır. Ancak özellikle yaşla birlikte testislerde testosteron üretiminde yaşla birlikte bir düşüş olur. Bu durumda andropoz dediğimiz bir klinik duruma yol açar. Bir de beyindeki hormon denetimi yapan hipofizden kaynaklanan bazı durumlarda hormon üretimi bastırılabilir. Kilo fazlalığı, kötü beslenme ve bel çevresi kalınlığı gibi risk faktörleri de testosteron seviyelerini azaltır.

Testosteron eksikliğinin sonuçları nedir?
Eğer fetal gelişim sırasında vücut yeterli testosteron üretmezse vücudun dışındaki cinsel organların büyümesinde sorunlar ortaya çıkar.  Ergenlik sırasında bu durum oluşursa büyüme ve gelişmeyi yavaşlatabilir.   Genel olarak kas kütlesi gelişiminde azalma, ses kalınlaşmasının olmaması, vücut kıllarında azlık, meni hacminde azalma veya meninin hiç olmaması, penis ve testislerde hacim eksikliği, memelerde büyüme (jinekomasti) gibi şikayetler olur. Yetişkinlik döneminde oluşursa andropoz denilen durum gelişir.

Testosteron eksikliği nasıl anlaşılır?
Testosteron pulsatil olarak salgılanan bir hormon olduğundan sabah saatlerinde aç karnına herhangi bir laboratuvara gidip kan vermek yeterli. Bu şekilde toplam ve serbest testosteronlar ölçülür. Cinsellikle ilgili kısım araştırılırken seks hormonunu bağlayan globulin de ölçülür. Bir ürolog bu verileri rahatlıkla yorumlayabilir yani hastaya testosteron oranının yüksek ya da düşük olduğunu söyleyebilir.

Testosteron takviyesi ne kadar süre yapılır?
Testosteron hormon eksikliği tespit etmişsek bunu dışardan takviye etmek mümkündür. Hormon takviyelerinin bu konuda deneyimli bir uzman tarafından dikkatle yapılması ve düzenli aralıklarla kan seviyelerinin kontrol edilmesi gerekir. Hormon takviyelerinde biz aylık olarak kontrolleri öneriyoruz. Özellikle erkeklerde hormon seviyelerinin yanında iki ayda bir PSA yani prostat spesifik antijen miktarına bakıyoruz. Hormon tedavileri bu aylık kontrollere göre devam eder ve hormon eksikliği giderildiğinde tedavi tamamlanmış olur. Ancak cinsel sorunlar devam ediyorsa diğer risk faktörlerine bakılır. Ancak unutulmaması gereken şu ki isteksizliği yaratan diğer alanların, kişiye ve ilişkiye ait diğer sorunların dikkatle incelenmesi gerekir. Çoğu zaman hormon eksikliğine bağlı cinsel isteksizlik yaşayanlarda diğer faktörleri de görüyoruz. Hayat tarzı da hormonlarda önemlidir. Kilo fazlalığı, beslenme bozukluğu, hareketsizlik de hormon dengelerini bozabilir.

Testosteronun hapı var mı?
Testosteron seviyesinin düşüklüğü için destek preperatları verilebilir. Eskiden bu ilaçlar zor kullanılıyordu şimdi tablet, jel ya da iğne şeklinde, kullanımı çok kolay. Ancak mutlaka doktor kontrolünde alınmalı. Testosteron çok da masum değil, PSA seviyelerine bakılmadan verilemez.

Testosteron eksikliğinde performans ilaçları işe yarar mı?
Hormon eksikliğinden dolayı erkek isteksizlik yaşar. İstek olmadığında damardan sertleşmeyi sağlayan bazı maddeler örneğin nitrik oksit salgılanamaz ve bu durumda sertleşme problemi de oluşur. Bu durumda hormon takviye edildiğinde istek geri geldiğinden sertleşme de geri gelir. Bu nedenle erkekte cinsel isteksizliğe bağlı sertleşme kaybı varsa ve hormonları düşükse önce hormon takviyesi düşünürüz. Ama sertleşme hala geri gelmemişse alta yatan diğer damarsal, sinirsel, yapısal sorunları, diyabet-kalp-damar hastalıkları gibi sağlık sorunlarını, kullanılan ilaçları, psikolojik yapıyı, hayat tarzını inceleyerek sertleşme sorununa neyin yol açtığını araştırırız. Sonra bu tip ilaçlardan veya sertleşme tedavisinde kullanılan diğer yöntemlerden yararlanırız.

Testosteronu düşük ve yüksek erkeklerin farkları nedir?
Testosteronu yüksek erkekte aşırı anormal bir cinsel istek değil ama cinsel arzu tamdır. Testosteronu düşük olan erkekte cinsel istek azalmıştır, kendisini güçsüz ve halsiz hisseder. Konsantrasyon azalmıştır, çabuk yorulur. Depresif hisler içinde olabilir. Sakalın, bıyığın kuvvetinin azalması, vücut kıllarının dökülmeye başlaması düşük testosteron belirtisidir.

Cinsel ilişki testosteronu etkiler mi?
Cinsel aktivite de testosteron seviyesini yükseltir. Seksüel aktif insanlarda testosteron yüksek olur. İlişki aralıkları uzadığında diğerlerine göre düşer.
ŞEKER HASTALIĞI CİNSEL SAĞLIK PROBLEMLERİ İÇİN ÖNEMLİ BİR RİSK FAKTÖRÜ
Şeker hastalığını sertleşme sorunu için yaygın bir risk faktörü olarak değerlendiriyoruz. Şeker hastalığı hem sinir hem de damar hasarı yaratarak sertleşme fonksiyonlarını bozuyor. Dolayısıyla, uzun yıllar kontrol edilmeden devam eden diyabette diğer komplikasyonlara paralel olarak cinsel sorunlar da gelişebiliyor. Ancak diyabetin yarattığı cinsel sorunların yaşam kalitesini düşürmesine izin vermemek mümkün.

Sertleşme sorunu şeker hastalığının ilerlemesiyle ortaya çıkabildiği gibi, bazı hastalarda şeker hastalığının ilk belirtisi de olabiliyor. Şeker hastalığında yaygın olarak gördüğümüz damar ve sinir hasarları, idrar yolunda ve vajinada enfeksiyonların artması, bütün bunların yanı sıra psikolojik olarak ta  hastanın olumsuz etkilenmesi, cinsel ilişkide sorunlara yol açabiliyor.

ŞEKER HASTALIĞININ CİNSELLİĞE ETKİSİ
Erkeklerde Şeker hastalığı hem sinir hem de damar hasarı yaratarak öncelikle sertleşme fonksiyonlarını bozuyor. Bu hastalıkta hem büyük damarlar, hem de penise kan taşıyan daha küçük damarlar etkileniyor. Sertleşme fonksiyonunun gerçekleşmesinde en önemli rol damar yapısında. Bu nedenle damar sorunları sertleşme problemine yol açan ana faktördür. Damar yapısında arterioskleroz denilen ve damar sertliği olarak da bilinen problem penise giden kan akımının azalmasının en büyük nedenidir. Sigara içmek, yüksek kolesterol seviyeleri ve şeker hastalığı arterioskleroza yol açarak sertleşme sorunun oluşmasına katkıda bulunur. Buna ek olarak, sertleşme işlevinde yer alan sinirlerin de hasar görmesi erkeklerin %50 ile 70’ini sertleşme bozukluğuna yatkın hale getiriyor.

Şeker hastalığında sertleşme probleminin yanı sıra orgazm hissinde azalma, haz alamama, mesaneye doğru geri boşalma veya gecikmiş boşalma problemleri de görülüyor. Tüm bunların yanında idrar yolu enfeksiyonu riski arttığından, prostat enfeksiyonu riski de çoğalıyor. Bunlar da idrar sorunları ve dolaylı olarak cinsel problemlere yol açıyor. Bu nedenle şeker hastalığı olan erkeklerin kan şeker seviyelerini kontrol altında tutmaları kalp-damar ve beyin sistemi kadar cinsel fonksiyonlarına da yardımcı oluyor. Sertleşme kusuru ile birlikte olabilen ve yine şeker hastalarında sık görülebilen bir hastalık da "Peyroni hastalığı"dır. Bu hastalık penis sertleşmeye başladığında peniste eğrilme/bükülme, ağrı olabilmektedir. Bir süre sonra Peyroni hastalarında da sertleşme kusuru ortaya çıkabilmektedir. Penis eğrilmesi aşağı, yukarı ve yan taraflara doğru her yana olabilmektedir. Bu hastalarda ilk önce ilaç tedavisi denenir ve yanıt vermez ise cerrahi yolla eğrilik düzeltilir.

Diyabetli erkeklerde sertleşme sorunu normal erkeklere göre daha erken dönemlerde ortaya çıkar. Diyabet tanısı konulduktan yaklaşık 10 yıl sonra hastaların yarısında sertleşme sorunu görülmektedir. Yani şeker hastası olan erkeklerin yaklaşık yarısı sertleşme problemi de yaşar. Ek olarak, diyabetli erkeklerde sertleşme sorunu görülme olasılığı normal erkeklere göre üç kat daha fazladır. Özellikle Diyabetin özellikle nöropati ve mkro anjiyopati döneminde cinsel sorunlar sıklıkla görülüyor. Bu dönemlerde retrograd ejakülasyon, yani meninin mesneye doğru geri kaçması ve dışarı sıvı çıkışının görülmemesi durumu yanı sıra sertleşme sorunu da sık görülür.

TEDAVİSİ MÜMKÜN!
Erkeklerde ; Sertleşme sorunu bir kere tespit edildikten sonra çeşitli muayeneler ve testlerle sorunun gerçek sebebi, yani psikolojik kökenli mi yoksa organik/fiziksel kökenli mi olduğu bulunabilir. Doğru tedavi yapabilmek için önce doğru tanı koymak gerekir. Daha sonra sorunun sebebine ve derecesine bağlı olarak, mevcut tedaviler arasında intrakavernosal enjeksiyonlar gibi ilaç tedavileri, ağız yoluyla tedavi, sistemik ilaç tedavisi (testosteron), arter ameliyatı, toplardamar ameliyatı, protez penis takılması, vakum-sıkma araçları ve psikoterapi sayılabilir.

PENİL PROTEZLER
Özellikle şeker hastalığının damar ve sinir uçlarında yaptığı geriye dönüşümsüz hasarlar veya uzun süreli yüksek tansiyonun yarattığı damar problemleri ilaç veya enjeksiyon tedavilerinin yetersiz olmasına neden olabilir. Organik kökenli sertleşme sorunuyla sonuçlanan bu ve benzeri hastalığı olanlarda, radikal tedavi seçeneği Mutluluk Çubuğu olarak ta bilinen penil protezlerdir. Bu tedavi, cerrahi müdahaleyle penisteki kavernöz cisimler içine, sertleşmeyi temin eden bir çift protez yerleştirme şeklinde bir tedavidir.

Hastalarımız, bu tedavi ile hastalar gençlik dönemindekine benzer kalitede sertleşmelere sahip oluyor ve cinsel ilişkilerini kolaylıkla sağlıyor. Kalıcı olması nedeniyle istenen her zaman, cinsel ilişkiyi, sertleşme olup olmayacağı kaygısından uzak, başarıyla gerçekleştirebiliyorlar. .Penil protezler iyi hasta seçimi yapıldığında ve hastanın partneri ile uyumunu düzenler ve yaşamı son derece kaliteli bir noktaya getirir. Burada altını çizmek istediğim husus, hastanın gerçekçi beklentilere sahip olması, cerrahinin olası sonuç ve potansiyel komplikasyonlarını kavraması. Hastalar özellikle protezin cinsel isteklerini etkilemeyeceğinin, bunun yalnızca cinsel birleşmeyi sağlayacak mekanik bir araç olduğunun bilincinde olmalıdır. Biz hastalarımızda, penil protez tipinin seçiminde hasta ve eşiyle avantaj-dezavantajları çok ayrıntılı olarak tartıştıktan sonra karar veriyoruz. Protez takılmış bir hasta mekanik olarak, istediği vakit istek olmadan da ilişkiye girebilir. Ancak ameliyat öncesi ve sonrası görüşmelerde hastalara ve arzu edildiğinde eşlerine de penil protez kullanımı üzerine hem klinik hem psikolojik anlamda eğitim verilmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum.  Tabii, eğer hastamız özel durumları nedeniyle protez ameliyatı yapılmış olmasını gizli tutmak isterse, hastamızın isteğine saygı duyarak bu istek doğrultusunda davranıyoruz.
Prostat hastalıkları orta yaş ve üzeri erkeklerin en sık karşılaştığı sağlık problemleri arasında. İyi huylu prostat büyümesi, prostat kanseri ya da prostat iltihaplanmaları; idrar problemlerine yol açarak hem fiziksel yakınmalara yol açıyor hem de erkekleri psikolojik ve sosyal yönden de etkiliyor. Prostat sorunlarıyla ilgili en çok merak edilen noktalardan biri cinsel sorunlara yol açıp açmadığı. Gerçekten de pek çok erkek gerek prostat hastalıkları gerekse uygulanan tedaviler nedeniyle cinsel problemler yaşıyor. Burada önemli olan yaşadığınız prostat sorununun ya da aldığınız tedavinin hangi cinsel probleme yol açtığını bilmeniz. Hattat Klinik'te Sizin ihtiyaç ve isteklerinize uygun bir tedavi protokolü oluşturabilir ve önlemlerinizi bir an önce alabiliriz.

Prostat hastalıklarında en sık görülen yakınma idrar problemleri. Bunun sebebi prostat bezinin yerleşim yeridir. Erkeklere özgü bir salgı bezi olan prostat mesanenin tam altında yer alır, idrarı mesaneden dışarı taşıyan üretra kanalını çevreler. İdrar ve meninin penisten dışarı doğru çıkmasına izin verir. Bu nedenle prostat hastalıklarında üretraya baskı oluşması ve idrar problemleri meydana gelmesi beklenen bir durumdur.

Prostat bezinde genel olarak üç tip hastalık görülür: Prostatit denilen prostat enflamasyonu, prostatın iyi huylu büyümesi ve prostat kanseri. Birbirinden oldukça farklı olan bu hastalıkların aslında hepsi aynı idrar sorunlarına yol açar. Sık idrara çıkma, kesik kesik idrar yapma, mesaneyi tam boşaltamama hissi, gece idrara kalkma, idrar yaparken zorlanma, ani idrara çıkma ihtiyacı gibi yakınmalar cinsel yaşamı olumsuz yönde etkiler.

“Prostatit” denilen prostat enflamasyonunda prostat şişer ve hassaslaşır. Bu duruma genelde bakteriyel enfeksiyonlar neden olur. Prostat iltihaplanmaları genelde genç erkeklerde görülse de orta yaş ve sonrasında da sıktır. Bu problem ağrılı sertleşme ve boşalmaya, meni yani spermde kan görülmesine, hatta ileri dönemlerde erken boşalmaya neden olabilir.

“İyi huylu prostat büyümesi”nde prostatın içindeki doku kanser olmayan bir şekilde büyümeye başlar. Orta yaş sonrası oldukça sık karşılaşılan bu durum aslında tehlikeli olmasa da büyüyen prostat üretrayı daralttığı için idrar sorunları oldukça yoğun yaşanır. İyi huylu prostat büyümesi daha çok boşalma bozukluğuna neden olur. Erken boşalma bu hastalıkta sık görülen bir komplikasyondur. Yine bazen iyi huylu prostat büyümesinde de sertleşme sorunu görülebilir.

“Prostat kanseri”nde ise prostat dokuları anormal ve kontrolsüz bir şekilde büyür. Bu kanser özellikle erken dönemlerinde çok sinsi bir hastalıktır, kişide kanserle birlikte prostat büyümesi ve buna bağlı şikayetler mevcut değilse kanserin kendisine özgü hiç bir belirtisi bulunmayabilir. Prostat kanserinde sertleşme ve boşalma esnasında oluşan ağrılara ek olarak kasık ve bacaklarda da ağrı görülebilir. Sertleşme bozukluğu ve cinsel isteksizlik de sık karşılaşılan cinsel problemler arasındadır.

İDRAR SORUNLARI CİNSELLİĞİN KALİTESİNİ AZALTIYOR
Prostat hastalıklarında meydana gelen idrar yakınmaları nedeniyle pek çok erkek günlük aktivitelerini yaparken bile büyük stres hisseder. İş, okul ya da aile hayatında kendilerine olan güvenleri azalır, sosyal hayattan uzaklaşmaya başlarlar. Bu gerginlik cinsel birliktelik esnasında da yaşanabilir. İdrar sorunu yaşayan erkek, bunun beraberlik esnasında olmasından çekinerek cinsellikten soğuyabilir, cinsel istek problemleriyle karşılaşabilir. Başarılı olamayacağı endişesi ile performans aksiyetesi geliştiren erkek sertleşme sorunları yaşayabilir. Erken boşalma da ileri vakalarda görülebilir.

TEDAVİLERİN PAYI BÜYÜK
Prostat hastalıklarında uygulanan tedavi seçenekleri de cinsel sorunlara yol açabilir.
İyi huylu prostat büyümesinde genelde ilaç ve ameliyat seçenekleriyle tedavi mümkündür. Alfa bloker ilaçlar hastalarda retrograt ejakülasyon yani mesaneye doğru geri boşalmaya neden olabilir. Bu sorun özellikle çocuk sahibi olmak isteyen erkeklerde problem teşkil eder.   Sperm penisten dışarı akmak yerine mesaneye aktığından kısırlık oluşabilir. 5-alfa redüktaz engelleyici ilaçlar ise sertleşme bozukluğu yaratır, cinsel isteği azalır ve meni hacmini küçültür. Lazerlerle uygulanan veya açık yapılan prostat ameliyatlarında da bu gibi sorunlar ortaya çıkabilir.

Antibiyotiklerle tedavi edilen prostatın bakteriyel iltihaplanması genellikle cinsel bir yan etkiye neden olmaz. Ancak prostatın kronik iltihaplanmaları ve kronik pelvik ağrı sendromu denilen sorun için etkili genel bir tedavi seçeneği bulunmamaktadır. Bu nedenle doktorlar değişik belirtiler için farklı ilaçlar kullanabilirler. Eğer iyi huylu prostat büyümesinde kullanılan alfa bloker ilaçlar kullanılırsa o zaman yukarıda da açıklanan cinsel yan etkiler meydana gelebilir.

Prostat kanserinde sık uygulanan ve prostatın çevre dokularıyla birlikte alındığı “radikal prostatektomi” ameliyatı yada radyoterapi, kriyoterapi gibi yöntemlerde prostatın yanında bulunan sinirler ve damarlar zarar görebilir. Bu da sertleşme sorununa neden olur. Prostat kanserinde kanserin kendisi de sertleşmeyi sağlayan ve prostata yapışık seyreden sinirleri harap edebilir. Bunlarla birlikte prostat kanserinde uygulana hormon tedavisi yada testislerin cerrahi olarak çıkarıldığı “orşidektomi” ameliyatı da cinsel istek kaybına yol açabilir. Hormon tedavisi sinirleri harap etmemesine rağmen vücuttaki testosteronu tamamen ortadan kaldırdığı için kişiyi, cinsel aktivite için isteksiz hale getirir.

BİZİMLE KONUŞUN
Görüldüğü gibi prostat hastalıkları ve tedavileri pek çok cinsel sorun yaratabiliyor. Bu nedenle prostat hastalıkları tedavilerinde en önemli nokta, cinsel fonksiyon sorunlarına yol açmayan tedavilerin tercih edilmesi. Biz, tedavi yöntemine karar verirken, tedavinin cinsel fonksiyona zarar vermemesi hususunu da önemle değerlendiriyoruz. Önemli olan sorununuzu geçiştirmemeniz ve çözümünün olduğunu bilmeniz.
Erkeklerde orgazm, boşalmanın ilk aşamasında oluşan ve prostat ile çevre dokunun kasılmasıyla gerçekleşen duygu olarak tarif edilebilir. Yani bir erkek orgazm olduğu halde boşalmayabilir. Boşalma, pek çok erkek için büyük bir final niteliği taşır. Oysa boşalma bir hedef ya da sonuç olarak görülmemeli.

Sorun, psikolojik olabilir:

Boşalma, beyin, beyin kökü, omurilik ve sinirlerinizin yardımıyla oluşan fizyolojik bir mekanizmadır. Erken boşalma, her iki tarafın da tatmin olmasını engelleyecek kadar kısa sürede boşalma meydana gelmesidir. Ancak erken boşalma cinsel ilişki denemelerinin yüzde 50’sinden fazlasında meydana geliyorsa hastalık olarak kabul edilir. Bundan daha azı her erkekte dönemsel olarak görülebilir. Erken boşalma, kırk yaşın altındaki erkeklerde en sık görülen cinsel problemdir. Boşalma, sıklıkla vajinaya giriş sırasında ya da hemen vajinaya girer girmez görülür. Ancak en ileri halinde penise herhangi bir uyarı olmadan yalnızca cinsel düşüncelerin varlığıyla boşalma tetiklenir. Çok uzun süredir erken boşalma sorunu yaşıyorsanız, bunun altında genelde psikolojik sorunların olduğunu bilmelisiniz. Bazı kişilerde ise daha önceden böyle bir sorun olmamasına rağmen erken boşalma sonradan ortaya çıkar.


Eren’in öyküsü

“Daha soyunurken boşalıyorum”

Tedavi ettiğimiz 24 yaşındaki Eren’in hikayesini ‘Erkekliğin Yol Haritası’ adlı kitabında şöyle anlattık: “Kliniğimize geldiğinde hayatı boyunca erken boşalma sorunu yaşadığını söyledi. Hiç başarılı bir ilişkisi olmamıştı. Birçok partnerle flört ediyor ancak sıra cinselliğe geldiğinde bir bahane bulup uzaklaşıyordu. Eren, ilk ilişkisinden itibaren daha cinsel birleşme olmadan boşaldığını fark etmişti. Birkaç cinsel ilişki denemesinden sonra artık başarısız olmaktan çekinmeye başlamış ve yeni ilişkilere girmekten korkmuştu. Daha önce de bazı doktorlara başvurmuş ancak hiçbir tedavi sürecini sonuna kadar devam ettirmemişti. Ancak son dönemde gerçekten çok hoşlandığı ve evlenmeyi düşündüğü bir genç kızla tanışmış ve bu nedenle erken boşalma problemini çözmeye karar vermişti. Eren’e hem ilaç tedavisi hem de cinsel terapiyle bir tedavi protokolü oluşturduk. Son derece dikkatli bir şekilde önerilerimize uyan Eren, üç ay içinde boşalma süresinde uzama kaydetti, kendine güveni geri geldi, partneriyle yakınlaşmaya başladı. Eren, hâlâ kontrollerini devam ettiriyor.

BUNLARI HATIRLAYIN

* Çoğu erkek, bir kadınla ilk ilişkisinde erken boşalma eğiliminde olur.

* Çoğu erkek, kendi başına erken boşalma probleminin üstesinden gelebilir. Ama bazıları, bir uzman görüşüne ihtiyaç duyar.

* Birçok erkek, zaman zaman erken  boşalma problemi yaşar.

* Cinsel deneyimlerin sayısı arttıkça ve uygun ortamlar doğdukça erkeğin özgüveni artar. Böylece kendini tutmayı öğrenebilir.

* Kalıcı ‘erken boşalma’nın hem erkeğin hem partnerinin cinsel fonksiyonları üzerine zararlı etkileri vardır.

* Tedavi gerektiren durumlarda çok başarılı sonuçlar elde edilir. Bir uzmana danışmakta geç kalmayın.

TEDAVİ ÖNERİMİZ

Erken boşalma tedavisi cinsel terapi ve ilaçlarla yapılır. Birçok erkekte tedavi seçeneklerinin  birlikte kullanılması daha yararlıdır.

İlaçlar: Kullanılan ilaçlar arasında dopamin antagonistleri, antidepresanlar, anestezik etkili losyon ve kremler bulunuyor. Bunlar cinsel terapiye ek olarak verildiğinde tedavide büyük ölçüde başarı sağlıyor. Cinsel ilişki öncesi erken boşalmayı önlemek amacıyla yeni ilaçlar geliştiriliyor.

Durma-başlatma metodu:Cinsel terapide kullanılan bir tekniktir. Mastürbasyon yaparken penisinizi uyarır ancak boşalmadan hemen önce bu uyarıyı durdurursunuz. Boşalma hissi geçmeye başladığında penisinizi tekrar uyarır, ancak boşalmaya müsaade etmeden tekrar durdurursunuz. Bu egzersizi en az dört kez, tercihen beş-altı kez tekrarladıktan sonra boşalmaya izin verirsiniz.

Cinsel Terapi:Cinsel terapi teknikleri erken boşalmada büyük başarı sağlar. Terapistiniz kendi başınıza veya partnerinizle birlikte yapacağınız ev ödevleri verir. Ancak çok erken boşalıyorsanız, başlangıçta herhangi bir egzersizin size uygun olmadığını da belirtelim.

Duyumlara Odaklanın:Tek başınıza veya partnerinizle yapacağınız egzersizlerle, boşalma odağınızı cinsel bölgelerden tüm vücuda yayabilir, cinsel hayatınızın kalitesini artırabilirsiniz.

Prezervatifin faydası:Prezervatif kullanan erkekler, uyarı hissinin azalmasından şikayet etse de bu durum erken boşalmada bir avantaja dönüşebilir.

Ameliyat: Bazı uzmanlar, penise giden sinir sisteminde ameliyatlar yaparak penis hassasiyetinin azaltılabileceğini belirtiyor. Bu yöntemin daha girişimsel olduğunu ve diğer metotlarla da başarılı sonuçlar alabileceğinizi bilmelisiniz.
Kalp hastalarının en büyük korkularından, çekincelerinden biri seks yapmak , ve bu nedenle kalp-damar hastalığı yaşayan bir çok kişi seksin tehlikeli olduğunu düşünüp cinsellikten tamamen vazgeçiyor. Seks sırasında kalp krizi geçirmek, ölmek, partnerin kalp sorunu yaşaması bu kabuslardan bazıları.
Üstelik bu durum sadece erkekler için geçerli değil. 40-60 yaşlarında kadar erkeklerde daha fazla görülen kalp hastalıkları, menopoz sonrası hormon değişimleriyle kadınları da etkiliyor. Bu durumda hem erkek hem kadın, hem de partnerlerin cinselliğe dair endişeleri çoğalıyor.

Oysaki, seks kalp hastalarının yeni ilacı! Kalp hastalığı cinselliğe engel olmadığı gibi cinsellik kalp performansını yükselterek ömrü uzatıyor.

SEKS SIRASINDA NE KADAR EFOR HARCIYORSUNUZ?
Aslında seks için gereken enerji öyle çok fazla değil. Araştırmalar birçok çiftin cinsellik için 5-15 dakika harcadığını gösteriyor. Seks sırasındaki oksijen tüketimi 1 veya 2 kat merdiven çıkmaya eşit. Bir çok kişi için cinsellik için gereken enerji bir eşya taşımak, orta şiddette 20 dakika yürüyüş yapmak, bahçe ve ev işleriyle uğraşmaktan fazla değil. Normalde cinsellik esnasında kalp hızı dakikada 110-130 atım arasında oluyor. Bu da hafif-orta şiddette yapılan bir egzersize eşit bir rakam. Büyük tansiyon (sistolik kan basıncı) yaklaşık 2 katına yani 120 mm Hg’den ortalama 150-180 mm Hg’ye, bazı durumlarda ise 240 mm Hg’ye kadar çıkabiliyor. Solunum hızı da dakikada 16-18 nefesten yaklaşık 60 nefese çıkıyor. Bu rakamlar erkekler için biraz daha yüksek olabiliyor. Bu durum özellikle erkeğin üstte olduğu pozisyonlarda görülüyor. Sonuçta cinsel ilişki kalp hastalarına çok fazla yük bindiren bir durum değil. Ancak aldatma gibi stres yaratan durumlarda ve farklı aktivitelerde kalbin üzerindeki yük biraz daha fazla.

SEKS KALPTEN ÖLÜMLERİ ARTTIRIR MI?
Yine sanılanın aksine cinsel aktivite sonrası içinde kalp krizi geçirme riski veya cinsellik esnasında kalpteki sorunlara bağlı ölümler oldukça nadirdir. Sağlıklı bir kişide seks sonrasında kalp krizi görülme riski yaklaşık 1 milyonda 2.5’tur. Bu rakam daha önce kalp hastalığı geçiren kişilerde 1 milyonda 25’e kadar çıkar. Ancak yine de oldukça düşük bir risk söz konusudur. Örneğin yapılan bir çalışmaya göre 5500 koroner problemlere bağlı ölümlerin yalnızca %1’i sekse bağlı olarak gelişmiş. Bunların da çoğu evlilik dışı ilişki olduğundan suçluluk, endişe ve acelecilik hislerinin bu ölümlere katkıda bulunduğu düşünülüyor.  Ancak özellikle erkekseniz, daha önceden geçirilmiş bir kalp krizi hikayeniz varsa ve aşırı hareketsiz bir hayat tarzı sürüyorsanız riskinizi arttırdığınızı bilmelisiniz.

HANGİ POZİSYONLAR KALBE DAHA FAYDALI?
Aslında bazı pozisyonların diğerlerine göre kalbi daha fazla zorladığı çok da doğru değil. Erkek üstte, kadın üstte, yan yana, oral seks ve mastürbasyon arasında bu açıdan bir fark yok. Yani çift olarak seçtiğiniz pozisyonda rahatlık hissetmeniz yeterli. Ancak bazı uzmanlar eğer erkekte bir kalp sorunu varsa yan yana pozisyon veya kadının üstte olduğu pozisyonlar seçilerek erkeğin harcadığı eforun azaltabileceğini düşünüyor. Zamanla doktor kontrolünde yapılan doğru bir egzersiz ve kondüsyon programı ile erkeğin fitness seviyesi düzeltilerek eski pozisyonlara geri dönülebilir.

KALP HASTALIĞI CİNSEL SORUNLARI ARTTIRIR MI?
Kalbi etkileyen her şey cinselliği de etkiler. Yani kalp damarlarını etkileyecek herhangi bir sorun (şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kolesterol problemi, plak oluşumu, sigara kullanımı, aşırı alkol tüketimi, hareketsiz bir yaşam) cinsel bölgeye giden damarlarda da hasar yaratır. Bu nedenle kalp hastalıklarında, şeker problemi, tansiyon ve damar sertliğinde başta sertleşme sorunları olmak üzere çeşitli cinsel sorunları daha sık görülür. İstek azlığı, sertleşme sorunu, tatminsizlik yaşayan erkekte performans endişesi gelişerek kısırdöngü şeklinde sertleşme problemi daha da artabilir.

KALP İLAÇLARI DA CİNSELLİĞİ BOZABİLİR
Kalp hastalıklarında kullanılan ilaçlar cinsel isteği azaltıp sertleşme sorununa neden olabilir. Biz bu durumda eğer hasta için uygunsa kalp hekimi ile görüşüp cinselliği daha az etkileyen ilaçların kullanılıp kullanılamayacağını tartışıyoruz. Ancak bu ilaçların muhakkat kullanılması gerekirse o zaman hastaya bunun hayatı için önemli olduğunu anlatıyoruz. Bu durumda hastalara başka öneriler sunuyoruz. Cinselliğin farklı boyutlarını öğretiyoruz. Bypass sonrasında korkular nedeniyle nitrat grubu ilaçlara psikolojik bir bağımlılık gelişebilir. Bu durumda da psikolojik bir yardım almalarını öneriyoruz. Bazen anksiyete veye depresyona yönelik ilaçlardan yardım alıyoruz.

SERTLEŞME SORUNU GÖRÜLEBİLİR
Kalp krizi sonrasında sertleşme sorunu hem fiziksel hem psikolojik nedenlerle ortaya çıkabilir. Bir erkek eforlu bir hareket esnasında veya seks yaparken kalp ağrısı yaşıyorsa korkup psikolojik olarak sertleşme sorunu yaşayabilir. Bu durumda damarları rahatlatan nitrat grubu ilaçlar kullanılabilir (ancak bunlar da sertleşme ilaçları ile alınamaz). Kalp krizinden ve ölümden korkmak da, performans endişesi yaratarak sertleşmeyi bozabilir. Kalp damar sorunu yaşayan kişilerde sertleşme sorununda kullanılan ilaçlar oldukça yüz güldürücü sonuçlar verebiliyor. Ancak nitrat grubu ilaçları kullanan hastaların bu ilaçları kullanmamaları gerekiyor.

PARTNERLER MORALİNİZİ BOZMAYIN
Kalp krizi yaşayan bir çok kişi endişeli, depresif ve sıkıntılı hisseder, hatta partnerlerinin onları beğenmediğini düşünür. Bir başka durum da partnerin aşırı korumacı hale gelmesidir ki bu durumda hastanın moralini bozar.

Sizlere önerim, çekince ve endişelerle yaşam kalitenizi bozmayın, herhangi bir kalp hastalığınız var ise mutlaka ekibimizle yaşam kalitenizi devam ettirmeniz için gereken reçetenizi takip edin!
Normalde bir insanın idrarında gerek gözle görülen, gerekse idrar tahlilinde mikroskopla belirlenen kanama olmaması gerekir.
İdrarda kanama, aksi kanıtlanıncaya kadar çok ciddi bir bulgu olarak kabul edilir. Bu nedenle kanamaya neden olan etkenin tanısı konuncaya kadar, gereken tanı yöntemleri kullanılarak araştırılmalıdır. Çünkü idrardaki kanama çok basit bir üşütmeden kaynaklanabileceği gibi üriner sistemde oluşan bir tümörün ilk belirtisi de olabilir. Böbrek taşları, veremi, kötü huylu tümörleri ya da enfarktüsü, akut glomerülonefrit, idrar borusu taşları, idrar kesesi tümörleri, veremi, taşları ya da basit bir idrar kesesi iltihabı ya da siyek (üretra) taşları ve iltihabı buna yol açabilir.

Bazen sık taş düşüren hastalar, idrarlarında kanama olduğunda yine taş düşürdüğünü düşünerek olayı önemsemezler. Birçok durumda olduğu gibi, doktora danışmadan kendi başına antibiyotik veya antiseptik ilaçlar alıp kanamanın geçirilmesi yanıltıcı olur. En sık rastlanılanı idrardan bir kez kan gelmesi, ama başka hiçbir ağrı ve rahatsızlık olmamasıdır. Bu kanama tekrarlamasa da mutlaka tetkiklerle sebebinin bulunmasında fayda vardır. Ayrıca düzenli kontroller yaptırıp tesadüfen idrarlarında mikroskopla kanama belirlenen hastalarda da, tanısı konuncaya kadar tetkik edilmesi gereklidir. Yapılacak olan görüntüleme yöntemleri (Ultrasonografi, ürografi, gerekirse de bilgisayarlı tomografi veya MR) tanı koymada yetersiz kalırsa, idrar kesesine (mesane) bir optik yardımıyla direkt bakma (sistoskopi) yöntemini mutlaka uygulamak ve olası sinsi bir mesane kanserini erken teşhis ederek, tedavisine olanak sağlamak gerekmektedir.  Özellikle hanımlar sistit (mesane enfeksiyonu) olmaya daha yatkındırlar. Bu nedenle olası bazı kanamaları onlar da önemsemeyebilir ve sistitten olduğunu düşünürler. Asıl tehlike de, nedeni ve tanısı belirlenmeden sistit gibi sanılan durumların sonradan yol açtığı ciddi sağlık sorunlarıdır.

Kanlı idrarın rengi içerdiği kan miktarına göre açık pembeden koyu kırmızı ya kadar değişir. Kanlı idrar bulanıktır; cam bir kap içinde bir süre bekletilirse üstte görece duru, altta ise kanlı çökelti nedeniyle daha koyu renkli ve bulanık iki bölüme ayrılır. İdrarda kan her zaman gözle görülmeyebilir. İdrarın rengini değiştirmeyecek kadar azsa ancak kimyasal deneylerle ya da idrar çökeltisinin mikroskopla incelenmesiyle saptanabilir.
Nedenleri daha ayrıntılı incelersek:

Sistit, çeşitli mikrobik organlar tarafından oluşturulan mesane enfeksiyonudur. Yani Sistit idrar kesesi (mesane) nin iltihaplanmasıdır. İdrar yolları ve üreme sisteminde en sık görülen hastalıklardan biridir. Zamanında tedavi edilmezse hastalık böbrekleri de etkileyecek biçimde yayılabilir ve mesane ve böbreklerde kalıcı hasarlar oluşturabilir. Cinsel ilişki, idrar yolundan yapılan müdahaleler, doğum, nörolojik problemler, mesanede taş veya herhangi bir yabancı cisim varlığı, su tüketiminin az olması, mesanenin enfeksiyon ajanlarına karşı biyolojik savunma bariyerlerinin yetersiz olduğu durumlar sistit gelişimine sebep olurlar. Hamilelik sırasında, özellikle erken dönemde idrarda önemli derecede bakteri çıkışı (bakteriüri) saptanır. Kadınlar hamilelik sırasında ve hemen ertesinde idrar yolları enfeksiyonu açısından risk altındadırlar ve saptanan herhangi bir enfeksiyon hemen tedavi edilmelidir. Belirtileri :Sık işeme, acil işeme hissi, idrar yaparken yanma, geceleri idrara çıkma, karnın alt kısmında ağrı ve rahatsızlık hissi sık görülen yakınmalardır. Sıkışma şeklinde idrar kaçırma ve kanlı idrar yapma görülebilir, yüksek ateş ise nadir görülür. İdrar bulanık, kötü kokulu olabilir. Cinsel ilişki esnasında ağrı hissi olabilir.

Böbrek taşı : Böbrek taşının genellikle ilk belirtisi şiddetli bir yan ağrısıdır. Bu ağrı genellikle , taş idrar yolunun bir kesimini  tıkadığında veya hareket ettiğinde  meydana gelir. Taşın bulunduğu yere göre,  ağrı  kasıklara ve uyluğun iç yüzüne yayılabilir ve bulantıya ve kusmaya neden olabilir. Eğer taş idrar yolunda tahrişe neden olmuşsa , idrarda bir miktar kanda görülebilir.

    Şiddetli yan ağrısı
    İdrarda kan
    Ateş ve titreme (genellikle enfeksiyonun göstergesidir.)
    Kusma
    Kötü kokulu bulanık idrar
    İdrar yaparken yanma şikayetleri  taş hastalığını akla getirmelidir.


Üretrit :  Sarımtrak bir akıntı , karnın alt kısmında ağrı, sık sık idrara çıkılması, ancak az miktarda kanlı idrar,idrar yaparken yanma ve kadınlarda cinsel ilişkide acı görülür. Üretrit cinsel yolla bulaşan ya da kişisel temizliğe önem vermemekten kaynaklanan bakteriyel bir iltihaptır.

Glomerülonefrit : İdrarda kanla birlikte ayak bileklerinde, gözlerin etrafında şişlik, nefes darlığı ve yorgunluk bulunur. Böbreğin kanı süzen yapılarında ani veya kronik bir iltihaplanma olmuş olabilir.

Tehlikesiz hematüri : Sadece idrarda kan olup, başka bir belirti yoktur. İdrar viral enfeksiyonlardakinden daha kanlı görünse de, bu durum herhangi bir hastalıkla veya organ hasarıyla ilişkili değildir. Bazen çocuklukta meydana gelir ve zamanla geçer, sıkıntı yaratmadan ömür boyu sürebilir.

Hemolitik anemi : Yorgunluk ve güçsüzlükle birlikte idrarda kan görülür,  nefes darlığı çekilir. Hemolitik anemi kanın alyuvarlarındaki genetik bir anormallikten veya bazı ilaçlardan ya da alyuvarları yok eden bazı hastalıklarından kaynaklanır. Alyuvarlar yıkıma uğramıştır ve kemik iliği bunların yerine yenilerini yeteri kadar hızla üretememektedir. Genetik olarak bazı enzimleri eksik olanlar ile bazı ilaçları kullananlarda hemolitik anemi ortaya çıkabilir
Mesane taşı : İdrarda kan ,sık sık idrara çıkma, ancak az ve sadece belli bir pozisyonda idrar yapabilme,sırtın alt kısmında ve karında ağrıyla birlikte düşük ateşiniz görülebilir.
Mesane Kanseri : Mesane Kanserinin tipik ön belirtisi gross hematuria yani idrarda kan bulunmasıdır.Bu en genel klinik bulgu hastaların yaklaşık %75 görülmektedir.Ayrıca idrarda mikroskopik seviyede kan da sıklıkla görülmektedir.Hastalığın ileri evrelerinde mesane tahrişi ve disüri yani zor ve sancılı idrar yapma da sıklıkla gözlemlenmektedir. Kanamalar karekteristik olarak ara sıra oluşmakta, idrarın temiz görülmesi doktorun çalışmalarını ertelemesine sebep olabilmekte bu da teşhiste gecikmelere neden olabilmektedir. Mesane Kanseri en sık görülen kanser türlerinden biridir.

Özet olarak idrarında kan görülen veya idrar analizinde mikroskopik kanama belirlenen her kişinin kesinlikle ayrıntılı ürolojik muayeneden geçmesi ve tanı konuncaya kadar gereken tüm tetkiklerin yapılması önemli bir gerekliliktir.
İdrar kaçırma tüm yaş, cins ve sosyoekonomik düzeydekileri etkileyen ve hayat kalitesini ciddi bir şekilde düşüren bir durumdur. İdrar kaçırmayı özellikle ileri yaşlarda ve menapoz sonrası kadınlarda sık görüyoruz. Kadınların 1/3’ünde değişen derecelerde bu sorun ortaya çıkar ve erkeklerden yaklaşık iki kat daha fazla görülür.    60 yaşın üzerinde evde yaşayan erişkinlerde %15-30 arasında idrar kaçırma (inkontinans) mevcuttur.
 
İDRAR KAÇIRMANIN TEDAVİSİNDE YENİ YÖNTEMLER:

İdrar kaçırmanın tedavisi tipine ve altta yatan nedene göre değişiklikler gösterir.

DAVRANIŞ TEDAVİSİ
 Davranış tedavisi, idrar kaçırma şikayeti olan hastaları durum hakkında eğitmek ve inkontinansı en aza indirgemek için kullanılan bir grup tedaviyi içerir. Bu tedavi yöntemleri hastaya mesane ve sfinkterin kontrolünü kazandırmaya çalışır. Sıvı ve diyet ayarlaması, pelvik kas çalışmaları, güçlendirme egzersizleri, işeme günlüğü, zamanlı işeme çalışmaları bu yöntemlerden bazılarıdır.

PELVİK TABAN REHABİLİTASYONU
Pelvik taban egzersizleri temel olarak Kegel egzersizleri, vajinal koniler ve biofeedback yöntemleridir. Bu egzersizler hem kadın üreme organları hem mesane dayanağını sağlayan adalelerin kuvvetlendirilmesine yöneliktir. Bu yöntemlerden biri olan “Biofeedback” hastayı herhangi bir vücut fonksiyonu hakkında bilgilendirip, o fonksiyonu kontrol etmek üzere eğitmeyi amaçlar.

İLAÇ TEDAVİSİ
İdrar kaçırması olan hastaya yapılan tetkik sonuçlarına göre mesane boynunu daraltan ve ya mesane hacmini genişletmeye yönelik ilaçlar kullanılır.

CERRAHİ TEDAVİ
İlaç ve davranış tedavisiyle sonuç alınamayan hastalarda cerrahi tedavi uygulanmaktadır. Burada genel prensip pelvik taban adalelerini desteklemek ya da anatomiyi düzeltmektir. Cerrahi tedavi idrar kaçırmanın tipine göre değişmektedir. Özellikle idrar kaçırma şikayeti olan kadınlarda günümüzde en çok uygulanan yöntem vaginal yoldan yapılan askı yöntemleridir. Amaç mesane altında çıkış direncini arttırarak idrar kaçmasını engellemektir. Rahim,barsak gibi diğer organların sarkmaları da aynı seansta tamir edilir.

Erkeklerde prostat ameliyatları sonrası görülen idrar kaçırmada idrar yolu çevresine çeşitli maddelerin kalıcı olarak enjeksiyonu,   askı ameliyatları, suni sfinkter takılması gibi yöntemler uygulanır.
DOĞRU ANAHTAR: SAĞLIKLI YAŞAM TARZI
Sertleşme sorunu yaşayan erkeklerin %90’ında kalp hastalığı, yüksek tansiyon, kolesterol, diyabet veya sigara kullanımı gibi risk faktörlerinden biri mutlaka görülüyor. Şeker hastası erkeklerin %50’sinde sertleşme sorunu ortaya çıkıyor. Bu erkeklerde sertleşme sorununun görülme sıklığı, şeker hastası olmayan erkeklerin tam 3 katı. Fiziksel aktivitesine düzenli olarak devam etmeyen erkeklerde sertleşme sorunu daha sık ortaya çıkıyor. Öyle anlaşılıyor ki dengeli, sağlıklı bir beslenme planı ve düzenli egzersiz gibi yaşam tarzı değişiklikleri sadece bu hastalıklara karşı koruma sağlamıyor, aynı zamanda sertleşme sorununa yol açan risk faktörlerini de azaltıyor.
Bu nedenle basit yaşam tarzı değişiklikleri öneriyorum:

- Beslenmenize özen gösterin: Kolesterol ve doymuş yağ miktarı düşük yiyeceklere yönelin. Daha az kalori tüketin, sebze ve meyve kullanımınızı arttırın.

- Kilo verin : Şeker hastalığı, hipertansiyon ve damar sertliği gibi cinsel güçsüzlük ile ilgili pek çok hastalıkta, kilo fazlalığı en önemli risk faktörüdür. Düzenli bir kilo verme programı damarlardaki kan akımını iyileştirip, cinsel yaşamınıza olumlu yönde etkiler.

- Düzenli egzersiz yapın: Düzenli egzersiz alışkanlığı sizi yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kalp hastalıkları ve damar sertliği gibi cinsel gücü azaltan risk faktörlerinden koruyacak, damarlarınızı hep genç tutacaktır.
 
- Strese dikkat!: Depresyonun vedepresyon tedavisinde kullanılan pek çok ilacın cinsel yaşamı olumsuz yönde etkilediği biliniyor. Ayrıca gergin, stres düzeyi yüksek, sinirli erkeklerde cinsel güç kaybı daha erken yaşlarda ortaya çıkıp, daha yoğun seyrediyor.

- Alkol ve sigaradan uzaklaşın:Alkol ve sigara cinsel sağlığa en zararlı toksinlerdir.
 
- Doktorunuzla konuşun: Cinsel güç kaybı sorununuzu doktorunuza bildirmekten çekinmeyin. Bu sorun bazen çok basit bir hatadan kaynaklanabildiği gibi bazen de önemli bir sağlık sorununun ilk belirtisi olabilir.
Araştırmalar, Dünya genelinde 152 milyon erkeğin tekrarlayan sertleşme sorunları yaşadığını ve bu rakamın 2025 yılında 222 milyonu bulacağını gösteriyor. Beslenmeden strese pek çok hayat tarzı değişikliğinin bu artıştaki rolü büyük. Bu nedenle siz de önleminizi şimdiden alın. Hem hastalıklardan korunun hem de sertleşme sorununu önleyin.
  • Günde 6-8 bardak su içmeye gayret edin.
  • Alkol ve kafein içeren içecekleri aşırı tüketmeyin.
  • İdrarınızı tutmayın, tuvalete gitmek için idrar hissini gelmesi beklemeyin ve her 3-4 saatte bir idrara çıkmaya çalışın.
  • Genital bölgenizi temiz tutun, günlük olarak hafif sabunlu suyla temizleyin ve temizlik için sentetik kimyasal maddelerin kullanmayın.
  • Naylon yerine pamuklu çamaşır kullanın.
  • Genital bölgenizin uzun süre nemli kalmasına izin vermeyin. Denizden çıkınca ıslak mayo ile kalmayın, mutlaka aralarda mayonuzu değiştirin.
  • Cinsel ilişkiden sonraki on dakika içerisinde idrarınızı yapmaya çalışın.
  • Cinsel ilişki esnasında yeterli kayganlığı sağlayın; bu dış idrar yolunun zedelenmesini azaltacaktır.
  • Adet dönemlerinde tampon ve bağları sık aralıklarla değiştirin.
  • Temizlik sırasında arkadan öne doğru değil önden arkaya doğru temizlik kuralına uyun.
Balayı İmpotansı yani ilk gece korkusu, yeni evlenen bazı çiftlerin ilk cinsel girişim denemelerinde başarılı olamaması durumudur. İlk cinsel deneyim, sonraki cinsel yaşamda en önemli belirleyici etkendir. İlk başarısızlıklar çiftin bütün cinsel hayatına yansır. Bu sorun sadece kadınları değil, erkekleri de çok etkiliyor!

Performans anksiyetesi, özellikle cinsel bilgi ve deneyimi yeterli olmayan kişilerde bir kez yaşanan sertleşme güçlüğünün ardından bile ortaya çıkabilen, sıklıkla geçici ve hafif olarak yaşanan bir durumdur. Kişi, her seferinde yine sertleşme sağlayamayacağı ya da sağlasa bile sürdüremeyeceği, ve eşinin tatmin olmayacağı gibi takıntılarla meşgul hale gelir. Daha cinselliği düşünmeye başladığı anda, asıl odaklandığı konu zevk almak ya da doyuma ulaşmak değil, 'başarıya ulaşmak' haline gelir.

Bize başvuran erkeklerde özellikle ilk cinsel ilişkileri gerdek gecesi olacaksa, başarılı olup olamayacağı kaygısına kapıldıklarını görüyoruz. O güne kadar hiçbir sertleşme sorunu olmayan erkek, bu tedirginlikle başarısızlık korkusu (Performans anksiyetesi) yaşayabiliyor ve bu heyecanla da sertleşme sağlayamıyor. Erkek o gece kendini ispatlamak zorunda bırakıldığında bu yoğun stres altında başarısızlıklar yaşayınca devamında da bir cinsel stres haline gelebiliyor.Tam da bu noktada eşinin ve veya çevrenin olumsuz etkisi, beklentilerin karşılanmadığı hissiyle özgüveninin de yitirmesine sebep oluyor ve kısır döngüye girerek, aylar boyu sertleşme sağlayamıyor.

Bu durumda bize başvuran erkeklerde organik ve psikolojik faktörleri incelememiz gerekiyor. Eğer o güne kadar erkeğin sertleşme sorunu zaten vardıysa, bu durum  organik bir etkendendir denebilir ve ayrıntılı tanı yöntemlerine başvurulması gerekir. Psikolojik kaynaklı balayı impotanslarında ise öncelikle erkeğin özgüvenini kazanması ve ilişkinin normal hale gelmesi hedeflenir. En doğrusu, incelememizden sonra altta yatan sebep doğrultusunda uygun görünen tedavi alternatiflerinden birini uygulamamızdır.
Burada bahsettiğim, hastalarımda sıklıkla karşılaştığım genital bölgede yumuşak, siğil görünümünde olan bir cilt hastalığıdır. Erişkinde cinsel yoldan bulaşan bir hastalık olarak kabul edilmekte, ancak çocuklarda geçiş olasılıkla cinsel ilişki dışı yollarla olmaktadır. Etkeni, human papilloma virus (HPV) adı verilen bir grup virüstür.

Dış genital organlar üzerinde oluşan siğiller kolaylıkla tanınır. Penis üzerindeki genital siğiller daha kuru ve sınırlıdır. Kadınlarda ise dış genital bölgede, ayrıca her iki cinsin anüs çevresinde bulunur ve bu bölgelerde daha yaygındır. En çok genital bölgede büyürler. Ciltten kabarık veya yassı, düzensiz, kırmızı veya beyaz renkli olabilen, bir arada bulunan doku bozukluğu şeklindedir. Genital bölgede kaşıntı, kadınlarda akıntı ve âdet dönemi dışında kanamaya neden olabilir. Ancak sıklıkla hiçbir bulgu vermez. Tedavi edilmezse anüs ve vulvada hızla büyür. Bu alanı kuru tutmak sorundur, çünkü siğiller genellikle nemlidir.Kadınlarda HPV, vajina ve rahim ağzına yayılabilir. Bu siğiller ancak özel işlemlerden sonra görülebilir. HPV, rahim ağzında kansere dönüşebilecek değişiklikler yaptığı için bu durumun saptanıp tedavi edilmesi önemlidir. Kadınlarda tanı açısından vajinal smear testi yapılması önerilmektedir.

Tedavide siğil üzerine sürülecek ilaçlar veya cerrahî tedavi (dondurarak, yakarak, lazer uygulayarak veya cerrahî olarak çıkarılarak) önerilebilir. Cinsel eşin de muayene olması ve siğil varlığında tedavi edilmesi gereklidir. Hasta ilk tedaviden sonra, düzenli aralıklarla doktoru tarafından kontrol edilmelidir. Daha sonraki dönemde kontrolleri kendisi yapmalı ve hastalık tekrarladığında doktoruna başvurmalıdır. Genital siğil hikâyesi olan kadınların, kanser açısından altı ayda bir vajinal smear testi yaptırması önerilmektedir.

Unutmayın! Diğer cinsel yoldan bulaşan hastalıklarda olduğu gibi güvenli cinsel davranışlar, hastalık alma riskini azaltabilir.
Sistit, çeşitli mikrobik organlar tarafından oluşturulan mesane enfeksiyonudur. Yani Sistit idrar kesesi (mesane) nin iltihaplanmasıdır. İdrar yolları ve üreme sisteminde en sık görülen hastalıklardan biridir. Zamanında tedavi edilmezse hastalık böbrekleri de etkileyecek biçimde yayılabilir ve mesane ve böbreklerde kalıcı hasarlar oluşturabilir.

Hastalarımız sistit nedenlerini çok merak ediyor.
Cinsel ilişki, idrar yolundan yapılan müdahaleler, doğum, nörolojik problemler, mesanede taş veya herhangi bir yabancı cisim varlığı, su tüketiminin az olması, mesanenin enfeksiyon ajanlarına karşı biyolojik savunma bariyerlerinin yetersiz olduğu durumlar sistit gelişimine sebep olurlar.  Hamilelik sırasında, özellikle erken dönemde idrarda önemli derecede bakteri çıkışı (bakteriüri) saptanır. Kadınlar hamilelik sırasında ve hemen ertesinde idrar yolları enfeksiyonu açısından risk altındadırlar ve saptanan herhangi bir enfeksiyon hemen tedavi edilmelidir. Normalde bakteriler üreme organları ve anüs bölgesinde yaşamaktadırlar. Bazen bu bakteriler alt idrar yollarını aşarak mesaneye ulaşırlar. Mesaneye ulaşan bakteriler işeme ile dışarı atılırlar. Ancak mesaneye gelen bakteri sayısı atılandan fazla ise mesanede ve daha sonraki aşamada böbreklerde iltihaplanmaya yol açarlar. Kadınlarda üretra erkeklerinkinden çok daha kısa olduğu için dış ortamdan bakterilerin mesaneye ulaşması daha kolaydır. Bu nedenle kadınlarda sistitlerin görülme oranı çok daha fazladır. Kadınların en az % 20'si yaşamları boyunca en az bir kez sistite yakalanırlar. Nadir de olsa sistiti oluşturan bakteriler böbrek ve idrar yolları aracılığı ile yukarıdan aşağıya veya yakın dokulardaki enfeksiyon odaklarından lenf yoluyla da mesaneye ulaşabilirler. Bulaşma cinsel birleşme esnasında veya genital temizliğin az olduğu durumlarda oluşabileceği gibi uzun süre idrar tutulması, idrar yollarını daraltıcı hastalıklar, menapozda düşük östrojen seviyesi nedeniyle de oluşabilir. Sistitin en sık rastlanılan sebebi Escherichia coli ( E.coli, koli basili) adlı mikroorganizmadır. Bu bakteri kalın barsaklarda normal olarak bulunabilir ve cinsel ilişki ile mesaneye ulaşabilir.

Sık işeme, acil işeme hissi, idrar yaparken yanma, geceleri idrara çıkma, karnın alt kısmında ağrı ve rahatsızlık hissi sık görülen yakınmalardır. Sıkışma şeklinde idrar kaçırma ve kanlı idrar yapma görülebilir, yüksek ateş ise nadir görülür. İdrar bulanık, kötü kokulu olabilir. Cinsel ilişki esnasında ağrı hissi olabilir.

Sistit şikayetleriniz varsa, basit bir idrar tahlili ile enfeksiyon varlığı ve idrar kültürü ile de enfeksiyona sebep olan mikrobun cinsini saptayarak tanınızı koyuyoruz ilaçla çekilen ürografi adlı film de gerekebilir. Uygun tedavi ile sistit belirtileri 24 saat içinde kaybolur. Ancak hastalığın gidişi etken mikrobun cinsine, risk faktörlerin giderilmesine bağlıdır. İyi tedavi edilemeyen olgularda hastalık kronikleşebilir.
Sistitler antibiyotikler ile tedavi edilir. Tedaviye başlamadan önce idrar kültürü ve antibiyogram için örnek alınmalı, sonuçlar çıkıncaya kadar idrar yolları enfeksiyonlarında etkili antibiyotikler kullanılmalı, antibiyogram sonuçlarına göre gerekirse bu ilaçlar değiştirilmelidir. kronik enfeksiyonlarda tedavi uzayabilir. Ancak hamile hastalarda gebelik göz önüne alınarak uygun ve fetusa zarar vermeyecek ilaçlar seçilmelidir. Sıvı tüketiminin arttırılması, kişisel hijyene özellikle genital bölgenin temizliğine dikkat edilmesi, taş ve benzeri idrar yolları problemlerinin çözümlenmesi, vaginal akıntı, enfeksiyon gibi durumlarda tedavi uygulanması alınacak önlemler arasındadır. Genel önlemlere ek olarak, hamilelik döneminde takipler sırasında idrar analizlerinin yapılması tavsiye edilir.

Nasıl Korunabilirsiniz?
1.Tuvaletten sonra önden arkaya doğru silinin. Böylece vajinal ve rektal bölgenizdeki bakterilerin idrar yollarına girmesini engellemiş olursunuz.
2.İdrarınızı tutmayın. Mümkün olabildiği kadar sık idrarınızı yapın. Böylece mesanedeki bakterileri dışarı atarsınız.
3.Cinsel ilişkiden sonraki on dakika içerisinde idrarınızı yapmaya çalışın.
4.Cinsel ilişki esnasında yeterli kayganlığın sağlanması uretranın zedelenmesini azaltacaktır.
5.Anal ilişkiye giriliyorsa daha sonra vaginal bölgeye temas edilmemeli veya edilecekse iyice temizlenilmelidir.
6.Gün boyunca bol su içilmesi (mümkünse günde 8 bardak) idrar çıkışını ve dolayısıyla da bakterilerin atılımını arttıracaktır.
7.Kahve, çay, alkol gibi içecekleri mümkün olduğu kadar az tüketin. Mesane üzeride irrite edici etkileri olabilir.
8.Genital bölgenizin uzun süre nemli kalmasına izin vermeyin. Naylonlu, sıkı iç çamaşırları giymeyin. Nem bakterilerin üremesini kolaylaştırıcı bir ortam yaratır.
9.Genital bölgenizi günlük olarak hafif bir sabunlu suyla temizleyin.
10.Hergün mutlaka iç çamaşırınızı değiştirin ve pamuklu iç çamaşırları yeğleyin
Love and sexual intimacy contribute to healthy relationships, our happiness, and our quality of life.
Maintaining vigorous sexual health is a struggle that most people go through as they age. Over time, decreased health status and chronic health conditions can have a significant impact on our ability to perform optimally from a sexual standpoint. Any number of hormonal changes, along with impacts to cardiovascular health, can severely impact sexual function. Furthermore, drugs and therapeutics that are designed to treat chronic conditions often have suppressive effects on sexual desire and sexual health in both men and women, compounding the issue. But many people are unaware that through some small lifestyle changes , they can take care of their sexual health and even prevent problems before they occur.
Experts agree: There is an important relationship between overall health, overall lifestyle, and sexual satisfaction. Research also suggests that certain physical conditions that go along with obesity also affect sex drive, further dampening the desires of those who are overweight.
As European Sexual Health Alliance, let us introduce you to the healthy lifestyle habits that can positively affect your sexual health and wellness for years to come.  The likelihood of contracting heart disease, diabetes, and other health issues that are very important risk factors for sexual health can be directly impacted by the choices we make every day.
Here are 5 tips to keep in mind for maximum sexual health:
1.      Eat a healthy diet – Many people are surprised to learn that what they eat can affect their sexual performance, but it does. By eating healthy foods that are rich in nutrients and low in fats, you will keep your “sexual” system in good working order. Strive for plenty of fruits and vegetables, lean cuts of meat, whole grains and low-fat milk.
2.      Get regular exercise – People who live a “couch potato” lifestyle may soon find themselves with sexual problems. By “getting up and moving” you will be taking an active role in maintaining your sexual health. Check with your physician, and then start a program of regular exercise that includes walking, cycling, tennis or whatever you find enjoyable.
  1. Stop smoking – Many doctors agree that smoking can be a major cause of sexual dysfunction in both men and women. Studies have found that a majority of men who suffer from ED are smokers, and that smoking can also reduce sperm count and quality. Smoking damages the small arteries that feed blood to the penis, making it difficult at times to maintain an erection.
  2. Reduce your alcohol intake –Alcohol may make you feel sexier by lowering inhibitions, but it also reduces libido, causes erection problems, and often times impairs the ability to have an orgasm.
  3. Learn to manage stress in your life and Maintain a positive attitude – Stress can leave you feeling exhausted, worried, uptight and very nervous, and can also lead to sexual problems as well.  Learn stress management techniques, find ways to handle anger and sadness, and also keep a positive attitude. Accept your body, whatever its size, and believe in your sensuality.
 
Get help if you need it
Although small changes in lifestyle -- can go a long way toward improving both sexual drive and desire, if you still are experiencing sexual problems, professional help may be in order. Sexual problems may be physical or psychological in nature, and can affect both men and women. If the problems are persistent, or cause distress for you or your partner, it's time to see your doctor for evaluation and treatment. We would encourage any man who has a sexual problem or their partner to speak to either a doctor or their local sexual health support group, who can provide trustworthy information and the right advice, support and solutions. The first step in dealing with these problems is talking about it, and the advice we would give to couples to overcome the hurdle of any type of sexual disorder is to talk about it,. This can often be the first step in being able to find a solution about a sensitive and often awkward topic in order to help improve the strength of their relationships.
About ESHA
The European Sexual Health Alliance (ESHA) is an umbrella organisation for patient support groups across Europe. The main role of this patient focused organization is to assist patients suffering from sexual dysfunction, inform them about the solutions available as well as providing awareness and understanding of the condition to their partners, media and other interested parties. ESHA’s purpose is to help every couple affected by sexual dysfunction to communicate openly about their sexual concerns in order to find a solution that improves the patient’s sexual function and the couple’s quality of life.
Email: info.esha@salud-sexual.org
CİNSEL PERFORMANS İÇİN BİTKİSEL ÜRÜN KULLANACAKLAR, DİKKAT!
Cinsel performansı arttırdığı iddia edilen desteklerin içerikleri de az çok birbirine benziyor. Ya birkaç bitki farklı oluyor, ya da bazı vitamin veya mineraller ekleniyor veya çıkarılıyor. Ancak bazı zamanlarda sağlığı tehdit eden ürünler de eklenebiliyor. Örneğin yohimbin bitkisi, kalp damar sağlığı için önemli bir risk oluşturuyor, tansiyonu tehlikeli boyutlarda yükseltebiliyor, kalp çarpıntısı yapabiliyor. Bu nedenle bu ürünleri alırken içeriğindeki maddelerin bilimsel çalışmalarla desteklenmiş olmasına dikkat etmelisiniz. L-arginin, L-karnitin, American ginseng, omega-3, E ve C vitaminleri, çinko, B-vitaminleri, damiana, gingko biloba gibi ürünler güvenli kullanımı olan ve performansı arttıran maddeler arasındadır. Aynı sertleşme sorununda kullanılan ilaçlarda olduğu gibi performans arttırıcı doğal ürünler de psikolojik olarak zarar verebiliyor. Yani bu bitkileri performansınızı arttırmak, performans endişenizi azaltmak için aldığınızda tam tersi bir etki hissedebilirsiniz. Özellikle bu ürünleri kullanıp işe yaramadığını görenler cinsel sorunlarının çözümü olmadığını düşünüp derin bir umutsuzluğa kapılıyor. Ciddi anlamda damarsal, hormonal, nörolojik problemlere bağlı veya tamamen psikolojik nedenlerle cinsel sorun yaşayanda bu ürünler etki etmiyor. Bu durumda da ancak doktorun verdiği doğru bir tedaviye destek olarak kullanılabiliyor. Cinsel problemler nedeniyle utanıp sıkılıyor, doktora başvuramıyor, kolay ve ucuz bir çözüm arıyorsanız, dikkatli olun. Kendinizi bu tip ürünlerle tedavi etmeye kalkışmayın. Bunun yerine hekiminize başvurun. Emin olun ki, sizin gibi cinsel problem yaşayan pek çok erkek var. Tüm cinsel sorunlarınızın bir tedavisi vardır. Bu ürünleri kullanmak istediğinizde de eş-dost-komşu tavsiyesine değil hekiminizin söylediklerine uyun. 
21.yy kadınını tarif ettiğimizde cinsellikte spontanlığın ve eşlerinin tatmininin önemli olduğu düşünen, iletişimin ilişkileri için vazgeçilmez bir öge olduğuna inanan  ve bu konuda harekete geçmekten çekinmeyen bir kadını görüyoruz. Bu tipte bir kadın, eşi cinsel problem yaşadığında bu problemi eşi ile konuşmayı ve ortak bir çözüm üretmeyi tercih ediyor. Tabii, çiftleri ele aldığımızda sertleşme sorunun ilişkileri üzerinde son derece olumsuz bir etki yarattığını görüyoruz. Eşlerin çoğu duydukları üzüntü yanında eşlerinin sağlıklarıyla ilgili endişe taşıdıklarını ifade ediyor. Bu açıdan kadının cinsel davranışlarda erkeği ile birlikte ve hatta erkekten daha aktif bir konumda olması çok önemli.
Kadınların Bakış Açıları Tedavi Sürecini Nasıl Etkilemektedir?
Yapılan araştırmalar çiftler arasında iletişim, paylaşım ve spontan olmanın da ilişkilerde çok önemli olduğu ortaya koymaktadır. Bu noktadan bakışla insanların cinsel problemleri olduğunda çiftlerin birbirinden uzak durmaya özen gösterdiklerine tanık olmaktayız. Buradaki sorun, problemlerin konuşulmamasıdır. Özellikle erkekler hesabı kendilerince yaparak ilişki sırasında başarılı olamayacakları kaygısına kapıldıklarında daha da uzaklaşmayı tercih etmektedirler.Bu noktada çiftlerin problemi konuşabilmeleri için ilk adımın kadından gelmesinin daha doğru olduğunu düşünmekteyiz. Çünkü kadının eşinin ikna etmesiyle hekime gitmesi sonucu uygulanacak tedavi modelinde sonuçların eşlerin desteği olmadan yapılan tedavilere göre daha başarılı olduğu anlaşılmıştır. Bu tedavilerin temelinde: 3 ana unsur olan iletişim , paylaşım ve spontan seksüalitedir.
 
2002 kuruluşundan bu yana 196.000 kişinin danışmanlık için aradığı, bunlardan bu 10 yıla yakın süre içerisinde 39.000’ine uzman doktorların bire bir yanıt verdiği 0212 282 0101 numaralı Aile Sağlığı Araştırma Derneği danışmanlık hattı sonuçları ilginç verileri ortaya çıkarıyor.
Cinsel sağlık aile sağlığının en önemli parçalarından biri. Bu hatlara yapılan aramalar, gündemi de yansıtıyor. Aramaların %55’i 18-35 yaş grubuna, %27’si 35-45 yaş grubuna ait çok genç bir grup. Son senelerde ülkemizde internet kullanımının artması özelikle sorulan soruları değiştirdi. İnternette takip edilen sitelerde görülen sanal bilgiler genç erkeklerde performans endişesi yaratıyor. Daha fazla performans hedeflenen bir cinsel yaşam için yine internette satılan ürünlere ilgi çok fazla. Bu nedenle artık erkeklerden gelen soruların başında özellikle internette satılan, cinsel performansı arttırdığı ve aynı zamanda sertleşme sorununu tedavi ettiği iddia edilen ilaçlar ve cinsel isteksizlik geliyor. Bunları erken boşalma ve sertleşme sorununun diğer tedavileri , penis boyu ve cinsel yoldan bulaşan hastalıklar takip ediyor.
 
Genç Erkeklerde Cinsel Sorunlar Neden Artışta?
Hareketsiz bir yaşam süren, sağlıksız beslenen, sigara içen ve aşırı alkol tüketen, yoğun stres altındaki genç erkeklerde sertleşme sorunu sık görülüyor. Mesela 1 paket ve daha fazla sigara içen erkeklerde sertleşme sorunu riski %40 artıyor. Testosteron hormonun azalması sertleşme sorunu riskini arttırıyor. Yüksek kolesterol-tansiyon gibi damarsal problemler de sertleşmeyi olumsuz etkiliyor. Şeker hastalarının yaklaşık yarısında 10 yıl içinde sertleşme sorunu görülüyor. Total kolesterol seviyesi 240 civarında olan erkekler 150 civarında olanlara göre 2 kat sertleşme sorunu riski altında. Cinsel problemlerde çoğu zaman organik ve psikolojik faktörleri bir arada görüyoruz. Çoğu genç erkek, sorununun psikolojik olduğunu düşünüp, çözüm aramıyor. Hatta, Aile Sağlığı Araştırma Derneği olarak yaptığımız çalışmalarda erkeklerin %35’inin cinsel sorunlarını hiç kimseyle konuşmadığını bulduk. Erkeklerin %83’ü tedavi görmüyor. Bunların %74’ü utanma sebebiyle bir merkeze başvurmuyor. Bazen eşlerinin zoruyla bir kliniğe başvuruyorlar. Orada hormonsal veya damarsal bir problem olduğunu görüp şaşırıyorlar. Oysa yıllarca, sorunun psikolojik olduğunu düşünüp, kendilerini veya eşlerini suçlamışlar. 

Aslında sertleşme sorununun sebeplerine bakıldığında, %75’den fazlasının organik olduğunu görüyoruz. Yalnız, sorun organik bile olsa, bu durum performans endişesine yol açabiliyor. Bir kere sertleşme sorunu yaşayan bir erkek, bu durumu, her ilişkide yaşayacağını düşündüğünde performansı daha da düşüyor. Bir kısırdöngü meydana geliyor. Sonuç olarak en önemlisi bu kısırdöngüye girmemek için bir uzmana başvurmaktan çekinmemek.
Aile Sağlığı Araştırma Derneği ve Avrupa Cinsel Sağlık Birliği olarak yaptığımız araştırmamıza katılan 10 erkekten 8’i kendi fikirleri doğrultusunda sertleşme sorunu ilacı veya bitkisel desteği kullanıyor, üstelik bunların sadece yarısının tedavi gerektirecek bir rahatsızlığı var! Yani seks ilacı kullanan performans derdinde!

Sertleşmeyi sağlamaya yardımcı olan performans ilaçları ile ilgili pek çok şehir efsanesi mevcut. Bunların başında bu tip ilaçların cinsel istek üzerine olan etkileri geliyor. Birçok erkek bu ilaçların cinsel isteği arttırdığını veya cinsel istek olmadan da işe yarayacağını düşünüyor. Oysa bu ilaçlar cinsel isteği arttırmıyor. Ayrıca ilacın etki edebilmesi için erkeğin cinsel istek duyması ve cinsel olarak uyarılmış olması gerekiyor. Özellikle genç erkeklerin bu ilaçlardan performans arttırıcı bir etki beklemeleri de tamamen yanlıştır. Bu ilaçlar afrodizyak değildir. Bu ilaçlar erkeğin ilişkisinde yatan diğer sorunları da çözmez. Bu ilaçların hemen ve her zaman sonuç verdiği de bir başka şehir efsanesidir. Beklenilen etki görülmediğinde sertleşme sorununa yol açan diğer faktörlerin tekrar gözden geçirilmesi ve daha uygun bir tedavi veya doz belirlenmesi gerekebilir.

Bu nedenle 14 Şubat Sevgililer Günü kapsamında Avrupa Cinsel Sağlık Birliği (ESHA) ve Aile Sağlığı Araştırma Derneği (ASAD) olarak seks ilaçlarının doğru kullanımına ve sahte ilaçların yarattığı sağlık tehditlerine dikkati çekiyoruz.

Cinsel problemler eş dost tavsiyesi ile veya hocalarla muskalarla, el altından satın alınan ilaçlarla değil, konunun uzmanlarının tedavisi ile çözümlenmesi gereken sorunlardır.  Reçeteli alınması gereken ilaçların reçetesiz kullanımı en kötü ihtimalle ölüme kadar uzanacak sağlık sorunlarına yol açar. En iyi ihtimalle zarar vermeseler dahi kişilerde “bu ilaçlar bile işe yaramıyorsa benim cinsel sorunumun çözümü yok” inancı doğurur . Bu da performans endişesinden cinsellikten kaçınmaya kadar giden pek çok psikolojik probleme yol açar.

Cinsel problemi olan her 10 kişiden yalnızca biri hekime başvuruyor. Araştırmalar hastaların yüzde 62’sinin cinsel sorunlar nedeniyle özgüveninin kaybolduğunu, yüzde 21'inin de ilişkilerinin bittiğini gösteriyor. Ancak hep vurguladığımız gibi, bu sorunların tedavisi ancak cinsel sağlığı etkileyen tüm organik, psikolojik ve sosyal faktörlerin incelenmesi sonucunda yalnızca uzman hekimler tarafından tavsiye edilen medikal tedavilerle mümkündür.
Cinsel sorunların özellikle sertleşme sorununun çözümüne yönelik çok etkili ilaçlar mevcut. Ancak hekime danışmadan, el altından veya internet üzerinden bilimsel güvenilirliği kanıtlanmamış ilaçlar kullanan hastalarımız tedaviden beklentilerini karşılamamakla kalmıyor, genel sağlıklarını tehdit eden bir dizi sürece de yol açabiliyor. Aile Sağlığı Araştırma Derneği olarak, Sevgililer Günü'nde cinsel fonksiyon sorunlarında doğru ve bilimsel ilaç kullanımını desteklerken, sahte ve kopya ilaç tüketiminden kaçınılması gerektiğini vurguluyoruz.
Avrupa Cinsel Sağlık Birliği'nin ilk kadın başkanı olarak 2 yıl daha görev yapacak olmaktan dolayı gurur ve mutluluk içindeyim. Bu görevi Fransızlara devretmem gerekirken, yurtdışında sürdürdüğüm başarılı organizasyonlar nedeni ile bir ilki gerçekleştirerek Başkanlığımı oybirliği ile devam ettiriyorum.
Avrupa Cinsel Sağlık Birliği bünyesinde 12 ülkeyi bulunduran, özellikle telefon danışma hatları ile bugüne kadar 100.000 üzerinde kişiyle bire bir görüşerek cinsel sağlık konusunda danışmanlık yapan bir vakıf. Özellikle 14 Şubat Sevgililer Günü etkinlikleriyle adından sıkça bahsediliyor. 2002 yılından beri Türkiye’de bu birliğin temsilcisi olan Aile Sağlığı Araştırma Derneği bünyesinde halkın cinsel sağlık konularında bilinçlendirilmesi üzerine çeşitli çalışmalarda bulunuyorum. 2005’te Kopenhag Avrupa Cinsel Sağlık Kongresinde Sosyo-Kültürel Faktörlerin Kadınlar Cinsel Fonksiyon Sorunlarına Etkisi konulu araştırmasıyla birincilik ödülüne layık görülmüştüm.
Başkanlığım süresince çifteri yakından ilgilendiren cinsel sorunların gündeme getirilmesi için çalışırken,  Avrupa’da görev yapan ürologlara yönelik tiyatrocular ve senaristler ile birlikte hazırladığım sempozyumlar ile aktörlerle birlikte sahnede bir çiftin cinsel bir problemle doktora başvurması, çiftin kendi arasında yaşadığı tartışmalar, gerginlikler, doktora açılmakta zorlanmaları, kısacası gerçek hayattan kesitler sergiledik. İlk olarak Kadınların Cinsel Problemleri üzerine hazırladığım sempozyumda, isteksizlik ve orgazm sorunu olan bir kadın ve eşinin doktora başvurma sürecini konu almıştık, 13. Avrupa Cinsel Tıp Kongresinde “Erken Boşalma Sırları” adında bir sempozyumla erken boşalma sorununu yaşayan bir çiftin hayatından bir kesit sunduk.

İnsanların günlük fiziki ve psikolojik performanslarındaki yetersizliğin başında gösterilen cinsel fonksiyon bozukluklarının aile sağlığı üzerindeki etkilerini göz önüne sermek ve çiftleri doktora yönlendirebilmek en önemli misyonumuz. Daha önce Türkiye’de Aile Sağlığı Araştırma Derneği’nin projesi ile İstanbul’un dışında kalan vatandaşlarımızı da bilinçlendirmeyi hedeflemiştik ve Adana, Gaziantep, Kayseri, İstanbul ve Bursa da sahnelediğimiz bir tiyatro ile seyircileri hem güldürmüş, hem de ülkemizde karşılaşılan sorunlar ve bunların tedavi yöntemlerini paylaşmıştık. Şimdi bu projeyi özellikle hekimlere yönelik sempozyumlarla Avrupa’ya taşıdık. Cinsel Sağlık her 10 hastadan ancak birinin hekime başvurduğu, konuşulması çok zor bir konu. İnsanlar genellikle cinsel fonksiyon problemlerini aile doktorlarıyla dahi konuşmaya cesaret edemiyorlar. Hatta bazıları doktorlarının onların bu sorunuyla ilgilenmediğini düşünebilirler. Yapılan araştırmalarda hastaların neredeyse 10'da 9'unun doktorlarına dahi bu sorundan bahsetmedikleri, 10'da 6'sının ise bu problemleri eşlerine bile açmadıkları tespit edilmiş. Oysaki cinsel fonksiyon bozukluklarının çok büyük sıkıntılara yol açabiliyor. Hastaların yüzde 21'i sertleşme sorunu nedeniyle ilişkilerinin bittiğini söylüyor, hastaların yüzde 62'sinin özgüveni kayboluyor. Bu projelerle hem hastaları hem de hekimleri akılda kalıcı bir şekilde bu konuda bilinçlendirmeye özen gösteriyoruz. Türkiye’de cinsel konuları merak ediyorsanız www.cinselliksor.com sitesini ziyaret edebilir ve isim sorulmayan danışma hattı 0212 282 01 01 nolu telefona başvurabilirsiniz.
Cinsellik konusunda doğru bilinen yanlışları paylaşmak istiyorum. Artık bu yanlışları unutmanın zamanı gelmedi mi? İşte en sık karşılaştığımız yanlış inanışlar:

1-Erkek cinsel ilişkiyi her zaman ister ve buna her zaman hazırdır
2-Başka işlerde olduğu gibi cinsellikte de başarıya ulaşmak çok önemlidir. Her ilişki bir sınavdır.
3-Erkek cinsel ilişkinin sorumluluğunu üstlenmek ve ilişkiyi yönetmek zorundadır.
4-Sevişmeyi başlatan kadın ahlaksızdır.
5-Sevişmek cinsel birleşme demektir onun dışındakiler önemli değildir.
6-Erkeğin penisi sertleştiğinde en kısa süre içinde boşalması gerekir.
7-Sevişme her zaman doğal ve kendiliğinden olmalıdır. Sevişme hakkında konuşmak ve düşünmek büyüyü bozar.
8-Tüm fiziksel yakınlaşmalar cinsel birleşme ile sonuçlanmalıdır.
9-Her erkek her kadına nasıl zevk vereceğini bilir.
10-Sevişme ancak iki tarafın birlikte orgazm olması ile güzeldir.
11-Eşler birbirini seviyorsa sevişmeyi de bilir ve seksten zevk alır.
12-İyi bir sevişme heyecanın sürekli tırmanması ve orgazmla sonlanması anlamına gelir.
13-Masturbasyon kötü bir şeydir ve zararlıdır
14-Erkeğin penisinin sertleşmemesi eşini çekici bulmadığı anlamına gelir.
15-Cinsel birleşme sırasında fantezi kurmak yanlıştır ve sapıklıktır.
16-Erkek veya kadın sevişmeye hayır diyemez.
17-Sevişmede neyin normal olduğuna ilişkin belirli kurallar vardır.

Bundan sonraki köşe yazılarımda her bir yanlışı irdeleyerek neden doğru olmadıklarını anlatacağım. Takip etmeye devam edin!
Avrupa Cinsel Sağlık Birliğinin Türkiye temsilcisi olan Aile Sağlığı Araştırma Derneği olarak 20-55 yaş arasında 2100 kişide yaptığımız “fanteziler ve aldatma” araştırması çok ilginç gerçekleri ortaya çıkarttı. Türk insanı fantazilerinde de bulundukları çevrenin sınırlarından çıkamıyor, ilk dört fantazi asansörde, arabada, denizde ve uçakta seks; yani ancak bu sınırlar dahilinde fantezilerini kurabiliyor.

Yine gözlemlerimize gore kadınlar; genellikle fantezilerinde daha çok duygusal ve romantik anları canlandırıyor, erkeklerde ise bedensel imajlar ön planda. Ayrıca Türk insanı bu konularda kesinlikle konuşamıyor. 10 kadından 8’I fantazileri yüzünden suçluluk duygusu içinde.  10 erkekten 6 sı, 10 kadından sadece 1’I fantazilerini partnerleriyle paylaşabildiğini söylüyor. Oysaki bu paylaşım mutlu bir cinsel yaşam için çok gerekli.

Bu sonuçlar doğrultusunda şunları söyleyebilirim:
"Eğlenmek te seksin bir parçası. Kişilerin dilediğince özgür olması, fantezilerini kurması, tabii ki dürüstlük ve saygı çerçevesinde zevk aldığı şeyleri partnerine sunması ile cinsel hayatları renklenecektir. Sekste çekincelere yer yoktur: Seksin korkutucu çekince içinde değil, samimi ve açık olarak konuşulması mutlu bir cinsel yaşam için bir gerekliliktir. Çiftler birbirine hoşlandığı şeyleri söyleyebilmeli, kendini seks sırasında iyi ve rahat hissetmeli, seksin bir performans gösterisi veya ‘normal’ olması gerektiğini düşünmemelidir. Bu da ancak karşılıklı konuşarak mümkün olur.
Bize hep sorulan önemli bir soru kadınlar partnerleri için çekici olmaya nasıl devam eder, aralarındaki çekimin zamanla azalmasını nasıl engeller sorusu. Burada da fantaziler ve paylaşım devreye giriyor. Özellikle kadınlarda gördüğümüz sorunlar seks sırasında yetersiz olmaktan, anormal olmaktan çekinmeleri, fantazilerini partnerleriyle konuşamamaları, vücutlarıyla barışık olmamaları gibi hususlar. Kadınlara önerimiz cinselliği mecburiyettenmişcesine tek düze ve rutin hale getirmemeleri. Yakınlığı sadece seks olarak düşünmeyip, tensel uyumlarını birbirine yakın olmakla, bazen sadece dokunmalarla, beraber paylaşılacak fantezilerle  tekrar tekrar elde etmeleri.  İyi ve yakın bir cinsel hayat bir seçimdir. Bu yakınlığın devamı için çaba gösterilmesi, zaman ayrılması, cinselliğin iki taraf için de zevk haline dönüştürecek keşifler yapılması gerekir. Birlikte seksten konuşabilen, fantezilerini paylaşabilen, birlikte seks filmi seyredebilen çiftlerde cinselliğin ölmesi pek kolay görülmüyor."
Erken boşalma her iki tarafın da tatmin olmasını engelleyecek kadar kısa sürede boşalmanın meydana gelmesi. Ancak erken boşalma sadece 1 dakikadan kısa süren boşalma süresi midir? Yoksa bu kontrolsüzlük çiftin cinsel hayatını derinden etkileyen ve erkeklerin cinsel yakınlıktan kaçınmasına dahi yol açan kaygı ve endişe kaynağı mıdır?

Aslında, erken boşalmadaki önemli faktör boşalmanın erkeğin ve partnerinin isteklerinden önce olması ve bunun cinsel ilişkilerinde büyük sıkıntıya yol açması.  Boşalmanın küçük cinsel uyarılarla ve neredeyse kontrolsüz bir şekilde meydana gelmesi, cinsel tatminde azalma, suçluluk, utanç ve hayal kırıklığı hissi yaratarak psikolojik problemlere de yol açabiliyor. Yapılan son Avrupa araştırması da bu gizli sıkıntıları, çiftlerin mutsuzluğunu ortaya koyuyor.
2009-2010 yıllarında 9 Avrupa ülkesini kapsayan uluslararası bir araştırmnın danışmanlar kurulunda yer aldım. SPARK (Kıvılcım) Komitesi adı verilen kurulumuz bu araştırma ile özellikle erken boşalmanın çiftlerin cinsel hayatları üzerine etkileri, bu konudaki şehir efsaneleri; ve tedavi arayışında karşılaştıkları bariyerleri araştırdık.  Çoğunluğu 21-50 yaşları arasında  toplam 4500 kişinin üzerinde bir kişi sayısı ve  İspanya, İtalya, Portekiz, Almanya, İngiltere, Fransa,Avusturya, İsveç ve Finlandiya ülkelerini kapsayan en kapsamlı ve en güncel çalışma bize:

- Erken boşalma yaşayan erkek cinsellik açısından mutlu mudur?
- Yoksa bu sorun erkek için ve  partneri için bir sertleşme sorununda olduğu kadar önemli bir sorun değil mi?

 Sorularının cevaplarını sunuyor! Bu araştırmanın Türkiye için istatistiklerini AİLE SAĞLIĞI ARAŞTIRMA DERNEĞİ 2010 yılında internet üyelerini sorgulayarak sağladı.

İşte Gerçekler!
Erken Boşalma yaşayan her 3 erkekten biri kızgın, utanç dolu ve depresyonda! Bu erkeklerin yarısı erken boşalmanın kendi suçları olduğunu düşünüyor ve bunu başarısızlık olarak algılıyorlar. Öyle ki bu başarısızlık duygusu yatak odasının dışında da kendilerine olan güvenlerini etkilemeye devam ediyor. Eşler de aynı negatif duygular içinde, hatta 10 eşten 4’ü bu sorun nedeni ile cinsellikten zevk almadığını, cinselliğin bıkkınlık verdiğini düşünüyor.

Bu sorun sadece erkeği değil, çiftin cinsel mutluluğunu etkiliyor! Erken boşalma sorunu olan erkeklerin yarısından fazlası (10 erkekten 6’sı) ve eşlerin (10 kadından 4’ü) cinsel açıdan hiç mutlu değil. Hatta, erkeklerin üçte biri bu durum yüzünden eşlerinden kaçtıklarını itiraf ediyor. İtiraf demişken, erkeklerin yarısı bu durumları hakkında hiç kimseyle, eşleriyle dahi konuşmadıklarını itiraf ediyor. Hakikaten bazı çiftlerde bu suskunluk 25 yılı aşkın bir süredir devam ediyor.

Cinselliğin gizli olmaktan çıkmaya başladığını düşündüğümüz 21.yüzyılda hem de bu konularda daha gelişmiş olduğunu düşündüğümüz Avrupa’da bile erken boşalmanın halen tabu olduğunu görmek şaşırtıcı. Kişinin kendine güvenini bu kadar etkileyen, ilişkisini ayrılma noktasına getirebilen böyle bir sorun bile halen bir ayıp olarak algılanıp konuşulmaktan kaçınılıyor. Dolayısıyla da tedavi de olunmuyor.
 
Eşlere gelince, %70 gibi bir çoğunluk bu konuyu kimseyle konuşmadığı gibi, erkeğine bu konuda ne kadar sıkıntı hissettiğini de anlatmıyor.

Bu çiftler için en önemli bilgi kaynağı internet. Sadece 10 çiftten biri herhangi bir uzmana başvuruyor. Erkeklerin neredeyse yarısı utandığından başvurmazken, araştırma sonuçlarına göre 3 erkekten biri de erken boşalmayı medikal, bir doktor tarafında tedavisi mümkün bir durum olarak görmediğinden uzman yardımı almıyor. Hatta erken boşalma sebepleri olarak genetik, beslenme , sıkı iç çamaşırı gibi faktörlere inananlar da bulunuyor.


İşte Avrupa Ülkeleri ve Türkiye!
Araştırma, değişik ülkelerde kültür ve yaklaşım farklılıklarına da ışık tutuyor. Örneğin Avrupa’ya bakılırsa İngiliz erkekleri erken boşalma konusunda konuşmaktan en çok çekinen grup. Öyle ki %71’i kimseyle bu konuda konuşamadığını itiraf ediyor. Buna karşılık İspanyol erkekleri konuşmaya en açık olanlar. %63’ü bu konu hakkında konuşmaktan çekinmediğini söylüyor.

Türk erkeği ve eşi için se erken boşalma konusu konuşmaktan son derece çekinilen bir konu. Tüm ülkeler arasında bu konuda  en hassas olan grup Türkler. Kadınların suskunluğu ülkeden ülkeye değişmiyor. Toplamda 10 kadından 7’si bu problem hakkında ne eşleri ne de başkaları ile konuşmamış, ve bu sorundan duydukları sıkıntıları içine atmış. Oysa ki araştırma sonuçlarına bakılırsa kadınlar, eşleri konuyu açtığı takdirde bu konuda konuşmaktan rahatsızlık duymayacakları düşüncesindeler, yani sorunu paylaşmaya ve tedavi yoluna girmeye hazırlar. Ne yazık ki erkekler değil. Toplamda 10 erkekten 5’i eşiyle bu konuyu konuşmaktan kaçınırken, 10 kadından 8’i konuya açık ve rahat olduğunu ifade ediyor. Bu fark tüm ülkelerde benzer durumda. Örneğin Fransa’da erkeklerin %48’i eşimle konuşamam derken, kadınların %82’si bu konuyu konuşmaya hazır.

Aslında genel olarak İngiliz ve Finlandiya’da erkekler erken boşalma sorunu nedeni ile en çok etkilenen gruplar: Cinsellikten kaçınacak kadar başarısız ve suçlu hissediyor; cinsel hayatları konusunda endişeleniyorlar. Bu ülkeleri , Erken boşalma nedeni ile cinsel hayatları hakkında mutsuz olduklarını ifade eden Alman ve İsveç erkekleri izliyor. Güney’den ziyade Kuzey Avrupa ülkeleri denilebilir.
Erken boşalma nedeni ile cinsel hayatları en az etkilendiğini düşünen ise: Türk erkeği. Ancak, eşler konusunda durum farklı. Türk erkeklerinin eşleri erken boşalma nedeni ile en mutsuz grubu oluşturuyor. Bunun bir nedeni Türk erkeğinin ilişkilere cinsel birleşme açısından yaklaşması, yani cinsellik sertleşme odaklı düşünülüyor. Tabii ikinci bir sebep te, eşlerin bu konuyla ilgili bir şikayette bulunmamaları. Birbiriyle konuşmayan çiftler olduğumuzdan, eşler cinsel hayatlarıyla ilgili istek ve ihtiyaçlarını tüm cinsel sorunlarda olduğu gibi bu konuda da dile getiremiyor.  Erkeklerin %62’si, kadınların ise %43’ü bu konuda eşleriyle konuşmaktan rahatsız.
Erken boşalmanın Türkiye’de olan durumunu araştırırken aslında başka bir nokta dikkatimizi çekiyor: Türk erkeğinin erken boşalma konusunda stres hissederek, problem olarak görmeye başlaması ancak çift olarak cinselliklerini etkileyen bir durum söz konusu olunca görülüyor. Bu durum erken boşalma ile birlikte bir sertleşme sorunu yaşanması,veya bebek yapmak istemesi gibi bir durum oluyor. O zaman bu durumun çözümü için bir arayış söz konusu oluyor.

Maalesef 10 erkekten 5 ‘i ve 10 eşten 7’si şu ana kadar bu durumun tedavisi veya sebepleri ile ilgili bir bilgi arayışına girmemiş. Bu durum Almanya, İngiltere, İsveç gibi gelişmiş Avrupa ülkelerinde daha da yüksek oranlarda. Türkiye’de ise daha da vahim. 10 erken boşalma sorunu olan kişiden sadece 2’si, 10 eşten sadece 1’i bu konuda bilgi arayışında bulunmuş. Bu da kişilerin neden bu sorunla yaşamayı kabullendiğini merak ettiriyor. Bilgi arayışında bulunan küçük oran için özellikle internet çözüm sunuyor. Bilgi destek hatlarını arayanlar ise maalesef çok küçük bir yüzde.


Son Mesaj:
Burada vermek istediğim mesaj, erken boşalmanın diğer cinsel sorunlar gibi tedavisi mümkün olan bir rahatsızlık olduğu, ve bu nedenle mutlaka bu sorun için danışmaktan kaçınılmaması. Bu sorun, diğer cinsel problemlerde olduğu gibi erkeğin değil, çiftin problemi ve çiftin yaşam kalitesini derinden etkiliyor. Konuşmak ve iletişim, diğer cinsel sorunlarda olduğu gibi, erken boşalmada da tedaviye giden ilk adım. Özellikle Türkiye’de kadınların artık konuşmaya başlaması lazım!

Biz cinsel sorun ister erkekten isterse kadından kaynaklansın hep çiftler arası iletişimin önemini vurguluyoruz. Çiftler cinsel hayatları ve sorunları hakkında mutlaka konuşmalılar. Çiftlerin cinsel zekası çok önemli. Eğer kişiler doğru ve bilimsel cinsel bilgiye sahipse, kendilerinin ve partnerlerinin cinsel istek ve ihtiyaçlarını anlayabiliyorlarsa o zaman cinsellik daha kaliteli oluyor. Cinsel sorun yaşandığında adaptasyon da daha kolay oluyor. Özellikle kadınlar partnerlerini, eşlerini ikna edip doktora yönlendirirlerse erkeklere uygulanan tedavi daha başarılı sonuçlar veriyor. Önemli olan samimi davranmak ve anlayışlı olmak.

Cinsel sağlık destek hatlarının aranması da önemli bir yardım olabilir. Aile Sağlığı Araştırma derneği 2002 yılından beri 0212 282 01 01 nolu bilgi destek hattı ve www.cinselliksor.com adlı internet sitesinden destek veriyor.
CİNSELLİK ÇOK ÖNEMLİ!

Yapılan çalışmalara göre Türkiye’de erkeklerin %70’i cinselliğin çok önemli olduğu konusunda hemfikir. Hatta bu rakam son çalışmalarda %90’a kadar çıkıyor. Son yapılan uluslar arası araştırmalarda, dünyadaki kadınların genel olarak %76’sının cinselliği yaşamlarındaki önemli veya çok önemli bir faktör olarak gördüklerini gösteriyor. Bu verilere bakıldığında özellikle orta yaş ve sonrasında da cinselliğin önemli olduğu ve sadece erkekleri değil, orta yaşlı kadınları da son derece ilgilendirdiği açıkça görülüyor. Cinselliğin hayat kalitesi üzerine çok büyük bir etkisi var. Çünkü cinsellik sadece biyolojik bir ihtiyaç değildir. Duygusal ve zihinsel tatmin için de gereklidir.
EN SIK SORULAN SORULAR:

ESDA (Avrupa Cinsel Sağlık Birliği) Türkiye ofisinin 0212 282 01 01 numaralı telefonuna en sık gelen sorulara baktığımızda:

Erkeklerde:
sertleşme sorunu,
erken boşalma,
cinsel isteksizlik,
penis estetik sorunları
peniste eğrilik
varikosel
 
Kadınlarda:
cinsel isteksizlik,
orgazm sorunları,
uyarılma ve ilişkiden zevk alamama
ağrılı cinsel ilişki
vajinismus
kızlık zarı

en sık sorulan konular.
CİNSEL SORUNLAR SADECE BİR PARTNERİN SORUNU DEĞİL!

Cinsel Sağlık, çiftlerin beraberce ele alınmalarını gerektiren, bir partnerde görülen problemin diğerinde de sorunlara yol açtığı ve çiftin yaşam kalitesini son derece etkileyen bir konu.  
 
Örneğin, erkekte sertleşme ya da erken boşalma sorunu olması durumunda, kadın hiç orgazm yaşayamadığından, sevişme eylemi, zamanla kadın için anlamsızlaşıyor ve isteksizlik başlayabiliyor. Ya da kadında vajinusmus hastalığı, cinsellik esnasında ağrı duyma gibi sorunlar olduğunda erkekte de bir süre sonra cinsel problemler görülüyor. Ayrıca her ne kadar cinselliği yoğun yaşayan tarafın erkek olduğunu düşünsek de pek çok evlilikte seksten kaçan taraf erkek olabiliyor. O kadar çok konuşmayan kadın var ki, evliliklerinde kocalarının sekse ilgili olmamasının sıkıntısı içinde.
Çalışmalarımız erkekte sertleşme yada erken boşalma probleminin kadında cinsel tatmini neredeyse yarı yarıya azalttığı gösteriyor. Ancak daha önemlisi erkek cinsel sorun yaşadığında kadın suçu kendinde arayabiliyor. Kendine güveni azalıyor. “Beni aldatıyor mu” veya “Beni artık beğenmiyor” diye düşünebiliyor. Çalışmalarımızda 10 kadından 5’inin çekiciliğini yitirmiş hissettiğini bulduk.
Erkekler bir defalık başarısızlıkta “tekrar yaşar mıyım?” endişesiyle mahçup olup eşlerinden uzaklaşıyor.
 
Yani hem kadın hem de erkek birbirlerini yanlış değerlendirebiliyor. Duygu ve düşüncelerin açıklıkla ifadesi çok önemli. Kadın eğer erkek cinsel sorunlarının sadece strese ve psikolojik etkenlere bağlıyorsa eşi ile iletişim kurmuyor. Erkekler de ihtiyaçları olan yardımı almaya daha az yatkın oluyor. Yani kadın etkileniyor ancak eşiyle konuşmazsa sorunun çözümü daha güç oluyor. Biz bu durumda kadın ve erkeğin oturup birbirlerine samimiyetle hislerini, düşüncelerini anlatmasını ve çözüm yolu aramasını öneriyoruz. Biz cinselliğin çiftlerin problemi olarak ele alma taraftarıyız. Böyle bir durum varsa hastaları eşleriyle birlikte dinliyor ve çözüm önerileri getiriyoruz.

ESDA (Avrupa Cinsel Sağlık Birliği) Türkiye ofisi olarak “Cinsel fonksiyon bozukluğu nasıl hissetmenize neden oluyor?” diye sorduğumuzda kişilerin kendine güveninin azaldığını, kendisini endişeli, öfkeli üzgün, depresif, cazibesiz ve mutsuz hissettiğini bulduk.   Aynı soruyu “Bu sorunla ilgili partneriniz ne hissediyor?” diye yönelttiğimizde hastaların partnerlerinin de kendini kızgın, utanç içinde, endişeli, şaşkın hissettiğini, çoğunun kendisine olan güveninizi ve cazibesini yitirmiş hissettiğini gördük.

Bu sorunu yaşayan çiftlere Önerimiz:
Bu sorunu yaşayan çiftlere öncelikle mutlaka açık bir dille karşılıklı konuşmalarını öneriyoruz. Konuşmaktan korkmasınlar. Çünkü kadın ve erkek sorunu iki farklı bakış açısıyla kendi içinde değerlendirip yanlış sonuçlara varabilir. Bu iletişim problemi giderek büyüyüp kaliteli bir ilişkiyi olumsuz yönde etkileyebilir.
Geçen hafta katıldığım Porto'da düzenlenen Avrupa Seksoloji Kongresi'nde benim de sunum yaptığım bir konuyu tüm Cinsel Tıp camiasının incelediğini gördüm. Uuzn ilişkilerde cinsel isteğin azalmasının nedeni ve çözüm önerileri.

Burada verdiğim 6 minik öneri ile ilişkinize ateşinizi kazandırmanız mümkün:

Seksi Akışına Bırakın: Cinselliği her zaman zaman, mekan ve koşulların uygun olduğu anda yaşayamazsınız. Çok yorgun olsanız da, kendinizi bakımsız hissetseniz de bazen kendinizi kendiliğinden gelişen karşılıklı istekler oluştuğunda bunun keyfini çıkarın.    
 
Yatak odanıza stresi sokmayın: Yüksek stres düzeyi, gerginlik, endişe hali, öfke sertleşme sorunu, erken boşalma, cinsel isteksizlik gibi pek çok cinsel soruna zemin hazırlıyor. Cinsellikte hayatınızın streslerini bir kenara bırakmayı deneyin. Gerekirse bir stres yönetim uzmanından, yoga ve meditasyon gibi gevşeme tekniklerinden yardım alın.
 
Önce ilişkinize odaklanın: Kaliteli bir cinsel yaşam için öncelikle sevgi, saygı ve anlayışa dayalı, kaliteli bir beraberlik gerekir. Bu yıl önce ilişkinize, sevgiye, aşka odaklanın. Eşinize, sevgilinize, partnerinize duygu ve düşüncelerinizi açıklıkla ifade edin.   Cinsellik esnasında sevdiğiniz ve tercih ettiğiniz davranışları partnerinize doğru bir şekilde aktarın. Eşinizin de ihtiyaç ve tercihlerini öğrenin. Ona sürprizler hazırlayın.
 
Ondan kaçmayın, konuşun: Cinsel bir sorununuz olduğunda bunu partnerinizle paylaşmaktan kesinlikle kaçınmayın. Cinsel sorunların çiftleri birbirinden uzaklaştırdığı biliniyor. Cinsel problemler bazen ilişki sorunlarının ana nedeni bazen de sonucu oluyor.   Sebep ne olursa olsun onunla konuşun, paylaşın, anlatın. Cinsel sorununuzun sizi soğutmasına izin vermeyin. Gerektiğinde profesyonel yardım alın.
 
Dış görünüşe sadece gereği kadar önem verin: Yılların vücudunuza getirdiği değişimler ve   ideal imaj takıntısı özgüveninizi zedeleyip sizi cinsellikten uzaklaştırabilir. Ancak zihinsel ve ruhsal çekimin en az fiziksel çekim kadar önemli olduğunu unutmayın. Dış görünüşünüze özen gösterin ancak aşırı takıntılardan kaçının.
 
Eğlenmek te seksin bir parçası, unutmayın:  Sekste çekincelere yer yoktur: Seksin korkutucu çekince içinde değil, samimi ve açık olarak konuşulması mutlu bir cinsel yaşam için bir gerekliliktir. Çiftler birbirine hoşlandığı şeyleri söyleyebilmeli, kendini seks sırasında iyi ve rahat hissetmeli, seksin bir performans gösterisi veya ‘normal’ olması gerektiğini düşünmemelidir. Bu da ancak karşılıklı konuşarak mümkün olur.
Unutmayın! Cinsel problemi olan her 10 kişiden yalnızca biri hekime başvuruyor.  Oysa cinsel sorunlar hastaların %62’sinde özgüven kaybına, %21’inde ilişki problemlerine yol açıyor. Aile Sağlığı Aaraştırma Derneği verilerine göre cinselliğin hala bir tabu olduğu ülkemizde her 100 kişiden 40’ının cinsel sorunlarını kimseye anlatmadığı, 10 kişiden sadece 1’inin doktora başvurduğu tesbit edildi.  Dünyada birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de cinsellik hala tabu olarak kabul ediliyor. İnsanlar cinsellik hakkında konuşmaktan bile çekiniyor. Cinsellikten utanmak pek çok sorunu da yanında getiriyor. Cinsel problem yaşayanların önemli bir kısmı sorunlarını anlatamıyor, çözemiyor, doktora başvuramıyor. Bastırılmış cinsellik ise aile ve ilişki problemlerinden sosyal ve psikolojik sorunlara uzanan bir dizi probleme yol açıyor.

İLK 3 YAŞ ÇOK ÖNEMLİ
Cinsellikten utanma aslında küçük yaşlardan itibaren başlıyor. Sosyal gelişim basamaklarındaki ilk 3 yaşlık dönemin çocuk gelişiminde büyük etkisi bulunuyor. Bu dönemde ailenin çocuğun cinsel ilgisine karşı olan davranışı ileri yaşlardaki cinselliğe yardımcı da köstek de olabiliyor. Bu dönemde çocuğun cinsel ilgisi artıyor. Erkek ve kız çocuklar cinsel bölgelerine dokunmaya, keşfetmeye başlıyor. Bu dönemde ailenin çocuğa bu davranışını kınayıcı veya yasaklayıcı bir tavır sergilemesi çok da faydalı değil. Çocuk buna anlam veremeyeceğinden davranışını devam ettiriyor. Özellikle kız çocuklarında sık görülen sistit gibi bir enfeksiyonun varlığında cinsel bölgeye temas kaçınılmaz olabiliyor. Yasaklayıcı tavırlar çocuğun cinselliğini ve cinsel organlarını utanılacak bir durum gibi algılamasına yol açabiliyor. Bu nedenle bu yaş grubundaki çocuklarda yasaklama yerine dikkat dağıtma yöntemine başvurulması tavsiye ediliyor.

ANNE VE BABANIN İLİŞKİLERİ CİNSELLİĞİ ETKİLİYOR
 İlk 3 yaşlık bu dönemden sonra çocuklar için rol modelleri daha da önem kazanıyor. Anne-kız çocuk, baba-erkek çocuk için rol modeli haline geliyor. Çocukların özellikle aynı cins ebeveynleriyle daha çok vakit geçirmeleri bu nedenle önemli. Bu dönemde dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da anne ve babanın çocuğun önünde sorunlarını yaşamaktan, tartışmaktan, birbirini incitici ve kırıcı davranışlardan uzak durmasıdır. Çünkü bu dönemde erkek çocuklar anneyi, kız çocuklar ise babayı ideal eş olarak belirliyor. Yani aslında anne babayı, baba da anneyi seçtiği için çocuk tarafından örnek alınıyor. Örneğin erkek çocuk babasının annesini kırdığını görüyorsa onu kendine rol model olarak seçmiyor. Bu da ilerde cinsel problemlere, cinsel çekingenliğe yol açabiliyor.

CEZA VERMEYİN, DİKKATİNİ DAĞITIN
Cinselliğin gizli olarak geçtiği 7 yaş döneminin de yetişkinlerin cinselliğinde önemli bir yeri var. Çocuğun yaşının ilerlemesi sosyal uyarılara karşı daha dikkatli olmasını sağlıyor. Cinsel bölgeye dokunulmaması, bu konularda konuşulmaması gerektiği ile ilgili uyarılar ve cezalar utanma duygusunu da beraberinde getiriyor. Bu dönemdeki kız ve erkek çocuklarında karşı cinsin cinsel organlarına karşı ilgi ve merak artıyor. Çocuklar farklılığı anlayamayıp kendilerinde bir sorun varmış gibi algılayabiliyorlar. Bu algılama yanlışları da kız ve erkek çocuklarında ileride cinsel fonksiyon bozukluğu getirebiliyor. İşte bu nedenle aileler bu dönemde son derece dikkatli olmaları gerekiyor. İhtiyaç duyulduğunda mutlaka bir uzmandan yardım istemeleri de şart.

KAPALI AİLE YAPISI ERGENLERİ SIKIYOR
Ergenlik öncesi dönemde ikincil cinsel karakterlerin oluşumuyla çocuk cinselliği ile daha yakın hale geliyor. Erkek çocuklarında kıllanma, ses kalınlaşması, penis gelişimine meni gelmesi ve mastürbasyon davranışı ekleniyor. Kız çocuklarında da kıllanma, meme gelişimi, vücut şeklinde değişikler göze çarpıyor. Bu dönemde çocuğa cinsel bilgi verilmesi çok önemli. Özellikle annenin kız çocuğa, babanın erkek çocuğa açıklamalar yapması şart. Bu yapılmadığında çocuk vücudunda meydana gelen fizyolojik değişikliklerden rahatsız olabiliyor, utanabiliyor. Bu nedenle cinsel gelişimin kötü, vücut yapısının yanlış olmadığını çocuklara mutlaka anlatmak tavsiye ediliyor. Bu dönemde bir başka sorun da kilo problemi yaşayan çocuklar. Bu çocuklarda vücut değişimlerine kilo da eklenince çocuk kendisinden utanan, beğenmeyen biri haline gelebiliyor. Böylece cinselliğini rahatlıkla ifade edemeyen, cinselliğinden utanan yetişkinler gelişiyor. Yine sosyal olarak çekingen olan, içe dönük ailelerde büyüyenlerde de cinsel problem daha fazla görülüyor. Bu tip ailelerde yetişen kişiler her sorunda olduğu gibi cinsel sorunlarını da rahatça ifade edemiyor.

ERGENLERE CİNSEL EĞİTİM ŞART
Tüm bu nedenlerden dolayı ilk ilişki yaşanmadan önce, özellikle ergenlik dönemindekiler için cinsel eğitim şarttır. Bu eğitim için çoğu zaman aile de yeterli olmaz. Mutlaka bir uzmandan yardım istenmesi gerekir. Aksi takdirde ergenler arkadaş ya da medya, internet yoluyla yanlış bilgilerden olumsuz yönde etkilenebilir. Bu dönemde dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da ergenlerdeki diğer problemler için de mutlaka uzmana başvurulmasıdır. Kızlarda adet düzensizlikleri, gelişim kusurları, erkeklerde penis boyutu veya şekliyle ilgili tıbbi problemler için de mutlaka bir uzmanın gözetiminde uygun bir tedavi süreci planlanması gerekir. Bu belirtilerin bir hastalığın göstergesi olabileceği, tedavi edilmeyen hastalıkların ergenler üzerinde hem fiziksel hem de psikolojik yönden kalıcı problemlere yol açabileceği de unutmayın.
Avrupa Cinsel Sağlık Birliği Başkanlığım nedeniyle 16-20 Nisan tarihlerinde düzenlenen Avrupa Üroloji Kongresi bünyesinde Barcelona’da açıklamalarda bulundum. Birliğin SON 10 yılı ele alan ve telefon danışma hatlarını arayan 8000 evli çifti ele alan araştırmasında her 3 çiftten birinde uyumsuz cinsel istek sorunu olduğu gözlemleniyor! Aynı çalışmanın bir başka sonucuna göre : evli çiftlerin %20 si yılda 10 kezden daha az seks yapıyor! Cinsel isteksizlik; tüm Avrupa ülkelerinde ve Türkiye’de de cinsel sağlık danışma hatlarına başvuruda artık en yüksek sıralarda yer alıyor!
Seks Açlığında Evliliklerden kastımız yatak odalarını ayırmış çiftler değil sadece, bundan kastımız çiftten birisinin evliliğindeki cinsel ilişkide tatminsiz ve mutsuz olması ve bu mutsuzluğunun eşi tarafından tamamen umursanmama ve önemsenmeme durumu. Bu durumun sonucunda ilişki tamamen yok olmaya mahkum oluyor. Cinsellik evliliklerin çok önemli bir parçası. İyi olduğunda çifti fiziksel tatminin çok ötesinde duygusal ve ruhsal olarak bağlıyor. Çiftin arasında derin bir ortaklık kuruluyor. Seksin sona erdiği çiftlerde dokunma, öpüşme ve diğer fiziksel yakınlaşmalar da son buluyor. Eşler birbirlerinden duygusal olarak ta uzaklaşıyor. Genellikle eşlerden biri sorunu geçici bir durum gibi algılıyor. ‘Çok stresli, çok çalışıyor’ gibi bahaneler buluyor. Ama bir süre sonra öyle olmadığını görünce huzursuzluk duymaya başlıyor. Evlilik mekanik bir hal alıyor. Arkadaşlık ta bitiyor. Öfke duygularıyla birlikte duygusal boşanma süreci geliyor. Eşler karşı taraf seksi reddettiğinde öncelikle çekiciliklerini kaybettiklerini düşünüyor veya aldatıldıklarını. Özgüvenlerini kaybediyorlar. Karşı tarafa hislerini anlattıklarında genellikle sex manyağı oldun, benle çalışsaydın ne kadar yorulduğumu anlardın gibi cevaplarla karşılaşıyorlar. Bir süre sonra da talep etmekten bıkıyor. Çünkü hep talep eden kişi kendisi olduğu için gururu kırılıyor. Hatta kendini sürekli cinselliği isteyen histerik biri gibi hissetmeye başlıyor. Bunun üzerine artık o da cinselliği istemez hale geliyor.
Bu durumu Türkiye Cinsel Sağlık Danışma Hattı 0212 282 01 01’i arayan evli çiftlerde de gözlemliyoruz.  Aslında son yıllarda cinsel istek teşhis ve tedavisinin ne kadar kolaylaştığı düşünüldüğünde, çiftlerin evliliklerini kurtarmalarının da çok kolay olacağını tahmin edersiniz değil mi? Asla öyle olmuyor. Çünkü isteği olmayan taraf için, evlilikte sex olmaması asla bir sorun teşkil etmiyor. Bu konuda tedavi olmayı da gerekli bulmuyorlar. Burada karşı taraf mutsuzluğu ve tatminsizliği ile baş başa kalıyor. Sonuçta da bu tarafın aldatması veya boşanmasına doğru giden bir ilişki görüyoruz. Özellikle bir taraf tatminsiz kalırken, diğerinin umursamaz ve önemsemez davranması sadece sex yapmamalarına değil, ilişkinin tüm boyutlarının soğumasına götürüyor.Çiftler birbirine şefkatle dokunmaz oluyor, şakalaşmayı bırakıyor, duygusal olarak ta bağını kaybediyor. Sanki birbirinin yanından geçen 2 gemi gibi oluyorlar.

Evliliklerde Seks Nasıl Azalıyor? Süreci Nasıl Oluyor?
Evlilikte seksin sıklığı çoğu kez yavaş yavaş azalıyor. Aşinalık hissinin seksi daha az çekici hale getirdiği bir gerçek. Aşık olduğumuzda beynimizde, mutluluk hormonları olarak bilinen dopamin,serotonin gibi hormonlar artıyor. Bunlar, kadında da erkekte de cinsel arzuyu artıran hormon olan testosteronu tetikliyor. İlişkinin ilk zamanlarındaki yoğun seksi bu şekilde de açıklayabiliyoruz. Sekssiz bir evlilikte sorun direkt cinsellikle ilgili olabilir. Ama çoğu kez kişiler arasındaki iletişim bozukluğu, birbirlerine duyulan öfke gibi pek çok neden çiftlerin cinsellikten uzaklaşmalarına neden oluyor. Özellikle de kadınlar için... Erkek, karı koca ilişkisiyle cinselliği birbirinden daha net sınırlarla ayırıyor. Evlilikte sorunlar olsa bile seksin aksamaması gerektiğini düşünüyor. Ama kadınların seks yapabilmesi, cinsel ilgi duyabilmesi için ortamda bir uyumun, nedenin olması lazım. Sabahtan akşama kadar eleştirilen, kötü davranılan bir kadından akşam hiçbir şey olmamış gibi seks yapmasını beklemek gerçekçi değil.

İstemeyen Taraf hep Kadınlar mı?
Biz her ne kadar cinselliği yoğun yaşayan tarafın erkek olduğunu düşünsek de pek çok evlilikte seksten kaçan taraf erkek olabiliyor. Her zaman erkeklerin daha fazla sekse ilgili oldukları tezi de son yıllarda değişiyor. O kadar çok konuşmayan kadın var ki, evliliklerinde kocalarının sekse ilgili olmamasının sıkıntısı içinde. Erkekler için seks erkekliğin en önemli baz sembolü olduğundan onlar için isteksizlik özgüvenlerini tamamen yok eden bir durum oluyor.
Yetiştirilme tarzı açısından baskı altında kalmış, içe kapanık, sosyal fobisi olan erkeklerde cinsel kaçınganlık, kapanma ve kaçma belirtileri görülebiliyor. Erkekte kolesterol yüksekliği, şeker gibi hastalıklar nedeniyle sertleşme sorunu olabileceği gibi, testosteron seviyesinin düşmesi nedeniyle de cinsel isteksizlik görülebiliyor. Bu durumda erkek, ekibimize başvurduğunda altta yatan organik ve psikolojik nedenler araştırılıyor önce. Eşiyle aralarında psikolojik ya da fizyolojik uyum olup olmadığına bakılıyor.  Erkekte sertleşme ya da erken boşalma sorunu olması, kadın hiç orgazm yaşayamadığından, sevişme eylemi, zamanla kadın için anlamsızlaşıyor ve isteksizlik başlayabiliyor. Ya da kadında vajinusmus hastalığı, cinsellik esnasında ağrı duyma gibi sorunlar olabiliyor.

Cinsellik Azalınca Evliliği Bitirmek mi Lazım?
Cinsellik azaldı diye evliliği bitirmek doğru olmaz. Cinsel ilginin değişiklik gösterebileceği, aynı insanda bile farklı zamanlarda değişik düzeylerde olabileceği unutulmamalı. İlginin zaman zaman düşmesi, zaman zaman artması şaşırtıcı bir şey değil. Önemli olan cinsel ilginin neden azaldığını ortaya çıkarmak. Her evlilikte belli sürelerde sevişme sıklıkları azalabilir. Ancak burada önemli olan bu sürenin ne kadar uzun sürdüğü. Evlilikte iki aydan uzun bir süre sekssiz geçiyorsa, mutlaka doktora başvurmak gerekir.
Erkek, kadın cinselliği konusunda bilgilendirilmemişse, cinselliği kadını düşünmeden yaşıyorsa, bir süre sonra cinsellik, kadın için sadece evliliği sürdürmek adına devam eden bir eylem haline geliyor. Bu durumda erkeğin kadını uyarmayı, tatmin etmeyi, orgazma ulaştırmayı başarması; kadının da kendi cinselliğini tanıması, cinselliği reddetmesini sağlayan organik bir sorunu varsa bunu dile getirmesi gerekiyor.
Her iki bireyde de organik sorun olmadığı halde seks olmadan evlilik sürüyorsa, bu durumda ortada kişisel ya da cinsel uyum sorunu olduğu düşünülmeli ve sorunu çözmek için destek alınmalı. Unutulmaması gereken bir faktör de iyi ve yakın bir cinsel hayatın bir seçim olduğu ve evliliğin aşamaları süresince bu yakınlığın devamı için çaba gösterilmesi, zaman ayrılması, cinselliğin iki taraf için de zevk haline dönüştürecek keşifler yapılması gerektiği.Önemli olan evlilikte çiftler ortaya çıkan problemi eşlerden birinden kaynaklanan bir sorun gibi görmemesi, çiftin ortak sorunu olarak görmesi.Mutlu çiftler ‘benim sorunum’, ‘senin sorunun’ değil ‘bizim sorunumuz’ diyebilen, ileride çıkabilecek sorunları çözebileceğine inanan çiftler. Unutmamak gerekiyor ki birlikte seksten konuşabilen, fantezilerini paylaşabilen, birlikte seks filmi seyredebilen çiftlerde cinselliğin ölmesi pek kolay görülmüyor.
Modern yaşam koşulları ve ekonomik krizin ilişkiler ve cinsellik üzerine etkisini ölçmek üzere Prof. Dr. Halim Hattat başkanlığında Aile Sağlığı Araştırma Derneği tarafından gerçekleştirilen araştırma çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.
 
İnternet üzerinden gerçekleştirilen araştırmaya 1580 kişi katıldı. Toplamda en büyük yaş grubu 30-39 yaş arası ve %76 erkek, %24 kadın katılımcı bulunuyor. Bunların %57’si evli, %36,5’u bekar, %6,5’u boşanmış.
 
Krizde bile Türkler için Seks Önemli !
 
Yapılan araştırmada Erkeklerin %93’ü, Kadınların %81’i seks çok önemli diyor!
Yine tüm katılımcıların %70’i  doyurucu bir cinsel yaşamı en az hobileri ve günlük işleri (örneğin alışveriş, temizlik) kadar önemli buluyor!
 
Modern ilişkilerde aşk ve seks birbirinden ayrılıyor!
Toplam katılımcılar içinde 10 kişiden 6 sı aşkı ve seksi ayırıyor. Oysaki büyük çoğunluk (%75) istikrarlı bir ilişkide cinselliğin daha iyi olacağı fikrinde. İstikrardan kaçılıp fast food sex denilen sadece cinsel içerikli, duygusal sorumluluk taşımayan ilişkilere ağırlık verilmesi nedenleri:
sorumluluk hissinin yarattığı baskı, vakit yetersizliği ve cinselliğin biteceği korkusu ve maddi imkansızlıklar olarak gösteriliyor.
Fast Food Sex’ten kadınların beklentisi duygusal yakınlık arayışı, erkeklerin beklentisi ise günlük hayatın sıkıntılarını unutmak. Sonuçlara göre 2 kadından 1’i halen çok hoşlandıkları kişilerle daha iyi tanıyana kadar seks için beklemek gerektiğine, çünkü aceleye getirilen seksin ilişkileri yozlaştırdığına inanıyor.

İstikrarlı İlişkiler Aldatmayla Sonuçlanıyor!
Araştırma sonuçlarına göre uzun vadeli istikrarlı ilişkilerde kadınlar ilişkiden kaynaklanan duygusal problemler, erkekler ise günlük/mesleki sıkıntılarla birbirlerine karşı cinsel isteklerinin azaldığını söylüyor. Bu problemlere fiziki yorgunluklar ve yeni bir şey deneyimlemek isteği eklenince sonuç: aldatmak.
10 erkekten 4’ü istikrarlı ilişkisini canlandırmak için başka birisiyle yeni bir maceraya hazır. Kadınlar ise yakalanmayacaklarından emin oldukları durumlarda aldatmaya meyilli. Toplamda 10 kişiden 8’i istikrarlı ilişkisini canlandırmak için çareyi aldatmak olarak görüyor.

Cinsel Sorunlarda Kadınlar Çekicilik, Erkekler Performans Derdinde!
Yapılan araştırmada kadın ve erkeğin cinsel sorunlara yaklaşımları da ortaya konuyor. Hem kadın hem de erkek cinsel sorunda üzgün ve depresif hissederken, kadınlar çekiciliklerini yitirdiklerini ve eşlerinin terk edeceğini düşünüyor. Araştırma sonuçlarına göre kadınlar için dış görünüş cinsel çekicilik için en önemli unsur. 10 kadından 6’sı iyi bir cinsel yaşam için iyi bir dış görünüş olması gerektiği fikrinde. Erkekler ise bu sorunları cinsel performanslarının yetersizliğine bağlayarak doktora başvurmayı düşünüyor. Toplamda 100 kişiden 12’si cinsel sorunları hakkında kimseyle konuşmuyor. Oysa cinsel sorunlar zaman geçtikçe kişiyi fiziksel olarak olduğu kadar psikolojik ve sosyal olarak da yıpratıyor.

Erkekler İnternette İlişki Arıyor!
10 erkekten 6’sı interneti cinsel haz için kullanıyor. Kadınlarda bu oran sadece 10 kadından 3’ü olarak son derece düşük. Kadınlar internette cinsel haz tecrübesini yeni deneyim yaşamaya yönelik görürken, erkekler yalnızlıklarını veya partneriyle yaşadıkları sorunları da bu yolla unutuyor.
Yalnız Değilsiniz!
ERKEKLİĞİN YOL HARİTASI, BİR CİNSELLİK REHBERİ…

2025 Yılında Avrupa’da 43 Milyon Sertleşme Sorunu Olan Erkekten Biri Siz Olabilirsiniz.

Aile Sağlığı Araştırma Derneği Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat; araştırmalara göre, tüm dünyada 1995 yılında sertleşme problemi yaşayan erkek sayısının 152 milyon olduğunu ve bu rakamın 2025 yılında 322 milyonu bulmasının beklendiğini belirtiyor.
 
Cinsel sorun yaşayan her 10 kişiden yalnızca biri doktora başvuruyor.
Prof. Dr. Hattat’a göre bu hastaların sadece yüzde 2’lik kısmında sorunlar, doğru teşhis edilerek doğru tedavi uygulanıyor.
Yüzde 98’inde ise maalesef ya doktora başvurulması ya da doğru teşhis konulamaması sonucu doğru tedavi eksikliği yüzünden başarılı sonuç alınamıyor.

Prof. Hattat şöyle açıklıyor:

“Türkiye’deki çalışmalarımızda tespit ettiğimize göre 40 yaş üzerindeki erkeklerde cinsel fonksiyon bozukluğu oranı yüzde 70’e kadar çıkıyor.
Ancak Türkiye’de cinsel sorun yaşayan hastaların yüzde 83’ü tedavi görmüyor. Erkeklerin yüzde 74’ü utanma nedeniyle doktora başvurmuyor, yüzde 71’i sertleşme probleminin tıbbi bir sorun olarak görülmeyeceğini düşünüyor, yüzde 68’i ise cinsellik konusunda konuşmanın doktoru rahatsız edeceği korkusundan cinsel sorunlarını doktoruyla konuşamıyor!
Ağır derecede cinsel fonksiyon bozukluğundan yakınanlar doktora mutlaka başvuruyorlar. Çünkü bunların cinsel hayatını sürdürmesi için bir yardım almaları gerekiyor. Ama ikinci grup hafif ve orta derecede olan gruptaki insanların halen doktor yardımı alması söz konusu değil.
Bu grupta sıkıntı şu: Bu insanlar cinsel sorunları olduğunun farkında değil. Farkında olsalar bile belki de tedavi edilebileceğini bilmiyorlar.
Bu nedenle hastalarımıza tavsiyemiz: Cinsel sorunlarınızla ilgili her türlü soruyu rahatlıkla doktorunuza yöneltmeniz. Bu konuda utanmanıza gerek yok!”

Erkekliğin Yol Haritası hekime baş vurmaya çekinen hastalar için hazırlanan bir kılavuz kitap.
Cinsel mitler, cinsel sağlığı tehdit eden faktörler, tek gecelik ilişkiler, sertleşme sorunları ve tedavisi, cinsel isteksizlik, bulaşıcı cinsel hastalıklar, penis boyu büyütme, mastürbasyon, erken ve geç boşalma, sanal seks, cinsel terapi ve orgazm konularında Prof. Dr Halim Hattat’ın hastalarından örneklerle açıklayıcı bilgilerle derlediği bu kitap, erkeklerin başucu kitabı olacak.

Okurlar, kendi kendilerine yapabilecekleri testlerle kaliteli seks yaşamının sırlarını bu kitapta bulacaklar.


Yazar hakkında

Prof. Dr. Halim Hattat, 1973’te Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde ürolojiihtisasını tamamlayarak, 1978’de doçent, 1989’da profesör oldu. CerrahpaşaTıp Fakültesi Üroloji Kliniği Cinsel Fonksiyon Bozuklukları AraştırmaBirimi’ni (1986), İstanbul Üniversitesi bünyesinde Aile Planlaması veİnfertilite Araştırma Merkezi’ni (1989), Türk Androloji Derneği’ni (1992) kurdu. Faaliyetlerine 1996’da İngiltere’de başlayarak hızla 12 Avrupa ülkesine yayılan ve halkı cinsellik konusunda bilimsel yönden aydınlatmayı amaçlayan Avrupa Cinsel Sağlık Derneği’nin (ESHA) Türkiye ofisini oluşturdu. Dr. Hattat ayrıca 1997 yılındaTürkiye’nin ilk özel üro-androloji hastanesi olan Hattat Hastanesi’ni hizmete açmıştır.
Burun estetiğine son zamanlarda kadınlar kadar erkekler de ilgi göstermeye başladı. Genel anestezi altında gerçekleştirilen bu operasyon genelde 1-2 saat sürüyor. Operasyon sonrası yaklaşık 1 gece hastanede kalmayı gerektiriyor. Ameliyattan sonra ilk 24 saat göz kapaklarında şişlik, hafif ağrılar oluşabiliyor. Şişlik ve morlukların çoğu ilk 1-2 hafta içinde yok oluyor. Ameliyat sonrası burnunuza uygulanan alçı, bandaj ve tüm dikişler ilk haftanın sonunda alınacaktır. Kemik ve kıkırdağın şekillendirilmesi burnunuzun durumuna ve doktorunuzun tercih edeceği tekniğe bağlı. Bu nedenle burun estetiği yaptıracaksanız doktorunuzla burnunuzun nasıl görünmesini istediğinizi ayrıntılı bir şekilde konuşmalısınız. Ameliyattan sonra 2 hafta zorlu aktivitelerden, 8 hafta boyunca da burnunuza gelecek darbelerden kaçınmalısınız. Güneş gözlüklerinin 3 ay kullanılmaması da tavsiye ediliyor. Burnunuzun son görünümüne 1 yıl hatta daha da uzun bir süre sonra kavuşacağını da bilmelisiniz.
Hiçbir erkek penisinin yeteri kadar büyük olduğunu düşünmez. Oysa penisin büyüklüğü ile orgazm veya zevk seviyesinin bir alakası yoktur. Ereksiyonun meydana gelebilmesi ve ilişkiyi devam ettirecek ölçüde sürdürülebilmesi en önemli faktördür. Ancak eğer yine de penisinizin yeteri kadar büyük olmadığını düşünüyorsanız,ekibimize başvurarak yapabileceklerinizi gözden geçirebilirsiniz. Günümüzde penis büyütme operasyonları ile penisin boyutunun yeterli hale getirilmesi mümkündür.

Penis boyunuz cinsel ilişkiye girmenize imkan sağlamıyor veya penisiniz tıbbi açıdan yetersiz boyutta bulunuyorsa o zaman penis büyütme ameliyatlarından yararlanabilirsiniz. Penil ogmentasyon da denilen bu cerrahi işlemler penisin boyutlarını arttırarak size daha fazla cinsel güven ve zevk vermeyi amaçlar. Penis büyütme operasyonları için genellikle genç yaşlarda başvurular olmaktadır. Ancak ileri yaşlarda da sertleşme problemi olan hastalarımız da bu ameliyatı düşünmektedirler.

Penis büyütme ameliyatları esas olarak iki tip cerrahi işlemin bir arada yapılmasıyla tamamlanır. Birinci işlemde penisin boyu uzatılırken, ikincisinde kalınlığı arttırılır. Genelde bu iki işlem aynı cerrahi operasyonda tamamlanır. Penis boyunu uzatma ameliyatlarında penis köküne yapılan bir kesi ile penis suspensor ligaman denilen liflerinden ayrılır. Arada kalan boşluklara lokal doku doldurulur ve bu bölge lokal deri ile kaplanır. Penis kalınlaştırmada ise kalça bölgesinden alınan deri ve yağ dokusu penis çevresine yerleştirilir. Bunun yanı sıra liposuction işlemi ile alınan yağlı doku ile de penis kalınlaştırılabilir.

Hastalarımız büyütme ameliyatı olduklarının anlaşılıp anlaşılmayacağı merak ederler. Kalınlaştırma operasyonlarında böyle bir yan etki meydana gelmezken bazı uzatma ameliyatlarında- ameliyatın tipine göre- dışardan izlerin belli olması mümkündür. Yine de bu izler estetik açıdan rahatsızlık yaratacak boyutta olmazlar.

GERÇEKÇİ HEDEFLER KOYUN

Penis büyütme ameliyatını düşünen hastaların en çok merak ettikleri noktalardan biri ne kadar sürede normal hayatlarına dönebilecekleridir. Ameliyat sonrası normal yaşantınıza ne kadar sürede döneceğinizi fiziksel durumunuz, sigara gibi riskleriniz, yara iyileşme hızınız gibi pek çok faktöre bağlıdır. Ancak genel olarak ameliyat sonrasındaki 2 hafta boyunca ağır hareketlerden kaçınmanız ve günlük aktivitelerinize yavaş yavaş dönmeniz gerekeceğini bilmeniz gerekiyor. Ameliyat sonrasındaki 4-8 hafta boyunca da cinsel ilişki ve ağır sporlardan kaçınmanız şart.

Penis büyütme ameliyatları ile ilgili en önemli nokta gerçekçi hedefler belirlemenizdir. Ameliyat öncesinde doktorunuzla beklentilerinizi ayrıntılı bir şekilde konuşmanız ve ameliyat sonrası elde edilecek sonuçları tartışmanız bu sonuçlarla memnun olmanız açısından büyük önem taşır. Bu nedenle eğer penis büyütme ameliyatını düşünüyorsanız, bu işlem için iyi bir aday olup olmadığınızı ve bu ameliyattan ne kadar fayda sağlayabileceğinizi mutlaka Hattat  uzman ekibi ile görüşmelisiniz.
Son dönemde giderek daha fazla ilgi çeken yeni bir trend var. Kadın cinsel organlarına uygulanan estetik ameliyatlar gerçekten de kadınların yeni gözdesi haline geldi.   Erkeklere uygulanan penis büyütme ve kalınlaştırma ameliyatları ile penisteki şekil bozukluklarını düzeltmeye yönelik ameliyatlar ne kadar yaygınlaştıysa, kadınlardaki bu tip cinsel organ estetikleri de o kadar popüler hale geldi. Biz de bu yazımızda vajinal estetiğe dair tüm sorularınızı cevaplamaya çalıştık. Farklı sorular ve randevu için Kliniğimize başvurmanızı rica ediyoruz.

ÖZELLİKLE DOĞUM SONRASI GÖRÜLÜYOR
Günümüzde kadın cinsel organının görünümü ve işlevsel yapısı hem erkek hem de kadınlar için çok önemli hale geldi.  Vajina aslında her kadında yapısal farklılıklar gösterir. Cinsel organlardaki bu farklılıklar doğuştan meydana gelebileceği gibi, doğum gibi hayat olayları sebebiyle de oluşabilir. Özellikle normal vajinal doğumlar cinsel organda bir miktar değişiklik yaratır. Her doğumda biraz daha değişen kadın cinsel organı böylece hem güzelliğini hem de cinsel ilişki sırasında kendisi ve eşi için gerekli olan normal kavrayıcı sıkılığını yitirir. Bu şekil ve yapısal bozulmalar çok farklı şekillerde görülebilir. Ancak aslında kadın cinsel organındaki şekil bozuklukları fiziksel bir problemin çok ötesindedir. Bu değişiklikler nedeniyle pek çok kadın kendisini rahatsız hisseder, görünüm ve işlevsel olarak kendilerinden memnun olmazlar. Bu durumu eşlerine ve sosyal ilişkilerine yansıtırlar. Bununla beraber kendi cinsel organından memnun olmayan bir kadın, sahip olduğundan daha güzel olduğunu düşündüğü başka bir kadın cinsel organı görürse, utanma ve endişe duyguları içinde eşlerinden uzaklaşmaya, görünümlerini saklama eğilimi göstermeye de başlar. 

“ÇEVRE DÜZENLEMESİ”NE İHTİYACINIZ VAR MI?
Daha önce de belirttiğimiz gibi kadın cinsel organı kadından kadına farklılık gösterir. Ancak cinsel organın bir bütün olarak güzel görünmesini engelleyen ayrıntılar, kusurlar yada normal doğum sırasında oluşan gerilme ve yırtılmalar nedeniyle ortaya çıkan rahatsız edici değişiklikler bu “normal” farklılıkların çok ötesindedir. Ancak bu sorunların çeşitli yöntemlerle düzeltilmesi, kadın cinsel organının daha güzel bir görünüm ve işlevsel bir yapı kazanması mümkündür.  Aşağıdaki listeden sizi rahatsız eden sorunlarınızı işaretlemeniz, hem sorununuzu daha iyi anlamanıza yardımcı olacak hem de doktorunuza başvurduğunuzda size vakit kazandıracaktır.

Doğuştan gelen sorunlar:
- İç dudakların çok büyük ve belirgin olması, dış dudakları aşması
- Klitoral şapkanın aşırı kalın veya geniş olduğu için fazla belirgin olması
- Klitorisin çok büyük ve belirgin olması
- Klitorisin hiç belli olmaması
- Dış dudakların yeterince hacimli olmaması
- Dış dudakların orta hattı aşacak oranda geniş olması
- Vajinanın çok geniş olması
- Vajina girişinin aşırı rahat olması

Doğum sonrası veya farklı nedenlerle sonradan ortaya çıkan bozukluklar:
- Vajina girişinde genişleme
- Vajinada genişleme
- Vajina kenarında oluşan yırtılma veya kesilerin kötü iyileşmesi
- Dış dudaklarda anüse yakın ayrışma
- Dış dudakların simetrik yapısının bozulması
- Kötü iyileşen yırtılmaların ilişki sırasında verdiği rahatsızlıklar

HANGİ AMELİYATLAR UYGULANIYOR?
Eğer cinsel organınızın şekil ve işlevsel yapısından memnun değişseniz, bu bozuklukları düzeltmek için uygulanan çeşitli cerrahi işlemlerden yararlanabilirsiniz.

Klitoris ameliyatları:
- Klitorisin yer ve belirginliğinin değiştirilmesi
- Klitoral şapkanın küçültülmesi
- Klitorisin yüzeyselleştirilerek duyarlılığın arttırması amacıyla yapılabilir.

Labioplasti işlemi:
- İç dudakların küçültülmesi ve dış dudakla olan ilişkisinin düzenlenmesi
- Dış dudaklarda büyüklük, genişlik ve bozuk yerleşimlerin düzeltilmesi amacıyla yapılabilir.

Hymenoplasti (kızlık zarı onarımı):
- Bu işlem iki türde yapılsa da günümüzde daha çok hastanede kalmanın gerekmediği, anatomik yapıya uygun normal ve doğal bir zar yapısının oluşturulduğu “zamandan bağımsız, kalıcı” yöntem uygulanmaktadır. Bu işlemde iyileşme süresi 7-12 gündür ve elde edilen neticeye bağlı olmaksızın kızlık zarı aylar ve yıllarca yeni bir cinsel birleşmeye kadar kalıcı olur.

Vajinoplasti:
- Vajina girişinin daraltılması,
- Vajina genişlik ve derinliğinin daraltılması,
- Vajina veya dudaklarda ortaya çıkan yırtık ve kesilere bağlı sorunların giderilmesi amacıyla yapılabilir.

İYİLEŞME SÜRESİ ÇOK HIZLI
Kadın cinsel organının işlev ve güzelliğini arttırmak için yapılan bu farklı girişimlerde genellikle hastanede kalmanız gerekmiyor. Ancak bazı durumlarda kişinin 1 gün hastanede izlenmesi gerekiyor. Bu ameliyatlar sonrası iyileşme dönemi de çok hızlı. Yaklaşık 7-12 günde cinsel organ bölgesinde iyileşme sağlanıyor. Ayrıca ameliyat sonrasında ağrı veya sızı oluşmuyor. Bu ameliyatlar kadınların kendi cinsellikleriyle barışmalarını, eşlerine karşı daha rahat edebilmelerini sağlıyor. Aynı zamanda klitoris ve vajen üzerinde yapılan işlemlerle cinsel birleşme sırasında eşler arasındaki temas ve cinsel uyarılma arttırılıyor. Kadın ve erkek cinsel yaşamlarında daha işlevsel ve zevkli bir yapıya sahip oluyor.

GECİKMEYİN: CİNSEL SORUNLARA DA YOL AÇAR
Geçtiğimiz yıllar içinde kadınların yaşadığı cinsel sorunların daha çok psikolojik kökenli olduğu düşünülürdü.   Oysa son yıllarda yapılan araştırmalar kadınlardaki cinsel sorunların altında daha çok fiziksel nedenlerin olduğunu ortaya konmuştur. Fiziksel nedenlerden bir tanesi kadın cinsel organlarındaki yapısal ve işlevsel bozukluklardır.
Bu nedenle eğer cinsel organınızda böyle bir sorun olduğunu düşünüyorsanız vakit kaybetmeden ekibimize başvurmalısınız. Jinekolog, ürolog, psikiyatrist, cinsel terapi uzmanı ve psikolog estetik hekimin birlikte çalıştığı ekibimiz cinsel problemlerin altında yatan sebebi derinlemesine inceleyecektir. Sorununuz cinsel organınızın yapısı ve işlevlerinden kaynaklanıyorsa yine size uygun cerrahi ve medikal tedavi planı düzenleyecektir.
Erkek hastalarımızda sıklıkla karşılaştığımız bir problemden bahsedeceğiz:
-Erkeklerde meydana gelen meme büyümesi-
Bu problem erkeklerde yalnızca fiziksel bir rahatsızlığa değil aynı zamanda sosyal kaygılara ve psikolojik sorunlara da yol açabiliyor. Bu problemden şikayetçi olan erkekler için göğüs küçültme ameliyatları yararlı olabiliyor.

Ameliyatta göğüslerdeki yağ ve beze dokusu alınıyor. İlerlemiş vakalarda fazla deri de alınarak düz, sıkı ve dış hatları belirgin bir meme oluşturuluyor. Ameliyat 1-1,5 saat sürüyor ve yaklaşık 1 gece hastanede kalmayı gerektiriyor. Bu operasyondan hemen sonra yürümeye, 1-2 gün içinde de günlük işlerinizi yapmaya başlayabiliyorsunuz. Ameliyat sonrası en az 4 hafta boyunca göğüs bölgenize darbe alma riski içeren iş ve aktivitelerden uzak kalmanızI tavsiye ediyoruz.
Ense, göğüs, sırt gibi vücutlarının çeşitli bölgelerinde verici saç ve kıl bölgesi bulunan herkes kadın erkek fark etmeksizin saç ekimi yaptırabilir. Saç nakli her yasta uygulanabilir.

Modern tekniklerin saç ekimi cerrahisinin geliştirmesi ile birçok erkek ve kadın geçmişte saç nakli cerrahisine uygun aday değilken bugün uygun aday haline gelmiştir, gelişen yeni teknikler ile birlikte her kişiye uygun doğal saç görünümünü gerçekleştirme olanağı sağlanmıştır. Bir hasta için hangi yöntemin uygun olduğunun belirlenmesinde verici bölgedeki saç yoğunluğu,  kafa derisinin gevşekliği, saç dökülme tipi, saç rengi ve saçın dalgalı veya düz olması, gibi pek çok faktör rol oynar. Eğer iyi bir adaysanız amacımız size mümkün olan en doğal görünümü en verimli biçimde vermektir. Operasyondan sonra kendi saçınız ile nakledilenler arasında bir fark görmeniz mümkün olmayacaktır. Nakledilen saç tamamen sağlıklıdır ve görünüş olarak doğaldır. Saç çizgisi önemli derecede gerilemiş ve geniş saçsız bölgeleri olan kişiler bile verici alanı yeterli ise bu yöntemle iyi bir saç örtüsüne kavuşabilir.

FÜE Tekniği:

Bistürü kullanılmadan gerçekleştirilen mikrocerrahi bir teknik olduğu için dikiş gerektirmez.
İsteğe göre ya da gereken seanslar birer gün arayla beklemeden arka arkaya uygulanabilir.
Saç folikül grupları birer birer ayrı ayrı nakledilir.
Yara izi bırakmaz.
Kadın ve erkekler fark etmeksizin isteyen her kişi de uygulanabilir.
İyileşme süresi oldukça kısadır. Bu yüzden operasyon gerçekleştirildikten hemen sonra normal hayata devam edilebilir.
Kaş ve sakalların yeniden oluşturulabilme olanağı vardır.
Verici bölge kısıtlaması olmadığından saç ekimi istenilen alıcı alana istenilen yoğunlukta saç ekimi yapılabilir.
Sigara cinsel yaşamın en önemli düşmanları arasında.  Cinsel gücünüzü arttırmak istiyorsanız sigarayı mutlaka bırakın.  14 yıl boyunca 100,000’den fazla kişiyi takip eden bir çalışmaya göre vücut kitle endeksi, egzersiz, beslenme tarzı ve alkol tüketimini sağlıklı sınırlarda tutan ve sigara içmeyen kişilerde ölüm riski %42 azalıyor.  Kalp damar hastalıklarına bağlı ölüm riski yaklaşık %50 ve kansere bağlı ölüm riski ise yaklaşık %30 düşüyor. Üstelik bu rakamlar sigarayı bırakan kişiler için de geçerli. 
KOLESTEROLÜ AZALTAN BESİNLER
 
İşte en çok bilinen, denenen ve güvenilen kolesterol savar besinler:
 
  • Yulaf kepeği
  • Ceviz, fındık, badem  (omega -3)
  • Elma  (kuvarsetin ve pektin)
  • Sarımsak (allicin), soğan (kuvarsetin)
  • Soya (soya sterol ve stanolleri, genistein)
  • Balıklar (omega -3)
  • Keten tohumu (omega – 3 ve PSSA)
  • Ahududu (pterostilben)
  • Greyfurt (pektin)
  • Havuç (beta-karoten)
  • Kurufasulye ve diğer bakliyat (quargum)
  • Zeytinyağı (tekli doymamış yağ asitleri)
  • Yeşil ve siyah çay (kateşinler)
  • Üzüm (resveratrol)
  • Domates-karpuz (likopen)
 Amerikan Kalp Birliği yayınladığı kalp koruma tavsiyeleri planında beslenmenin ve diğer yaşam biçimi değişliklerinin önemli olduğunu yeniden vurguladı. Sorunu salt doymuş yağ ve kolesterol sınırlaması olmaktan çıkararak alkol tüketimini azaltmanın, tuz kullanımını sınıralamının, sebze ve meyve tüketimini arttırmanın özellikle koyu renkli sebze ve meyvlere ağrılık vermenin öneminin altını çizdi. Amerikan Kalp Birliğine göre daha çok posa özellikle bakliyat ve tahıl tüketmek ve hergün ortalama 20 dakika ve daha fazla düzenli egzersiz yapmak kolesterol savaşını kazanmak için zorunlu yaşam biçimi değişiklikleri! Amerikan Kalp Birliği içeceklerden özellikle şeker -fruktoz eklenmiş içeceklerden gelen kalorilerin sınırlanmasını, meyve suyu yerine meyvenin kendisinin tüketilmesini, haftada en az 2  kez balık yenmesini tavsiye ediyor. Bizim önerimiz de kolesterol yüksekliği sorunun çözümünde yaşam biçimi değişikliklerini ısrarla uygulamanız ve onları keyifli davranışlara çevirmenizdir.
 
 
ŞİMDİ YÜRÜMEK MODA
 
Yürüyüş, bir sağlıklı yaşam mucizesidir. Kilonuzu korumak, kan şekerinizi, kan yağlarınızı ve kan basıncınızı dengede tutmak; cinsel sorunlardan, hatta kanserden, ülserden, stresten uzak, keyifli, kaliteli ve uzun yaşamak istiyorsanız lütfen yürün. Yaşlılığınızın, bellek sorunları, denge problemleri, kas ve kemik güçsüzlükleri, kaplıcalar, doktor muayenehaneleri ve romatizma klinikleri arasında geçmesini düşünmüyorsanız, bu mucizeden siz de yararlanın. Düzenli yürüyüş alışkanlığının cildi gençleştirdiğini, cinselliği güçlendirdiğini ve uykuyu derinleştirdiğini de hep hatırlayın ve şunu sakın  unutmayın: Sağlığınızın dört vazgeçilmez unsurundan biri olan egzersizin (diğerleri düzenli beslenmek, iyi uyumak ve stresi azaltmaktır) yararlarından faydalanmak istiyorsanız sadece yürümeniz yeterlidir. Bizim önerimiz yapacağınız bir saatlik ek yürüyüşlerle günde toplam on bin adımın üzerine çıkmanızdır. 

KOLESTEROL SAVAR BESİNLER

 
Reçeteli ilaçları kullanmadan, tamamen doğal besinler ve bitkilerden yararlanarak kolesterolünüzü azaltabilir misiniz? Denemeye değer! İşte en çok bilinen, denenen ve güvenilen kolesterol savar besinler:
 
  • Yulaf kepeği
  • Ceviz, fındık, badem  (omega -3)
  • Elma  (kuvarsetin ve pektin)
  • Sarımsak (allicin), soğan (kuvarsetin)
  • Soya (soya sterol ve stanolleri, genistein)
  • Balıklar (omega -3)
  • Keten tohumu (omega – 3 ve PSSA)
  • Ahududu (pterostilben)
  • Greyfurt (pektin)
  • Havuç (beta-karoten)
  • Kurufasulye ve diğer bakliyat (quargum)
  • Zeytinyağı (tekli doymamış yağ asitleri)
  • Yeşil ve siyah çay (kateşinler)
  • Üzüm (resveratrol)
  • Domates-karpuz (likopen)
PROSTAT AMELİYATI CİNSEL HAYATI BİTİRİR Mİ?
Hem prostat hastalıkları hem de tedavileri cinselliği etkileyebilir. Prostat hastalıklarına bağlı idrar yakınması olan erkek, bunun beraberlik esnasında olmasından çekinerek cinsellikten soğuyabilir ve cinsel isteksiz yaşayabilir. Bu durum sertleşme sorununa da yol açabilir. Erken boşalma sorunu da sıklıkla görülür. Bu nedenle günümüzde tedavi yöntemine karar verilirken, hem hastanın idrar şikayetlerini ve bunların yol açtığı cinsel sorunları gidermeyi hem de cinsel fonksiyonları zedelemeyecek bir tedavi tercih etmeyi hedefliyoruz.  Penis sinirlerini koruyan ameliyatlar ve ameliyat sonrası penis rehabilitasyonu ile sertleşme işlevini kuvvetlendiriyoruz.  Bu nedenle prostat sorunlarında hem yaşadığınız cinsel sorunları hem de tedavi seçeneklerini Hattat Klinik hekiminizle dikkatle değerlendirin. 
GENÇLERDE CİNSEL SORUNLAR PSİKOLOJİK MİDİR?
Sertleşme problemi yaşla birlikte daha sık görülse de çok genç yaşlardan itibaren bu sorunu yaşayanlar var. Hormonsal, damarsal, sinir sistemik kaynaklı organik faktörler ile hayat tarzı alışkanlıkları, hastalıklar, ilaçlar, beslenme, egzersiz seviyeleri gençlerde de cinsel fonksiyonları bozabilir. Bu nedenle cinsel sorunlarınızın psikolojik olduğunu düşünüp geçmesini beklemeyin.  Farkında olmadığınız organik bir problem de bulunabilir.  
SERTLEŞME İLAÇLARI HER DERDE DEVAMI DIR?
Sertleşme ilaçları ancak normal bir hormon seviyesi ve cinsel istek durumda işe yararlar.  Yani bu ilaçlar hormonları yükseltmez, isteği arttırmaz. Ayrıca sertleşme sorunu yaşayan her erkek bu ilaçlar ile başarılı sonuç almayabilir. Bu kişiler “Bu bile işe yaramadı” diyerek şiddetli bir performans kaygısı duyar, tedavi olamayacaklarını düşünürler.  Oysa sertleşmeye engel olan nedenler ortaya çıkarılıp tedavi edildiğinde performans ilaçlarını kullanılmadan da kaliteli bir sertleşme yaşanabilir.  Bu nedenle her cinsel sorununuzda -özellikle de hekime danışmadan- bu ilaçlara sarılmayın.